Giriş
(7)

İsim tavsiyesi

bugisme
Tarih-bilim-sanat-doğa temalı; uzun zamandır biriktirdiğim çok kişinin bilmediği olay-fotoğraf-eser veya ilginç bilgileri paylaşacağım instagtam hesabı için yaratıcı yerli-yabancı isim önerilerinizi almak isterim.Türkçe mi isim koysam mesela "meraklıolmag" gibi;Yoksa ingilizce "longlivecuriosity" gi
Tarih-bilim-sanat-doğa temalı; uzun zamandır biriktirdiğim çok kişinin bilmediği olay-fotoğraf-eser veya ilginç bilgileri paylaşacağım instagtam hesabı için yaratıcı yerli-yabancı isim önerilerinizi almak isterim.

Türkçe mi isim koysam mesela "meraklıolmag" gibi;
Yoksa ingilizce "longlivecuriosity" gibi mi?

Daha catchy isim lazım gibi.
0
bugisme
(07.04.23)
Bulduğunuz isimler çok kötü. İlginç bilgiler, enteresan bilgiler gibi basit ve içerik hakkında bilgi veren isimler daha çok dikkat çeker.
0
dissendium
(07.04.23)
@dissendium +1923
0
nawar
(07.04.23)
"enteresan şeyler" tam olarak senin hadiseyi tanımlıyor ve bence güzel.
0
alperz
(07.04.23)
duydunuzmu, biliyormuydunuz, hatırlıyormusunuz gibi
0
gece abisi
(07.04.23)
YazıYorum
GörüYorum
gibi bir şeyler de olabilir.
0
etna
(07.04.23)
Bahsettiğin konuların içerikleri senin zihninde epey şekillenmiştir. Sana hangi kelimeleri çağrıştırıyorsa yaz buraya, beraber seçelim.

Bence Türkçe olsun. İngilizce olunca daha özgün olmayacak. Zaten etiket filan da kullanılıyor, asıl Türkçe olursa daha belirgin ve özgün olur.
0
muhayyer divan
(08.04.23)
Mesela çoğunlukla genel kültürü ve az bilinenleri çalıştırıyor bana göre. "Az bilinen genel kültür" gibi bir başlık olabilir. Mesela "bilginin_az_bilinenleri" olabilir. Uydurdum şimdi. Ama gaz olsun diye yazıyorum.
0
muhayyer divan
(08.04.23)
(5)

Eş- aile arası kalmak.

drako
Eşim ailemin herhangi bir durumda kendisine değil de bana sorulmasından dolayı şikayetçi. Bu durum evliliğin başından beri var ancak idare ediyoruz sanıyordum.Ancak dün kendisinin doğum günüydü ve babam kutlamayı unuttu.Ben de anneme neden kutlamadığını sorduğumda babama söylediğini ama unuttuğunu s
Eşim ailemin herhangi bir durumda kendisine değil de bana sorulmasından dolayı şikayetçi. Bu durum evliliğin başından beri var ancak idare ediyoruz sanıyordum.

Ancak dün kendisinin doğum günüydü ve babam kutlamayı unuttu.Ben de anneme neden kutlamadığını sorduğumda babama söylediğini ama unuttuğunu söyledi. Ben de en azından mesaj atsaydı dedim ve sabah eşime doğum günü için mesaj atmış.( Yoğun çalıştığından unuttuğunu söyledi vs.). Eşim bu durumdan rahatsız oldu. Hak da veriyorum. Zira babam herkesin doğum gününü kutladı (ablam,eşi vs) ancak eşiminkini unuttu. Onun da kasıtlı yaptığını düşünmüyorum. Eşim de düşünmüyor kasıtlı olduğunu ama değer verilmediğine inanıyor.

Bugün son olayda ise yiyecek bir şeyde annem bana nasıl olmuş beğendiniz mi şeklinde mesaj atmış, eşim de bu mesajı görünce neden hep sana mesaj atıyorlar beni hep pas geçiyorlar. whatsapp grubundan da yazabilirdi annen vs. diyerek ufak bir tartışma yaşadık.

Bu durumda eşime hak veriyorum. Aileme durumu anlatsam bunu eşim istemiyor. Arada kaldım açıkçası. Teşekkürler okuyup fikir vereceklere.
0
drako
(06.04.23)
Ailenle eşin bence iyi tanışmıyorlar ve birbirlerine yaklaşmak için emek vermiyorlar, çabalamıyorlar. Eşin ailene yakınlaşmak için neler yaptı bilmiyorum ama annenin tavrı ve babanın unutmuş olması cidden biraz önemsizlik hissettiriyor, kasıt yoksa.

İş ailene düşüyor, yani eşin yeterince çabalıyor, ailenle iletişim kuruyor ama ailen onunla iletişim kurmuyorsa demek istiyorum. Ailen bunu yapmazsa veya hep bu minvalde giderse eşin gerilir, normaldir. Yapılacak en son şey de eşinin annenle açıkça dan diye konuşması olabilir diye düşünüyorum. "Benimle konuşmayı tercih etmeyişinizin bir sebebi varsa öğrenmek isterim, özellikle de size karşı bir edepsizliğimin olduğunu düşünüyorsanız lütfen bunu dile getirin ki doğruysa kendime çeki düzen vereyim yanlışsa da kendimi size ifade edeyim ve anlaşalım" gibisnden konuşması. Ama en son. Çünkü bu konuşma kavgaya da gidebilir kucaklaşmaya da.

Tarafların ikisi de yeterince çabaladı mı o önemli. Bazen aileler kendilerini geri çekerler, otorite kurmak için. Eğer öyleyse yanlış yapıyorlar bence.
0
muhayyer divan
(06.04.23)
Ailenize durumu anlatmak değil de, mesela ziyarete gittiğinizde birlikteyken "aa geçen salı eşimin dogumgunuydu biz de şöyle bir kutlama yaptık" şeklinde bir sohbet açın.

Onun dışında @muhayyer divan+1
0
encokbenisevinnolur
(06.04.23)
esinizin oncelikle kendi degersizlik semasi/degersizlik inanci uzerine calismasi, once kendine bakip sonra disariya bakmasi daha mantikli sanki. Aileniz objektif olarak bir saygisizlik yapmiyorsa, gorduklerinde/bir araya geldiginizde garip davranislar sergilemiyorsa, kasitli olarak onu yok saymiyorsa, bu sorun ailenizle degil esinizin ozdeger inanciyla ilgili. bu, kendi kendimizi degersiz gorup, baskalarina 'ben degisemiyorum, yarami iyilestiremiyorum, sen degis ki ben kendimi degerli hissedeyim' demek, ki surdurulebilir degil, bu tur ihtiyaclarin disardan tamamen tatmin edilmesi cok zor, sonu gelmiyor cunku 'yara' asli yarali tarafindan gorulmuyor ve onarilmiyor, sadece gecici onlemler alinmis oluyor.

ozellikle ikinci olayda, benim hic umrumda olmazdi sanirim, biz bir aileyiz, ha bana atmis ha sana, hic de 'bana deger vermiyorlar, onun icin mesaj atmiyorlar' gibi bir yerden yaklasmazdim. herkes farkli farkli. herkesin yarasi baska. ama belki ailenizin baska bir davranisi benim baska bir yarami tetiklerdi. yine donup, bu muamele objektif olarak saygisizlik mi yoksa ben mi yarama bastigi icin uzerime aliniyorum diye sorardim.
0
kassiopeia
(06.04.23)
Kabul ihtiyacı var. Sevginizi ifade etmeyi deneyin ailecek
0
hasmetizm 2046
(06.04.23)
Beraberken bir sıkıntı yok. Aslında hafta bir gün mutlaka annemlere de uğruyoruz. Orada da hiçbir problem yok eşimden de bir soğukluk sezmiyorum gayet mutlu gibi. Şundan rahatsız oldum demiyor eve döndüğümüzde. Ama özellikle ailemin bir şey olduğunda kendisini aramasını istiyor, ona sorulsun istiyor. Aileme durumu anlattığımda öncesinde eşimin çalıştığından bazen telefonları açamadığını ve bu sebeple beni aradıklarını söylediler. Nitekim doğru kendisi de açamadığını söylemişti.

@muhayyer;

eşim ve ailesi bize göre alınganlar. o yüzden benim başta hatam aileme karşı dikkatli olmalarını telkin etmek oldu sanırım. onlar da dikkatli adımlar atmaya çalışıyorlar, arada problem olmasın diye. ama bu sefer de bu sıkıntılar ortaya çıktı.
0
🌸drako
(06.04.23)
(9)

Bir psikolog hakkında

hlot
Bir kurumun ucretsiz psikologuna gidiyorum. Ben 1 dakikayi bile kacirmak istemezken psikolog genellikle erken cikarmaya calisiyor gibi geliyor. 5-10 dk erken cikariyor ya da 5-10 dk gec basliyip bitis suresini ona gore uzatmiyor. Gecen gun 5-10 dk gec baslamak zorunda kaldik, benden onceki uzadigi i
Bir kurumun ucretsiz psikologuna gidiyorum. Ben 1 dakikayi bile kacirmak istemezken psikolog genellikle erken cikarmaya calisiyor gibi geliyor. 5-10 dk erken cikariyor ya da 5-10 dk gec basliyip bitis suresini ona gore uzatmiyor. Gecen gun 5-10 dk gec baslamak zorunda kaldik, benden onceki uzadigi icin, "evet, yogun bir gun" dedi ozur diler gibi ama sonra bir konuyu bitirince hop cikardi beni, hem de 15-20 dk erken cikardi. Ben de saati kontrol etmemistim, herhalde zamani geldi dedim, cikinca anladim cok erken oldugunu. Cok uyuz oldum 20 dk erken cikarmasina.

Bir keresinde yine erken bitirecekti "suremiz 45 dk degil mi" dedim, saati yanlis hesaplamis gibi yapti, "aa evet tabii" dedi, sonradan ekstra 10 dk daha dertlerimi dinledi. Artik sikayet gelmesin diye mi yapti bilmiyorum. Ertesi hafta 5 dk gec geldi, daha ben bir sey demeden "evet, saatimize bakalim, bu sureyi eklicem, 45 dk surecek" dedi.

Yani boyle konusunca, guleryuzlu olunca da kizamiyorum. Bir de her seyimi anlattigim bir insan, dertlerime cozum bulmaya calisan bir insana "ama 45 dakika degil mi yahu" diye hafiften kizinca aramiz bozulur gibi hissediyorum. Halbuki o da profesyonel bakiyor degil mi meseleye? Oturup da benim dertlerimle dertlenecek hali yok. Bir haftada benim gibi 30-40 kisi goruyordur zaten. Ama iste bu psikolojiden cikamiyorum: sanki beni onemseyen, beni sevdigi icin bana yardim etmeye calisan biriymis gibi geldigi icin ters bir sey dersem aramiz bozulur, bir daha da eskisi gibi yardim alamam diye dusunuyorum.

Ne diyorsunuz bu duruma?

Bir de cok konusuyor. Takir takir konusmasi, sessizlik olmamasi hosuma gidiyor (bazilari dusunelim diye cok bosluk birakiyor) ama bir sey anlatacak, onu 2-3 ornek seklinde uzata uzata soyluyor. Basta tarzi bu herhalde dedim ama acaba usttekiyle birlikte dusununce acaba dedim, dert dinlemekten kafasi sisiyor da o yuzden kendisi bol bol konusmak mi istiyor? Arada ben lafa girmek istedigimi belli etmeme ragmen uzatiyor ve bazen sozunu kesmek durumunda kaliyorum. Bir de yani aylardir gidiyorum buraya, bir seyi anlamam icin bir ornegin yettigini, kapasitemin buna yettigini anlamis olmasi lazim bence.
0
hlot
(06.04.23)
45dk sureniz var diye illa ki o süreyi son saniyesine kadar kullanmali diye bir kosul yok.

Üstelik ücretsizmis de.
0
Yourcousinmarvinberry
(06.04.23)
Verimli geciyorsa olabilir boyle seyler ama yapilan ise de saygisizlik gibi bence. bunu da psikolog kendi icinde degerlendirip basini yastiga rahat koyuyorsa yapacak pek bir sey yok.
0
insanlik icin buyuk bir adim
(06.04.23)
@Yourcousinmarvinberry: ne demek ustelik ucretsiz? Bir yerden maas aliyor sonucta. 45 dakikanin son saniyesine kadar kullanmali, bana 45 dk bile az geliyor.

@insanlik icin buyuk bir adim: bu psikolog fena degil aslinda. İyi geliyor gibi ama ne yapicam, her defasinda "45 dk oldu mu" mu diyecegim?
0
🌸hlot
(06.04.23)
Duygusal bağ kurduğunuz için sıkışıyorsunuz, süreyi verimli kullanması konusunda ona ikazda bulunmak, ciddi ciddi 45 dk'yı doldurmak istiyorum deme hakkınız var çünkü bu süre başkalarına da size de tanımlanmış. Herkese aynı şeyi yapıyorsa açıkça görevi kötüye kullanıyor demektir.

Ayrıca bu kişi epey gençse (ki güven vermedi anlattıklarınıza bakınca) bence hemen bırakın, psikolog denen şahıslar karşılarındaki kişiyi bilgilendirmek zorundadırlar, süreyi doldurmadığında da, danışana olan davranışlarındaki bariz farklılıklar konusunda da... saçmalamış. Çekinmeyin ikaz edin, kendinize güvenin.
0
muhayyer divan
(06.04.23)
Aranız çoktan bozulmuş. Buraya yazdıklarını ona okut bence.
0
gece abisi
(06.04.23)
Orada önemli ve öncelikli olan sizsiniz, o değil. İnsanı durumlar olur geç kalınır vs ama bu sürekli arıyorsa noluyor noldu da boyle oldu demenizde bir acayiplik yok. Endisenizde haksız değilsiniz söylersem verimli yardım alamam demenizde, ancak öyle olursa bu onun yarattığı bir şey olur sizin değil.

Ücretsiz olayına da takılmayın. Ne tür bir kurum bu belirtmemissiniz ama baştan böyle sozlesilmis ve karşılıklı yazılı olmayan bir sözleşme yapılmış demektir. Dolayısıyla "zaten ücretsiz fazla bir şey bekleme oradaki sorunlari dile getirme" türü bir yaklaşım yanlış olur. Sözleşme karşılıklı çünkü.

Doğrudan problemlerinize çözüme kavuşturamasaniz bile kanaatimce böyle durumlarda uğraşmak iyidir. İyi derken oldurucudur kanaatimce. Bir problem değil bunu tekrar tekrar dile getirmeniz tekrarliyorsa. Onu tekrarlayanda problem var. Zaten siz soylediginizde geri adım atmış. Tekrarlarsa da söyleyin.
0
encokbenisevinnolur
(06.04.23)
seans süresinin normali 40 dakika diye biliyorum
bunları ona aktarman gerekiyor, psikoloğunla yaşadığın sorunlar da hayatının bir parçası
başka birine de yönlendirebilir

herkes işini tam yapmak zorunda ama günde 8 saat mesaiye 8 seans koyan bir kurum varsa, bu da insani değil
kendine zaman ayırmaya çalışması normal

son paragrafta aynı şekilde ben daha çok söz almak istiyorum 1 örnek yeterli diyebilirsinn
1 seansı beklentilerin için ayırabilirsin
0
bir soru sorcam
(06.04.23)
Sikayet eeeetttt. kesinlikle cok kotu bir psikolog
0
ala09
(06.04.23)
45-50 dk standart seans süresidir. eğer devamlı geç kalıyor ya da erken bitirmeye çalışıyorsa iş disiplini yok demektir. bir kuruma bağlı çalışıyorsa da danışan kaybetmekten çekinmediği için, kendi terapi merkezi olsa çok dikkat etmek zorunda kalırdı. şikayet edin, hiç hoşlanmıyorum bu tür davranışlardan ben. eksik tartan manavdan ne farkı var dakika çalan psikologun?
0
deartheodosia
(06.04.23)
(7)

Neden?

nolmus yani
Niye tüm arkadaşlarım çat diye bırakıp gidiyor?Benle dertleşmek vakit geçirmek için can atan, saatin kaç olduğuna bakmadan arayacak yardım isteyedek samimiyette olan, yanımda hep gülen bütün arkadaşlarım eninde sonunda çat diye bırakıyor. Bıktım. Ben neyi yanlış yapıyorum? Eninde sonunda tüm dostluk
Niye tüm arkadaşlarım çat diye bırakıp gidiyor?
Benle dertleşmek vakit geçirmek için can atan, saatin kaç olduğuna bakmadan arayacak yardım isteyedek samimiyette olan, yanımda hep gülen bütün arkadaşlarım eninde sonunda çat diye bırakıyor. Bıktım. Ben neyi yanlış yapıyorum? Eninde sonunda tüm dostluklarim o ghostingi yemekle bitiyor. Bende de gurur var gidip sormuyorum hayırdır ne oldu diye.

Ama merak etmeden de edemiyorum ve de sıkıldım. Zira aylar yıllar boyunca gecenin bilmem kaclarinda dertlerine çözüm olduğunuz arkadaşlarınız sizi terk ettigi için çareyi ekşi duyuru ile dertlesmekte bulunca insanın canı sıkılıyor biraz.
0
nolmus yani
(05.04.23)
Birkaç farklı durum söz konusu olabilir

1 - Son yılların ilişkileri genel olarak yüzeysel. Artık sosyal medya temelli sosyal hayat mı dersiniz, sosyolojik trendler mi dersiniz; insanlar kendi ihtiyaçları konusunda daha talepkarlar, ancak konu karşılık vermeye geldiği zaman kimse eskisi kadar vefalı değil.

2 - Belki insanların sizin düşündüğünüz kadar yardıma ihtiyacı yok; siz kendinizi deli divane ediyorsunuz, onlar da bunu severek kabul ediyorlar ancak ilk başta o kadar da ihtiyaç duymadıkları için sizinle aralarında çok özel bir şey olduğunu düşünmüyorlar.

3 - Farkında olmadığınız bir karakter özelliğiniz var. İnsanlar her ne kadar zor zamanlarında sizi yanlarında istiyorlarsa da normalde sizinle vakit geçirmek istemiyorlar.

4 - Hep yanlış, özünde vefasız, çıkarcı insanlara denk geliyorsunuz.
0
salihdt
(05.04.23)
Sadece hayatının imtihan sorularından biri bile olabilir. Enteresan bir şekilde astrolojik doğum haritasında böyle işaretler olur böyle insanların, biri de benim ve gerçekten haritadaki işaretleri aynen yaşıyorum, elimde de değil. Dikkat ediyorum bu olay bendeki hangi yanlışlığı gösteriyor diye, görüyorum ki bende insanlara aşırı, kendime sıfır değer verme alışkanlığı var. Tam da bunu yeneyim diye güneşimi aslan burcuna vermiş Allah, hatta beni desteklemek için mesela merkürümü başak burcuna koymuş, 7. evime ve terazi burcuma denk gelecek şekilde satürn (zorlayıcı, engelleyici, problem çıkararak iyice öğrenmemi sağlayıcı gezegen) yerleştirmiş vs vs. Bakıp düşünüp hak verdiğim çok konu oldu doğum haritamda, bu anlamda rehber olarak kullanıyorum. Ama bakış açısını ve edinilen bilgileri çok sağlam tutmak lazım. Herkesin yorumu doğru olmaz, sağlam astrologlar bulmak lazım, ünlü olanları da dahil.

Sen de kendine bak bakalım, arkadaş ilişkilerinde acaba kendini öncelemek yerine başkalarını gereksizce önceleyen ve bu sebeple hem senin hem de onların kıymet bilmemeniz durumunu oluşturan bir halin var mı.
0
muhayyer divan
(05.04.23)
Friends'de Joey herkesin hayatına devam edip ilerlemesine (moving on) kırılıyordu. Herşey eskisi gibi kalsın istiyordu. Aynı şekilde HIMYM'da da Ted benzer hislere kapılıyordu. İkisi de kalbimi kırmıştı ilgili bölümlerde. Yapacak bir şey yok. Zaman içinde dokunduklarımız azalacak, dokunduklarımıza dokunduğumuz anlar azalacak. Yağmurlar altında ağlarken akan gözyaşların nasıl kaybolup gidiyorsa sen de hepimiz de öyle kaybolup gideceğiz.

tiny.cc
0
twelfth
(05.04.23)
Çat diye gidiyorlar derken, evlendikten sonra mı aramıyorlar? Sorsanız ne olacak ki? Ne diyecekler? Sizinle kalmak isteyenlerle devam edin, gitmek isteyenler de gitsin. İyi bir arkadaş çevresi şans işi.

Yenileri belki eskilerinden de daha iyi olacak.
0
Kahvedesu
(05.04.23)
Yardıma ihtiyacım var, ya da nolur bugün şuraya gidelim şunu yapalım vs yapanlar onlar. farkında olmadığım bir özelliğim varsa da bulmak isteyecek enerjim kalmadı diyebilirim. belki de gerçekten başkalarına gereksiz öncelik verip duruyorumdur ve insanlar istedikleri eğlenceyi alınca kalma gereği duymuyordur.

evlendikten sonra gitme gibi bir durum görmedim. genel olarak insanlar ben hiç varolmamışım gibi hayatlarına devam ediyorlar. major bir değişiklik sonrası falan olsa anlayacağım. manita yapar veya evlenir anlarım. işi gücü değişir taşınır vs anlarım. daha bir sürü sebep var. ama evet, sorsam ne olacak ki diye düşündüğüm için hiçbir zaman sormadım.

ama kalmak isteyen de yok. hep bir gram arkadaşım oldu. öyle çok popüler değilim. olmamayı mı tercih ettim emin değilim. ama az ama öz insanlarla olmak hep daha hoşuma giden bir şey oldu. belki bu yüzden canım bu duruma çok sıkılıyordur.

tek sıkıntı yenisi eskisinden belki daha iyi olur diye diye yaş 30 oldu. gellmişim burada ergenler gibi hüüü arkadaşlarım beni sevmiyor diye dert yanıyorum...
0
🌸nolmus yani
(05.04.23)
neden sormuyorsunuz, sorsanıza? belki bir problem bile yoktur.
0
deartheodosia
(05.04.23)
Bir seyi yanlis yaptigin falan yok.

ilk kisimda bahsettigin sey pek çok kisinin basina gelebiliyor.
0
Yourcousinmarvinberry
(05.04.23)
(5)

Whatsapp sorusu

muhayyer divan
SelamNasıl arayacağımı bilemediğim için buraya sorayım dedim.Whatsapp'ta mavi tik, son görülme tarzı ne kadar bilgilendirici işaretleme varsa hepsini kapattım, sırf iletişimde çok bağımlılık oluşuyor diye. Fakat mesela bir sevgilim olsa ona şeffaf olmak isterim, onun da bana şeffaf olmasını isterim.
Selam

Nasıl arayacağımı bilemediğim için buraya sorayım dedim.

Whatsapp'ta mavi tik, son görülme tarzı ne kadar bilgilendirici işaretleme varsa hepsini kapattım, sırf iletişimde çok bağımlılık oluşuyor diye. Fakat mesela bir sevgilim olsa ona şeffaf olmak isterim, onun da bana şeffaf olmasını isterim. Fakat bu şeffaflığı ben anama babama göstermek istemiyorum mesela, 1 kişi için telefonumdaki 700 kişiye birden hesap verebilecek hale gelmek istemiyorum.

Sadece 1 kişinin son görülmeyi, mavi tiki vsyi görebileceği bir ayar var mı? Acaba yardımcı olan çıkar mı...

Ayarlarda "şu kişiler hariç..." gibi bir ayar var onu 699 kişiyi işaretleyerek yaptım, olmadı, sadece mevzubahis kişiyi işaretleyerek yaptım yine olmadı... böyle bir ayar var mı?
0
muhayyer divan
(20.03.23)
Yok.

Hem neden kapatıyorsunuz, kapatıyorsanız neden bir kişiye açıyorsunuz? Yıllardır ne kendimde ne çevremde mavi tik yüzünden hesap vermek zorunda kalınan bir olaya şahit olmadım. Bir kere bile. Bence anlam yüklemeyin, herkes yedi yirmi dört telefonla olduğumuzu biliyor ve aynı gün içinde o mesajı okuduğumuzu tahmin edebiliyor zaten. Siz onu kapatınca bir şey olmuyor. Bırakın açık kalsın, yiğidin malı meydanda olur :d Ana babanız, patronunuz sandığınız gibi size hesap soracak değil.
0
ruhen hastayim ben
(20.03.23)
Son görülmeyi kişiye özel açabiliyorsunuz, yani kimlerin göreceğini seçebilirsiniz.

Ama mavi tik için bu özellik yok, olsa iyi olur.
0
John Bloor
(20.03.23)
Sadece o kisiyle grup kurarsaniz gruplarda mavi tik kapatilamiyor. Son gorulme olayini bilmiyorum.
0
lallala
(20.03.23)
Son goruntuleme ve online'i kisi bazli yapabiliyorsun fakat mavi tik olmuyor. lallala dedigi gibi gruplarda mavi tiki kapatamiyorsun. gruptan konusursaniz aslinda istedigini yapmis oluyorsun.
0
oshamahue
(20.03.23)
@ruhen hasta

İnsanların hangisinin ne tepki vereceğini kestirmek zor. Üstelik aşırı kontrolcü anne babalar hâlâ var, kardeşler de var. Eskiden kullanmadığım özelliği açıp dikkat çekmek istemiyorum, derdim o. Delikanlılıkla alakası yok yani.
0
🌸muhayyer divan
(21.03.23)
(10)

kınama huyu nasıl aşılır

roket adam
çok detay vermek istemiyorum ama bana sanırım babamdan geçen kötü bir huy var, o da kınama. sanırım içten içe gelen bir yetersizlik hissi yüzünden çok çalışma, çok şey öğrenme, sonra bunu yapmayanları yerme ve kınama gibi bir huyumuz var. bunu tanımadığım insanlara değil de iyi tanıdığım ve çok sevd
çok detay vermek istemiyorum ama bana sanırım babamdan geçen kötü bir huy var, o da kınama. sanırım içten içe gelen bir yetersizlik hissi yüzünden çok çalışma, çok şey öğrenme, sonra bunu yapmayanları yerme ve kınama gibi bir huyumuz var. bunu tanımadığım insanlara değil de iyi tanıdığım ve çok sevdiğim kişilere (eşim) hissettiriyorum.

çok basit şeylerde mesela "aa bunu nasıl bilmiyorsun" falan tarzı tepkiler değil de normal karşılamam gerekiyor. bunu nasıl aşarız, bilen düşünen var mıdır?
0
roket adam
(19.03.23)
kibir gibi mi? çalışkan ve çalışmanın karşılığını alan insanlarda oluyor sanki bu. ama herkesin çalışmasının karşılığını alabildiğini düşünmüyorum yani çok iş yapan çok para kazanır diye bi şey yok. bu yüzden o tatmini yaşayamadıkça çalışma arzusu da azalıp öğrenme isteğini kaybedebilir. eğer meraksız buluyosanız eleştirmek yerine kitabın orta yerinden değil de başlangıç seviyesinde bilmesini istediğin şeyi öğrenme yönteminden bahsedebilirsiniz. çünkü bilmeyen biri nereden başlayacağını da bilmez. genel olark "kültürsüzlük" gibi bi şeyse veya gündemden uzaksa redditten falan link yollayabilirsiniz arada. konuyu bilmiyorum ama ben bazı kült filmleri izlememiştim ve erkek arkadaşım ellerimi kollarımı bağlayıp göz kapaklarımı kibritle sabitleyip izletmişti :p bundan memnunum erk arkimin teşviki beni harekete geçiriyor.
"nasıl bilmezsinn" normal bi tepki. ben bilmediğime "evet bilmiyorum" diye kafama vururum. cahillik bazen komik oluyo bırakın da bilmediklerimizden utanalımmmmmm
0
ala09
(19.03.23)
kınadığını yaşamıyorsan sorun yok
olduğu gibi kabullenmek, sevmek

o noktalarda gelişim beklentin de varsa karşı tarafın da o heveste olması gerekir bu durumda
öğretmekten zevk almıyosan farklı bir motivasyon bulmalısın
bir de tepki verilecek şeyler verilmeyecek şeyler sınıflandırması
karşı tarafın kapasitesiyle empati yaparak düşünme, kendi kusurlarını akla getirmek
0
bir soru sorcam
(20.03.23)
Kınadığın her durumun hemen faydalarını görmeye çalış. Kendini buna şartla. Çünkü hiçbir şey tamamen kötü de tamamen iyi de değildir, ki zaten iyilik kötülük vs vs vs hep bizim zihnimiz için geçerli şeyler, yoksa her şey kendi varoluşunda nötr, var ve doğru, gerçek.

Her şeyde bir fayda görmeye çabalarsan bir süre sonra alışkanlık olur ve iltifata geçersin. Güzel olur. Tebrik ederim kendini seviyorsun :)
0
muhayyer divan
(20.03.23)
Cok guzel bir farkindalik bu bence, hic endiselenmeyin en onemli kismi isin.
Baskasinda kinadigimiz ozellikler kendimizde olup girmek istemedigimiz, kabul etmedigimiz ve kendimizde olmasina izin vermedigimiz seylerdir. Buradan baslayin oncelikle. Neyi kiniyorsunuz, kinadiginiz seyin kendinizde oldugunu fark edin, hatta esinizle konusun dilerseniz, ve kendinize bunun icin izin verin. Hicbir sey tamamen iyi ya da kotu degil +1.
Eger okuma yapmak isterseniz, Isigini Arayanlarin Karanlik Yani'ni tavsiye ederim, tam da bunu anlatir.
Eger genel olarak en yakinlariniza kotu ya da ters davranma huyunuz varsa, bu siklikla degersizlik hissi ile ilgili oluyor, kendimizi degersiz hissettigimiz icin aslinda bizi seven insanlari bundan hareketle degersiz goruyoruz.
Son olarak olani, oldugu gibi kabul etmek icin de okumalar yapin, kimseyi degistirmek ve nasil olmalari gerektigini soylemek haddimize degil aslinda.
0
kassiopeia
(20.03.23)
Kendi kusur ve yanlışlarını düşünmeyle işe başlayabilirsin.
0
diyecevaplandı
(20.03.23)
İnsanı kompleks bir canlı gibi düşün. Bildiği iyi olduğu başka şeyler vardır bununla birlikte yetersiz olduğu şeyler de vardır ki aslında senin kadar bilgili olmaması hatta daha doğrusu seninle aynı şeyleri biliyor olmaması ne kadar yetersiz yapar o da ayrı konu.
Bunları düşünerek karşındakini olduğu gibi kabul etmeye çalışabilirsin.

Ayrıca başarı ölçüleri de önemli. Daha çok mu para kazandığını için daha iyisin?daha iyi araba kullandığın için mi dahaniyi lastik değiştirdiğin için mi?
Ssenin eksiklik dediğin şeyin eksikliğini yaşıyor mu acaba karşı taraf?
Örneğin daha çok para kazanmadigi için eksikliğini hissediyor mu?
Lastik değiştiremedigi için yılda kaldı mı vs?
0
kisa
(20.03.23)
Şiddetsiz iletişim konuya şu şekilde bakıyor;
bu yaptığın şeyi bir veya birden fazla ihtiyacını karşılamak için yapıyorsun.
Farkındalık sahibi olman en güzel adım.
Kabul ihtiyacın olabilir, görülme ihtiyacın olabilir, empati vererek ihtiyacını bulmanda yardımcı olması lazım birisinin, sonra da bulduğun ihtiyacı nasıl karşılarsin ona bakıyorsun.
İhtiyaçları farklı şekillerde karşılayabilir ve aynı tatmini yaşayabiliriz.

Geri bildirim almak çok verimli oluyor.
bize sorduğun şeyi eşine sorup (seni kötü hissettirdiğini belirterek) ne düşündüğünü ne hissettiğini sorabilirsin. Onu rahatsız ediyorsa nasıl söylemeni tercih ettiğini sorabilirsin. Tahmin yerine iletişimi tercih etmek en verimlisidir.
Düşüncelerin ve davranış desenlerinin en derin çıkış noktasını bulmak uzun bir süreç ve cesaret istiyor altında acı oluyor genelde çünkü.
Yargısız, yorumsuz ve tahminsiz bir iletişim için şeffaf ve sevgi dolu olmak yeterli. Bir de şiddetsiz iletişim eğitimi almak ;)
0
hasmetizm 2046
(20.03.23)
ilk aşamada içinizden geçen şeyleri dışarıya vurmayın yeter
0
iwillsee
(20.03.23)
bir de aile içinde fark ettiğim bir durum var
örneğin kardeşim kendini geliştirdiğinde önceki eksiği aklıma geliyor
veya artık ben yeterince üstün olmadığım için bocalıyorum

yani bu durumdan mutlu olmak gerekiyor aslında
başkasına yardım ederek ya da kendi çabasıyla gelişiminden hoşnut olmak gerekiyor eleştirisel bakmak yerine
0
bir soru sorcam
(20.03.23)
eger fazla elestirel ve beklentili ebeveynler ile buyuduyseniz bu normal. surekli onu da yap bunu da yap, ya da bunu yapmazsan iyi olmazsin gibi bir yargi ile. ya da fark etmeden surekli sizden daha cok okumanizi ogrenmenizi bekledilerse. ayrica, bunlarin kendi yetersizlik ve degersizlik semalarimiz ile ilgisi var, kendinizi oldugunuz gibi degerli ve yeterli gordukce, sevilmek ve deger gormek icin 'performans' sergilemek zorunda olmadiginiz gercegi kendi icinizde oturdukca ve bunu tamamen kabul ettikce etraftan boyle beklentileriniz de azalacak. bunlarin hepsi kendi icimizde 'yetersiz' olarak degerlendirdigimiz ve kendimizde kabul edemedigimiz seylerin yansimasi aslinda, dolayisiyla is kendinizde basliyor ve bitiyor, kendinizi oldugunuz gibi kabul edip, kendimize oldugunuz gibi olma, mukemmel olmama (mukemmel olma gibi bir sey yok zaten) izni verdikce disariya bakis acimiz ve insanlari olduklari gibi kabul etme ve yazdiginiz diger seyler kendiliginden geliyor.

siz ne zaman sartli sevgiyi ogrendiniz, ne zaman bu halimle yeterli degilim, degerli degilim, sevmem icin x-z yapmam gerekiyor kalibini ogrendiniz, buralara bakip yavas yavas iyilesmek lazim. ayrica farkindaliginiz varsa, kendinizi her bunu yakaladiginizda - kendinizi yargilamadan - dusunce seklinizi ve davranisinizi duzelteceksiniz, bir sure sonra 'dogaliniz' bu olacak. gerekirse geri donup ozur dilemek, bu davranisinizin nereden dogdugunu aciklamak vs. hep gecerli yollar.
0
kassiopeia
(20.03.23)
(15)

Hiç iyi değilim

maryjane
Ülkede yaşanan her şeyden (deprem, sel, yangın, ekonomi, siyaset) dolayı ben artık toparlanamıyorum. Özellikle bu depremden sonra iyice çöktüm bakın gerçekten pandemide vs asla böyle olmadım. Her gün mutsuz uyanıyor, mutsuz işe gidip geliyor, evde de mutsuzluk saçıyorum. Çevremdeki herkesi de rahats
Ülkede yaşanan her şeyden (deprem, sel, yangın, ekonomi, siyaset) dolayı ben artık toparlanamıyorum. Özellikle bu depremden sonra iyice çöktüm bakın gerçekten pandemide vs asla böyle olmadım. Her gün mutsuz uyanıyor, mutsuz işe gidip geliyor, evde de mutsuzluk saçıyorum. Çevremdeki herkesi de rahatsız etmeye başladım bunun da farkındayım ama düzelemiyorum arkadaşlar. Evlilil arifesindeyim bi yatak olmuş 7-8 bin lira, insanlar yurtdışında bu fiyata 2.el araba alıyor biz burada ne yaşıyoruz ya, gerçekten mutsuzluk ve umutsuzluktan ölmek üzereyim.

Sevdiceğime dedim ki gel gidelim buralardan, araştırdık ettik, kanada, amerika vs neresi varsa. Tabii ki para ve zaman gerektiren şeyler bunlar ama bu süreçte ben nasıl ayakta kalacağım, nasıl iyileşeceğim, nasıl mutlu olup etrafımı eşimi dostumu da rahatsız etmeyeceğim? Gerçekten kendimi toparlamak istiyorum ama olmuyor. Mutsuzum işte. Tavsiyesi olan?
0
maryjane
(13.03.23)
ülkede yaşanan ve somut olarak sana dokunmayan her şeyden bu kadar etkilenen biriysen bence psikolojik destek almanda ve kendini psikolojik olarak güçlendirmende fayda var. tv izlemeyerek, sosyal medyayı azaltarak, kendine ve ailene vakit ayırarak, farklı aktiviteler yaparak yani gerçek bir hayat sahibi olmaya ve kendi hayatını yönetmeye çalışarak başlaman lazım. yoksa sosyal medya ve tv'lerdeki felaket senaryolarını, olumsuz haberleri, gece gündüz yapılan anlamsız propagandayı sürekli takip edersen insanın psikolojisini bozmaması mümkün değil.

böyle hassas bir bünye kanada, abd gibi ülkelerde yaşanan olaylara da göçmenliğin verdiği zorluk da eklenirse daha da çok tepki verecektir.
0
roket adam
(13.03.23)
spor yap. ciddi bir cevap. aynı şekilde depremden sonra artık insanlıktan çıkmak üzereydim. her konuda çok empati yapan biriyim, iş olsun aile, aşk vs olsun beni çok etkiliyor. iş stresim zaten uyutmuyordu bir de depremde sabahlara kadar ayaktaydım. kardeşim deprem bölgesindeydi. haftalarca zombie gibi gezdim. çok ağır spor yaparak çözüm bulduğumu düşünüyorum. hem spor hem de recovery sırasında vücut resetliyor kendini.

kimyasallar iyi bir çözüm değil. terapi ve duyguları yazmak, üzerine ağır spor. aileyle, sevgi dolu insanlarla vakit geçirmek vs.
0
gabe h coud
(13.03.23)
Kanada'ya Amerika'ya gidince orada da mutlu olmayacaksın ki orada da farklı bir nedenle bu psikolojiyi yaşayacaksın, ya yanlış anlaşılmak istemem ama benim çevremde bi şekilde Kanada'ya giden çok kişi oldu mutlu olan bir kişi olmadı çoğu geri döndü, ABD zaten daha bok gidebiliyorsan bi Avrupa ülkesine falan gitmeye çalış en azından.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(13.03.23)
ingiltere'de yaşıyorum geçen bi kafede 3-4 arkadaş oturduk saadet binası önünde yapılan cb adaylık açıklamasını izledik. fiziksel olarak uzaklaşmakla olmaz, olmuyor. ekonomik olarak sıkışıp kaldık zaten hepimiz. geçen sene 14k£ civarına mercedes e aldım hep hayalimdi. yarın tr'ye dönmek istesem napacam bilmiyorum. satsam gelsem tr'de 300'e verdikleri araçlara bakıyorum, değil almak binmek, kapımın önünde komşumun park etmesini istemeyeceğim araçlar. neyse konumuz bu değil. eğer geleceksen özellikle avrupa'da refah var ama burda bir süre çalışayım döneyim tr'de yaşam standardımı yükseltmiş olarak devam edeyim diyemezsin.

ben avrupadan memnunum sakin güzel ama abd'de çevrem ve güvendiğim kişiler olmasını ve oraya gitmeyi çok isterdim, öyle bir keşkem var. lisansta bölümümdeki bir kız öyle gitti, 3*4 akrabası da vardı çok samimi olduğu arkadaşları da, hepsi elinden tuttu yol yordam gösterdi şimdi çok güzel paralar kazanıyor. avrupa'da esnaflık - ticaret harici bu çok zor, onu yapabilmek için de çok ciddi tecrübe açısından birikiminin olması gerekiyor.

"yav dayı ne uzattın, ne diyorsun özet geç, ne yapalım dersen?" eğer; şu an kk'yı başkan yapıp onun ve 6'lı masanın çok iyi bir kadro ve hükümet kurmasını ummaktan başka yapacak bişey yok. tr potansiyeli olan ama asırlardır bunu kullanmaya beceremeyen bir ülke
0
avatar is back
(13.03.23)
Bu ortamda evlenmek çok yanlış.
Evlenmeyi düşünen birinin yurtdışı hedeflemesi ayrı bir yanlış.

yanlış*yanlış = yanlış^2
0
scholar
(13.03.23)
Spor yap gece uykusunu kaliteli ve yeterli uyu güneşe maruz kal ve magnezyumunu ve d vitaminini takviye et. Yetmezse antidepresan gerekebilir.
0
muhayyer divan
(13.03.23)
Meditasyon deneyimi varsa yas çemberleri çok iyileştirici oluyor.

yasveolumbilgeligi.org

Bir kez katılmıştım. Yas çemberi yaptıran burcu ertunç çok iyiydi açıkçası.
0
hasmetizm 2046
(13.03.23)
spor yapacak iradeniz varsa kişisel deneyimime dayanarak antidepresan kadar etkili olduğunu söyleyebilirim. yoksa psikolojik destek alın. gerçekten karmaşık canlılarız, şimdi sizi alıp da bütün bu sıkıntıların olmadığı bi türkiyeye koyma imkanımız yok ama, belki başka sebepleri de vardır. o yüzden bi oturup düşünmek ve yazmak da lazım.

bi de çok sevdiğim bi söz var "if you're going through hell, keep going." (cehennemden geçiyorsan, geçmeye devam et.) bi şeyleri bastırmadan yaşayıp tüketmeye çalışıyorum artık ben her şeyi.
0
curious mind
(13.03.23)
Ben de aynı durumdayım. Paralize olmuş gibi hissettiğim için psikiyatriste gittim. Antidepresan verdi, kullanmaya başladım. Daha iyiyim sanki:/
0
boyalı kuş
(13.03.23)
koca ülkenin ve dünyanın derdini sırtınıza yüklüyorsunuz. modern insanın en büyük problemi bu bence - her şeye erişim fazlasıyla rahat olduğu için kırılgan beynimizin kaldırabileceğinden çok daha fazlasına maruz kalıyoruz. klasik tavsiye olacak ama lütfen sosyal medyayı azaltmaya çalışın. haberler için işe yaramaz sansasyonları değil de daha bilgilendirici ve bilimsel/politik yönü olan, rapor/röportaj tarzı işleri okumaya çalışın illaki geride kalmamak niyetindeyseniz.

yaşanan acı şüphesiz çok büyük, üstüne üstlük ülkenin gidişatı da ortada ama her şeyi bilmek insanın üstünde inanılmaz yük oluşturuyor. don külot hayvan peşinde koşalım, ağaçlardan sallanalım demiyorum ama bence insanlık olarak biraz fren yapmamız lazım. "mutlu" dediğimiz kitleler kendi dünyalarında yaşayan insanlar hep. cahillik mutluluktur demiyorum. öğrenmek, bilmek bence her zaman iyi ama bu kadar derine dalmak iyi değil çünkü bireysel olarak hiçbirine müdahale edecek kapasitemiz yok.

kulağa tırt gelecek ama mutluluk gerçekten akşam eve gelip bulgur pilavı yedikten sonra diriliş ertuğrul filan izlemekle oluyor sıradan insan için. onu yapmaz kitap okursun, eylem değişir ama kilit nokta DÜNYANIN/ÜLKENİN SORUMLULUĞUNU YÜKLENMEMEK. karşılaştırmalardan uzak durmaya çalışmak.

yalan değil bugün ben de avrupa'da yaşayanlara bakınca motivasyonumu kaybediyorum, "bizim yaşadığımız hayat mı?" diyorum ama 18. yüzyılda rus toprak işçisi/kölesi de olabilirdim. o adam muhtemelen bizden mutlu yaşadı çünkü kendisinden daha iyi yaşayanları görmüyordu bile.

eyyorlamam bu şekilde. hayat anlamlı veya kompleks bir şey olmak zorunda değil. hepimiz ölüp gidiyoruz, 10 sene sonra yüzümüzü bile hatırlamıyorlar. kendiniz için uğraşın elbette ama mükemmeli, kusursuzu, şahaneyi arayarak canınızı sıkmayın. sırf keder. hiçbir karşılığı, getirisi yok.
0
mark greg sputnik
(13.03.23)
hocam mesele ülke mi yoksa ekonomik durumun mu? gördüğüme göre ekonomik. asıl nokta ihtiyaçlarınızı karşılamanız. değilse abd'de de yaşasınız isviçre ya da norveş'teki insanın refahı size dokunur. ekonomi karşılaştırmasında sınır yok o yüzden siz kendi ihiyaçlarınıza bakın kıyasa girmeyin.
0
uyuya kalip kavimler gocunu kaciran adam
(13.03.23)
ülkemizdeki enflasyon artışı özellikle ücretli çalışanlarımızın alım gücünü ciddi oranda düşürdü ve birçok kişinin umutsuzluğa kapılmasına sebep oldu bu bir gerçek ama insanlar arasındaki umutsuzluk muhabbetleriyle, herkesin birbirine avrupa, abd övmesiyle ekonomik anlamda 1 birim kötüye gittiysek psikolojiye etkisi 10 oldu maalesef bu psikolojiden çıkmak gerekiyor önce. mesela bir yemeğe atıyorum 200 lira veriyoruz masada biri diyor ki almanya'da buna 20 birim veriyorlar. e tamam da almanya'daki mühendisin, yazılımcının maaşı 3bin, 4bin birim onu söyleyen yok. burada 20bin birimler normal maaş oldu artık bu pozisyonlar için. yanlış anlaşılmasın tabi ki onların alım gücü bizden yüksek ve özellikle araba konusunda çok halk düşmanı bir piyasamız var ama geliri hesaba katmadan gider üstünden konuşunca 15 kat kötüyüz gibi etkisi oluyor psikolojiye. dolayısıyla insanlar avrupa'ya gidince tüm dertlerimden arınıcam gibi hissedip orayı idealleştirirken burayı cehennemleştirip iyice kötü hissetmeye başladı. öyle bir şey yok tabi ki. hem fiziksel olarak buradan çıkmayla burayı önemsemeyeceksin diye bir şey yok illaki sevdiklerin, değer verdiklerin olacak burada ve türkiye'deki kötü şeyler gene seni üzmeye devam edecek. bence önce bu ruh halinden çıkmak gerek. avrupa ülkelerinin yeryüzündeki cennet olmadığını her yerde insanların sıkıntı çektiğini kabul etmek gerek. tabii ki türkiye'nin fakiri avrupa'nın fakirinden daha fakir ama polyannacılık yaparsak türkiye'de zengin olmak da avrupa'da zengin olmaktan daha kolay çünkü bizdeki gelir eşitsizliği çok daha fazla. içinde bulunduğumuz ekonomik umutsuzluğa depremde yaşadıklarımız eklenince bazı kişilerde sizdeki gibi bunaltmalar normal ama burada benim dediklerim ve diğer arkadaşların dedikleri biraz sizin bakış açınızı değiştirmiyorsa gerekiyorsa kredi falan çekip bir psikoloğa gidin. çünkü tek başına bir yurtdışı çalışma izni çözüm olmayacak böyle bir bunalmaya.
0
semaforo de medianoche
(13.03.23)
hayatta sorunlar bitmeyecek. gelen dalgaları atlatmaya bak işte, hepimiz öyle yaşıyoruz. muhteşem bi mutluluk yok, hiçbir şey de bunu garanti etmiyor.
0
deartheodosia
(13.03.23)
Almanya'dan sevgiler, tavsiyem evlenmeyi erteleyip harcamalarınızı dil kursuna yapmanız olur gerçekten gitmek istiyorsanız. Bir de spor yap düz koşu 1 saat. Biraz iraden kuvvetlenir, kafan dağılır.
0
abi bi dizi buldum on numara
(14.03.23)
kanada'nin kotu psikolojisi olani daha da kotulestirdigine defalarca sahit oldum, gocmeden once cok iyi dusunun derim.

7-8bin liraya araba alma isi de yalan, o araba ilk 3 ayda patlar paraniz da cope gider.
bunlar hep bizim dustugumuz kuyular :)
0
cooperr
(14.03.23)
(4)

Twitter'da gelen mesajları görememek

muhayyer divan
Selam,Böyle bir sorunum var, fazla kimseyi de takip etmediğim hatta pek bir etkileşimde de bulunmadığım halde (sadece mesajlaşıyorduk annemle) annemden gelen mesajları kesinlikle göremez oldum, birkaç aydır böyle. Sebebi ne olabilir? Çözüm bilen var mı?
Selam,

Böyle bir sorunum var, fazla kimseyi de takip etmediğim hatta pek bir etkileşimde de bulunmadığım halde (sadece mesajlaşıyorduk annemle) annemden gelen mesajları kesinlikle göremez oldum, birkaç aydır böyle. Sebebi ne olabilir? Çözüm bilen var mı?
0
muhayyer divan
(12.03.23)
telefondan bahsediyorsunuz değil mi? pil optimizasyonuyla ilgili bi durum olabilir, yani pili optimize etmek için twitterın arka planda çalışmasına engel oluyor olabilir işletim sistemi. android için yazdım zaten bunları ios bilmiyorum. benim telefonumda uzun basınca simgeye i çıkıyor ona basınca o uygulamanın izinlerini ve pil opt.u ayarlayabiliyorum.
0
curious mind
(13.03.23)
Olmadı. Yaptım dediğinizi ama hiçbir şey değişmedi.
0
🌸muhayyer divan
(21.03.23)
bildirim izni kapalı olabilir mi. belki ilk yüklediğinizde 'bildirim gönderebilsin mi' dediğinde izin verme demişsinizdir. bunu kontrol etmek için telefon ayarları > uygulamalar > twitter. bildirimler kısmında izin verildi yazıyo bende. izinler kısmında da yine bildirimler var.

bir de twitter uygulaması içinden bildirim ayarlarını kontrol edebilirsiniz.
0
curious mind
(27.03.23)
twitterın kendi sorunu bence bildirimleri de kafasına göre gösterip göstermediği oluyor
0
bir soru sorcam
(27.03.23)
(5)

camasirlar kac derecede yikanir?

heartwork
beyazlar, renkliler ve siyahlar?iki saat bekleyemedigim icin hepsini kisa programa atiyorum.kisa program da 30 dk. dereceyle sikma ayari var sadece. nasik ayarlayim bu uc kategoriyi?kadin arkadaslar?
beyazlar, renkliler ve siyahlar?

iki saat bekleyemedigim icin hepsini kisa programa atiyorum.

kisa program da 30 dk.

dereceyle sikma ayari var sadece. nasik ayarlayim bu uc kategoriyi?

kadin arkadaslar?
0
heartwork
(11.03.23)
İşin içine trikolar yünlüler de girer, tek sınıflandırma o üçü değil. Hassaslar var mesela şifon gibi ipekli gibi... bunlar çok önemli ayarlar olabiliyor ve kısa program eğer uygun ayar yoksa müthiş zarar verici olabiliyor.

Makinenin ön panelinin fotosunu atsan veya marka model bilgisini yazsan belki şak diye reçete yazan biri çıkar. Böyle çok belirsizlik hakim oldu.
0
muhayyer divan
(11.03.23)
Beyazlılar ve iç çamaşırları hariç hepsini 30 derecede. Hijyen konusunun kritik oldugu geri kalan her şey 40 ve üzeri.
0
limonlu eksi
(11.03.23)
Kumas turu ne olursa olsun;

beyazlar, nevresimler ve ic camasirlar 60 derece. 45-75 dk degisiyor kirlilik boyutu ve zamanima gore.
Renkliler 40 derece. 45-75 dk degisiyor kirlilik ve zamanima gore.
Yikama talimatlarinda 30 yazan ve bir sey olursa diye korktugum kiyafetler (canim montum mesela) 30 derece kisa program.
Hepsi 800 devir.

Bundan ayrintili yikama talimatlariyla ugrasamam, henuz hicbir sorun da yasamadim bu sekilde.
0
unidentified floating object
(11.03.23)
ben de burada bir şey sormak istiyorum, makineden anlamıyorum rastgele yıkıyorum ben de yıllardır. ekonomik programı var mesela 40-60 derece arasında 2 saatte yıkıyor. yazın bunu kullanıyorum. kışın kazak vs attığım için hassas programı çalıştırıyorum o da 40 derecede 1 saatte yıkıyor. bu ekonomik programın olayı ne, ben çocukluktan kalma annemden duyduğum, yüksek derecede daha temiz olur şeyinden ekonomiyi açıyorum, bir faydası yok mu yoksa?
0
sanguine
(11.03.23)
65 dereceyi aşma
0
ankarakecisi
(11.03.23)
(4)

Uykudan once gelen ölümü hatirlamak

Chips
Biraz stresli bi surecten gectim/gecmeye de devam ediyorum. Gozlerim kapanana kadar ya pcde vakit geciririm ya da telefonda. Asiri uykum gelmeden yataga girmem. Son zamanlarda uykudan once bir gun olecegimi hatirlayip anlik uykum kaciyor. Bazi gunler bu sebeple uykusuz da kaldim. Su an psikiyatriste
Biraz stresli bi surecten gectim/gecmeye de devam ediyorum. Gozlerim kapanana kadar ya pcde vakit geciririm ya da telefonda. Asiri uykum gelmeden yataga girmem. Son zamanlarda uykudan once bir gun olecegimi hatirlayip anlik uykum kaciyor. Bazi gunler bu sebeple uykusuz da kaldim. Su an psikiyatriste de gidemem. Onerilerinizi bekliyorum.
0
Chips
(11.03.23)
Herhalde geleceği fazla düşünmekten... Bulunduğum ana ve maksimum üç beş ay sonrasına odaklanarak ben çözdüm o işi. Bir ara bende de vardı. "Lan yapacak çok iş var ama yaşasam yaşasam 40 yıl daha yaşayacağım. ölmek istemiyorum" tribi...
0
alperz
(11.03.23)
Gelecegi dusunmeden yapamiyorum cunku isim filan cok belirsiz bi halde. Bu sene ne kadar nerede hangi sehirde kalacagim bile belirsiz. Olumden korkmuyorum. Ahirete de inanmiyorum. Ama bedenimin yok olacaginin dusuncesi hirpalayici oluyor.
0
🌸Chips
(11.03.23)
Uykunun kendisi de yarı ölüm zaten. Ölümden korkmaya gerek yok çünkü irademizin tamamen dışında bir şekilde, el mahkum öleceğimiz gerçeği var. Ölümün bir yok oluş değil, aynen uykuya daldığımız (uykuya dalma eyleminin gerçekleştiği) ânı hatırlamayışımız gibi bir şey olduğunu ve sonrasının dönüşüm süreci olduğunu bilmemiz yeter.

O meşhur söz çok doğru. Ben buradayken ölüm yok, ölüm geldiğinde ben burada olmayacağım. Evet bu kadar. Çünkü ölüm bir yok oluş değil bir dönüşüm süreci. Beden kendi asıl yapı taşlarına, ruh da asıl haline geri dönecek, hani arabayı otoparktaki yerine park edip eve gitmek gibi, o kadar.

Aklına geldiği zaman çok bunalıyorsan aklına hemen güzel hayaller getir. Sevdiğin insanları, sevdiğin hisleri yaşadığın anları getir ya da yaşayacağın anların hayalini kur. Ben öyle yaparım. Bu aralar anneannemin vefatıyla ilgili çok şeyler düşüyor aklıma, kurtulmak için bu dediklerimi yapıyorum.
0
muhayyer divan
(11.03.23)
Sanırım 15 yaşımdan beri yaşadığım şey .
Ben herkes yaşar zannederdim aynı korkuyu ,
Ben akraba aile kayıbı sürekli yaşadım . Yaşıyorum .
Ben tabii ara ara tedavi de gördüm ( psikiyatri )
Ben dalana karar telefona bakarım. Öyle uyurum .
Şöyle bişey de var , meşguliyet durumunuz nasıl bilmiyorum ama genelde gün içinde hiç bir şey yaşamayanlar , sadece uyuyana kadar telefona bakma noktasında , aynı şeyi yaşıyor .
Sanırım beyin günü boş geçirince gün bitmemiş gibi muamele yapıyor .
0
dunyatuhaf
(11.03.23)
(15)

Depremdeki gerçek vefat sayısı

duchess jessamine
Kaç olabilir?
Kaç olabilir?
0
duchess jessamine
(18.02.23)
50 binden asagi olma ihtimali yok. 100 bine yakin oldugunu dusunuyorum. yikilan bina sayilarindan yaptigim bir tahmin. 100 bin kotumser bir tahmin degil maalesef. cogu binanin ikinci depremde yikildigini dusunerek hesaplayinca bu cikiyor.
0
antikadimag
(18.02.23)
Şuan enkaz altında 120-140 bin kişi vardır. Matematik diye bir bilim varsa.
0
deer hunter
(18.02.23)
150 bin olduğunu düşünüyorum.
Öyle yerler yıkıldı ki tek bir binada zaten 1000 kişi yaşıyordu. En son baktığımda 10000 yıkılmış bina vardı şehirlerde. Her binada. Her bina da 15 kişi ölmüş olabilir dedim. Bazılarında bu sayıdan azdır, bazılarında ise çok fazla
0
zimbirik
(18.02.23)
Devlet ne dediyse onun 3 katı olur.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(18.02.23)
yıkılan evler, hane ve yaşayan kişi sayısı hesabıyla 150-200 bin arası olduğu söyleniyor. gerçek vefat sayısını hiç öğrenemeyeceğiz maalesef.
0
deartheodosia
(18.02.23)
risklayer ın bir tahmin modeli var, türkiye ve suriyeyi bölge olarak tutuyor
twitter.com
0
freebird5406_2
(18.02.23)
80 bin civarı olduğunu düşünüyorum. her yıkılan bina ilk depremde yıkılmadı. ayrıca yıkılan binaların tamamı konut değil.
0
paintov
(18.02.23)
Hukukçular daha iyi bilir ama bir insana resmen ve hukuken öldü diyebilmek için ortada tanımlanmış bir cenaze olması gerekiyor.

Devlet, tanımlanmış ve tanımlanamamış cenaze sayılarını veriyor. Onun için açıklanan resmi sayılara yalan ya da yanlış demek doğru değil.

Diğerleri uzun yıllar kayıtlarda 'kayıp' olarak geçecek ve 'öldü' diyebilmek için mahkeme kararı gerekecek.
0
Mirket
(18.02.23)
akp ne açıklıyorsa x3
hiç şaşırmayan hesaptır.

pandemide kovidten ölenlere bile salgın hastalık yazmamak için kırk takla attılar. kovid sebepli ölen binlerce kişi sırf sayı artmasın diye başka sebeplerden öldü gösterildi.
burada da aynı şeyleri yapmayacakları ne malum.
0
astronom bey
(18.02.23)
@mirket +1

kayıp olanlar vefat sayısına dahil edilemiyor. cenazesi bulunana dek bu sayıya dahil edilemiyor hukuk gereği. örneğin atsu'nun cenazesine bugün ulaşıldı ve bugün dahil oldu vefat sayısına.

önemli bir nokta da yıkımın ikinci depremde daha çok olması yani ilkini hasarlı atlatan binaların ikincide çok daha kolay bir şekilde yıkılması sayının yüz binleri bulmamasının asıl nedeni bence.
0
pardus
(18.02.23)
Enkazdan henüz çıkmayanlar
açıklanan vefat
sağ çıkıp sonra vefat edenler
Kurtulup çadırda kslan ve soğuk, bakımsızlık, evsizlik nedeni ile ilerleyen aylarda başka nedenlerle vefat edecekler

Hepsini düşünürsek en iyimser ihtimal 350.000
0
photo85
(18.02.23)
Depremin olduğı gün pazarı pazartesiye bağlayan gece. Yani hafta başı, insanlar işe gidecekler, evlerinde uyuyorlar.

Size çok iyimser bir hesap yapayım mı?

Önce bilgi, yenişafak gazetesinden:

"13 ilde yürütülen hasar tespit çalışmaları kapsamında şu ana kadar 236 bin 410 bina da yer alan 1 milyon 279 bin 576 bağımsız birimde hasar tespit çalışması yapıldı.

Yürütülen çalışmalar kapsamında 33 bin 143 binada yer alan 153 bin 506 bağımsız birimin acil yıkılması gereken, ağır hasarlı ve yıkık olduğu tespit edildi."

153 bin bina. 150 bin diyelim.

Her bir binada 1 kişi ölmüş olsa 150 bin kişi ölmüş olmalı. Peki her bir binada 1 kişi mi vardı? Hayır, kesinlikle.

Her bir binada en az 5 daire olsa, her dairede en az 2 kişiden, bina başına 10 kişi. 150.000 × 10 = 1.500.000

Kişi.

Hürriyet gazetesine göre 39.672 kişi ölmüş. 39.672 nerede, 1.500.000 civarı kişi nerede Allah aşkına.
0
muhayyer divan
(18.02.23)
@muhayyer divan,

gazetede yazan "bağımsız birim", yani doğru haliyle "bağımsız bölüm" bina demek değil. her daire, müstakil ev, villa (ikizse 2, üçüzse 3) bir bağımsız bölümdür. bina, binadır. binanın içindeki örneğin 10 daire 10 bağımsız bölümdür. aynı zamanda binanın altında 2 dükkan varsa bunlar da birer bağımsız bölümdür.

bir şeyi savunmak ya da karşı çıkmak için yazmıyorum, sadece bilgiyi düzeltmek istedim.
0
pheno
(18.02.23)
büyük oyun görülmüş
tüm enkaz kalktığında kaç ölüm + kayıp açıklanmışsa o kadar kişi vefat etti.
ben yakınımı kaybettim ama ölü-kayıp sayılmadı diyen çıkmadı 99 depreminde,

risklayer da tahmin ve medyan vermiş ama neye göresini söylememiş, tvitirdan ekmeğini arayan bir araştırma şirketi olduğunu söyleyebilirim

ilk depremde yıkılmayıp insanlar dışarı çıktığı için, yıkılan bina*insan sayısı hesabı da yanlış

tldr: istatistik böyle bir şey değil

@muhayyer divan
"33 bin binada yer alan 153 bin bağımsız birimin" orada 33bin *bina* yazmasına rağmen 150bin bina olarak anlaman bi kenara
"153 bin bağımsız birimin acil yıkılması gereken, ağır hasarlı ve yıkık"ı da hepsi depremde yıkılmış olarak almışsın.
0
stirlingshire
(18.02.23)
muhayyer divan'ın yanıldığı diğer konu da şu: 153 bin 506 bağımsız birimin acil yıkılması gereken, ağır hasarlı ve yıkık olduğu. yani bu sayının tamamı yıkılmış değil. ağır hasarlılar ve yıkılması gerekenler dahil. ben gerçek sayı öğrenilmesin veya tahmin edilmesin diye sayıyı birlikte verdiklerini düşünüyorum
0
paintov
(19.02.23)
(7)

Depremzedelere yapılacak

mekaniker
evler sadece ev sahibi olanlara mı yapılıyor? Kiracı olup evi yıkılanlara da mı ev verilecek?
evler sadece ev sahibi olanlara mı yapılıyor? Kiracı olup evi yıkılanlara da mı ev verilecek?
0
mekaniker
(15.02.23)
Abi ev sahibi kiracı ayırt etmesinler artık insaf ya. Önemli olan kiracının kiracı kalması mı bu insanların barınabilmesi mi... böyle bir ayrıma giderlerse çok ağır küfrederim ya.
0
muhayyer divan
(15.02.23)
gerçekten ev verilirse öpüp başımıza koyalım.
izmir gerçeği varken.
0
jelly bear
(15.02.23)
öncelikle dask'ı olan %50'ye direkt ev verilir diye tahmin ediyorum. dask toki anlaşması vs ile. daha sonra kalan %50'ye de aylık 3-4bin lira taksitle evleri satarlar muhtemelen
0
avatar is back
(15.02.23)
kiracı olup evi yıkılanlara ev verilmesi vahşi kapitalizmin mantığına aykırı.
bildiğiniz gibi insanlık olarak medeniyetimiz vahşi kapitalizmin sarsılmaz temelleri üstüne inşa edilmiştir.
izmit depreminde kiracılara sadece belli süre kira yardımı yapıldı. ev verilmedi.
0
aslindasorunumpsikolojik
(15.02.23)
Kiracı olanların bir evi olmadığı için yıkılan evlerine ev verilmiş olmuyor böyle bir durumda. Yani teoride bakarsak mantıksız. Bunun yerine kira yardımı yapmak daha uygun. Öte yandan şehirleri dümdüz oldu bu insanların. Aile üyelerini kaybettiler. Belki eve gelir sağlayan kişilerini kaybettiler. Bu kişiler nasıl kira ödesin? Çalıştıkları işleri, iş yerlerini vs. yerle bir oldu. Toki konutlarından en azından kurayla ya da ihtiyaç durumuna göre bir kısmına ücretsiz, bir kısmına çok uygun devlet destekli şartlarla falan diyerek daire verilse ya da örneğin 5 sene boyunca kira bedeli olmadan TOKİ evinde oturma gibi bir destek verilirse bunu sorun eden çıkmaz bence.
0
nawar
(16.02.23)
dask diye bir şey var. yani zorunlu deprem sigortası. bunu sadece ev sahipleri ödüyor.
0
nickini degistiren yazar
(16.02.23)
cumhurbaşkanı kiracılara da çok düşük ödemelerle ev alma imkanı vereceklerini söyledi. kiracılara ev verilmesi hakkaniyetli de olmaz. örneğin adamın depremde kiraya verdiği 10 dairesi yıkıldı, adama 1 ev verip kalan evler kiracılara mı verilecek?
0
faberkastelli
(16.02.23)
(8)

Meme ağrısı

muhayyer divan
SelamSon regl döneminin hemen öncesinde (bi 8-10 gün önce) başlayan ve bugün dahi devam eden (toplamda sanırım 3 haftadır süren) meme ağrısı neden olabilir? Başladığı zamanki gibi, yani regl olacağının belirtisi olan ağrılar gibi. Çok değil ama yok da değil mızmız bişey. Hiç başına gelen var mı?
Selam

Son regl döneminin hemen öncesinde (bi 8-10 gün önce) başlayan ve bugün dahi devam eden (toplamda sanırım 3 haftadır süren) meme ağrısı neden olabilir? Başladığı zamanki gibi, yani regl olacağının belirtisi olan ağrılar gibi. Çok değil ama yok da değil mızmız bişey. Hiç başına gelen var mı?
0
muhayyer divan
(15.02.23)
Olamaz cinsel hayat yok.
0
🌸muhayyer divan
(15.02.23)
Hocam kendi kendine meme muayenesi yaptınız mı? Lütfen en kısa zamanda yapın ve emin olmak için doktor muayenesi+meme USG çektirin.
0
Amaranta ursula
(15.02.23)
Meme usg ile mamografi aynı şey mi?
0
🌸muhayyer divan
(15.02.23)
Hayır değil. Meme USG jel ve roll-on başlığına benzer bir alet ile memenizi goruntuledikleri işlem. Mamografi: memenizi tost makinesine benzer iki levha arasına konulduğu bir işlem.
Bir de meme mr'i var o ise her iki memenizin yüz üstü pozisyonda iki delikten aşağı sarktigi ve lahit gibi bir cihazda 20 dk kadar kıpırdamadan uzandığıniz işlem.
0
Amaranta ursula
(15.02.23)
Prolaktin hormonunuz fazla salgilaniyor olabilir. Endokrinologa görünmenizi öneririm.
0
chihirovekohaku
(16.02.23)
Fibrokistik meme yapısına sahip olabilirsiniz, genel cerraha görünüp ultrason çektirmeniz gerekir.
0
esinikaybetmiscorap.
(16.02.23)
Östrojen baskınlığından da olabilir.
0
inawen
(16.02.23)
soğuğa maruz kaldıysanız olabilir.
0
deartheodosia
(16.02.23)
(4)

ayak üşümesi ve termal tayt

karayel
Ayaklarım hep üşüyor bu havada bile üşür yani neysegeçen arkadaşım termal tayttan bahsetti. Aldım giydim ve ayaklarım hiç üşümediNeden böyle oldu taytla ayağımın ne alakası var?
Ayaklarım hep üşüyor bu havada bile üşür yani neyse

geçen arkadaşım termal tayttan bahsetti. Aldım giydim ve ayaklarım hiç üşümedi

Neden böyle oldu taytla ayağımın ne alakası var?
0
karayel
(14.02.23)
belki bacakların çok kalın ve kaslıdır. bacaklarına giden kandan dolayı ayaklarına kan gitmiyordur.

diye bir zihni sinir hipotezim var.
0
alperz
(14.02.23)
termal tayt vücudunun genel ısısını koruduğu için ayakların daha az üşümüştür. yoksa doğrudan ayağına bir faydası olmaz
0
paintov
(14.02.23)
Termal tayt yapısı icabı ısıtıcı bir giyim. Asıl belki de damar tıkanıklığı, dolaşım sorunu olabilir, ona baktır bence.
0
muhayyer divan
(15.02.23)
Vüsudun iç ısısının belli bir sıcaklıkta durması gerekir. İç ısı düştükçe öncelikli olarak kulak,burun, el ve ayaklardaki ısı kullanılır bunu dengelemek için. Termal tayt vücut ısınızı koruduğu dolayısıyla iç ısıyı da koruduğu için ayaklarınız ısınmış olabilir. Liseden kalma biyoloji bilgimle yorumladım. Yanlış yorumlamış olabilirim
0
yazdonumu
(15.02.23)
(3)

Deprem analizi

horizon
Yakın zamanda deprem analizi yaptıran yaptıracak olan var mı? Çalıştığı bildiği özel firma var ise paylaşırmısınız Özel bir firmaya test yaptırmak istiyoruz
Yakın zamanda deprem analizi yaptıran yaptıracak olan var mı? Çalıştığı bildiği özel firma var ise paylaşırmısınız
Özel bir firmaya test yaptırmak istiyoruz
0
horizon
(14.02.23)
@sedatchole instagram'dan bakabilirsiniz.
0
muhayyer divan
(14.02.23)
Binanın güvenliğinden çok emin değilseniz, güçlendirme yapılması ihtiyacı olacağını düşünüyorsanız seismodynamics firmasına bakabilirsiniz. İşlerinde baya profesyoneller
0
housedaki topal doktor
(14.02.23)
Bazı belediyeler bu hizmeti veriyor, mesela İBB'nin vardı. Ancak tahmin ediyorum ki, depremden dolayı başvuran sayısı çok fazladır.

Yöneticiniz (bina, site) varsa onunla bir konuşun. Belki daha önce yaptırılmıştır. Sonrasında ilçe ve varsa büyükşehir belediyesine başvurun. Kendi hizmetleri yoksa bile yardımcı olacaklardır.


.
0
kartallar yuksek ucar
(14.02.23)
(1)

psikiatrist nasıl seçilir?

duyurukullanıcısı
özellikle iş dünyası ve overthingking üzerine çalışan birisini nasıl seçebilirim?psikologa sonradan belki gitmek uygun olur diye düşündüm.
özellikle iş dünyası ve overthingking üzerine çalışan birisini nasıl seçebilirim?

psikologa sonradan belki gitmek uygun olur diye düşündüm.
0
duyurukullanıcısı
(13.02.23)
CV'sini paylaşan bir hekim olmalı, uzmanlık alanları arasında sizinkine uygun başlıklar bulunmalı. Fakat yine de referansları veya ünü iyi olmalı. Ama yine de her iyi hekimle anlaşabileceksiniz, anlaşıldığınızı hissedebileceksiniz diye bir kaide yok. Şans biraz.
0
muhayyer divan
(14.02.23)
(8)

Severek ayrılınır mı?

KUCO
Severek ayrılmak diye bir şey olur mu sizce? Bir takım sebepler buna sebep olabilir mi?
Severek ayrılmak diye bir şey olur mu sizce? Bir takım sebepler buna sebep olabilir mi?
0
KUCO
(30.01.23)
olur tabi. hiç türk filmi seyretmedin mi. bir çok sebep olabilir buna. günümüzde dahi
0
abelardo
(30.01.23)
Oluyor. Tecrübe edildi geçmişte.
0
baldan kaymak
(30.01.23)
sevseydin ayrılmazdın
ilerisine inanırdın
bi şeyler eksiktir, hisler eksiktir illa ki
0
bir soru sorcam
(30.01.23)
Oyle bi sey olmasa koskoca ayna grubu o isimde bir sarki yapmazdi. Bir takim sebepler de buna sebep olabilir muhakkak. Boyle yazinca da suleyman demirel vecizesi gibi oldu.

Saka bi yana, eski zamanlarda bu olay bence ilisklerin en az %90 i icin gecerli bir olaydi. Yani o zamanlarda duyuru olsa 'severek ayrilmak var mi?' seklinde bir soru yerine 'sevip de kavusmak var mi?' seklinde soru sorulurdu bence. Evlilikler genelde gorucu usulu ya da bir takim cikarlara dayandigi icin bu olay oldukca yaygindi. Tabii maalesef simdilerde de yine o sekilde olaylar halen var hatta o da yetmezmis gibi 'X oldugun icin olmaz' tarzi olaylar da yasaniyor. Hani gecmise kiyasla oran oldukca dusmustur hatta belki ekstrem ornek olarak da sayilabilir bunlar ancak olmadiklari anlamina gelmiyor maalesef.

Bunun disinda bir de uzun mesafeler donusen iliskiler, gelecek ile ilgili farkli beklentilerin olmasi ya da taraflardan birinin artik sevmemesi yuzunden de yine o sekilde sonuclanabiliyor. Her ayrilik direkt iki tarafin da artik sevmedigi anlamina gelmiyor.
0
j r r tolkien hayrani
(30.01.23)
Evet var. Bırak ayrılmayı, çok sevdiğin halde kesinlikle olmayacak biri olduğunu gördüğün için kalbini çevirmek zorunda kalmak bile var ki bunu ben yaşıyorum. Oluyor. Dünya işte.
0
muhayyer divan
(30.01.23)
Evet
0
gabe h coud
(31.01.23)
Olmaz hasta misiniz kardesim, seviyorsaniz neden ayriliyorsaniz?
0
duster
(31.01.23)
var tabii ki. örneğin sen çocuk istemiyorsundur karşı tarafın gelecek beklentisi budur. seeverek ayrılırsın. sevmek demek illa ömür boyu fedakarlık yapmak demek değil. geçerli sebepleri olabilir.
0
ala09
(01.02.23)
(20)

Haksız mıyım?

personaa
Şimdi uzaktan ilişki yürütüyorsunuz iş sebebiyle ayrı yerlerdesiniz sevgilinizle. Kısıtlı vakitte görüşebiliyosunuz. Tatil planı yapıyorsunuz sapancaya. Tatile gitmeden önce bi işiniz var ondan istanbula uğramanız lazım.izmir istanbul arası yol var yani. sevgiliniz size hiç sormadan, bi abisi ve eşi
Şimdi uzaktan ilişki yürütüyorsunuz iş sebebiyle ayrı yerlerdesiniz sevgilinizle. Kısıtlı vakitte görüşebiliyosunuz. Tatil planı yapıyorsunuz sapancaya. Tatile gitmeden önce bi işiniz var ondan istanbula uğramanız lazım.izmir istanbul arası yol var yani. sevgiliniz size hiç sormadan, bi abisi ve eşini olaya dahil ediyor diyor ki onları da ist bırakalım geçerken. Size hiç sormadan planı en son size söylüyor. Sinirlenmekte haksız mıyım? Sonuçta kısıtlı bi vaktimiz var ve ben tatile yayıla yayıla gitmek istiyo da olabilirim her gün görüşen çiftler değiliz ki biz? Sinirlendikten sonra yaptığı açıklama da kızlarını göremiyorlar zaten maddi durumlar sebebiyle, bizi de bırak dediler kıramadım. Ben de zaten başka yaptığı şeylerin birikimiyle ciddi patladım. Şuan sinirlenen ben olduğum için kendisi suçlu hissettiriyor beni. Sizce sinirlenmekte haksız mıyım
0
personaa
(30.01.23)
haklısın bence. aşırı derecede düşüncesizce bir hareket.
0
roket adam
(30.01.23)
Haklısın bence de. Ya da biz fazla takintiliyiz
0
abuzer
(30.01.23)
bence o kadar da abartılacak bir şey olmayabilir.
evet, elbette sorması çok daha iyi olurdu da, maddi sebeplerden kızını göremeyen abisi, "bizi de bırak" dediklerinde, "hayır bırakamam" mı diyecek?
o da ayrı saçma olurdu.

zaten gideceğiniz bir yol bu.
arabayla toplasanız beş saat sürüyor, yani tatile davet etmiş gibi davranmak biraz abartılı bence.
şu ekonomik ortamda insanlar çocuklarını görmek istemiş, keyif yapmak için işgüzarlıktan yapılan bir şey değil.
0
blatta hiberna
(30.01.23)
haklisin bence de. "ne var ki bunda idare et iste" diyenler olacaktir ama ben hic hoslanmam zorakiden.
0
hot potato
(30.01.23)
Blatta hiberna, abisi öz değil tanıdığı sevdiği bir abi yanlış anlaşıldıysa eğer
0
🌸personaa
(30.01.23)
yine de siz, "hayır gelmesinler" diyebilecek miydiniz?
ya da siz bunu deseniz de, o buna ses çıkartmadan "tamam" diyecek miydi?

tatile gideceğinden haberi olacak kadar yakın biriyse öz veya üvey veya tanıdık fark etmez ki.
özet olarak, "giderken bizi de bırakıverin" diye rica etmişler, o da kıramamış.
tatilinize engel olan bir şey yok ki, o süre zaten yolda geçirilecek.

yani siz de aynı şekilde tatil planınızdan önce iş için istanbul'a uğruyorsunuz.
sizin işiniz önemliyse, onun da tanıdığı abisi onun için önemli olabilir.
"tatile gideceğiz, ne istanbul'u, ne işi şimdi? yolu uzatıyorsun" demiyorsa, siz de abiyi götürüverin arka koltukta.
ilişkiler karşılıklı çabayla yürüyor.
0
blatta hiberna
(30.01.23)
haksız sayılırsın, hayatı bu kadar bireysel yaşamak istiyorsanız ilişki de yürütmeyeceksiniz.
0
nuisance
(30.01.23)
Haklsınız, sorması gerekirdi. İlişki karşılıklı çabayla yürüyor, doğru. Tam da bu yüzden size önceden haber vermesi gerekiyordu.
0
pispinti
(30.01.23)
El iyisi denen tabir varya hani ayıp kaçacak farkındayım ancak herkesin yardımına koşma gibi bi zorunluluk yok bence. Çok zorunlu olmadığı sürece ben yapayalnızken kimseden yardım istemeden bir şeyler hallediyorum. Mesela kredi kartıyla yol paramı ödüyorum. Benim babam çok el iyisi bir insan travmatik derecede, o tarz hareketler benim canımı sıkıyor. Önce bana sorması gerekmez mi? Aynı şekilde arkadaşıyla plan yaptı diyelim. Beni çağıracaksa arkadaşına söylemeli öncelikle bence doğrusu böyle değil midir?
0
🌸personaa
(30.01.23)
Bireysel takılan karşı taraf +3

Hayır diyememesini anlarım, bazen spontan gelişir böyle durumlar. Ama en azından bir mahcubiyet ve "idare edelim" ricası hoş olur.
Yine de istemiyorsa partner, "x'in teyzesi de gelecekmiş" şeklinde bir bahane söylenebilir abiye.
0
abuzer
(30.01.23)
Haklısın, buz gibi haklısın. Hayatını nasıl yasayacağını sen belirlersin, bireysel de olabilir asosyal de olabilir. Burada önemli olan bu değil, sevdiğinizin bunu düşünmemesi. Hele ki özlem varken böyle çer çöp az olan zamanı gaspediyorsa ben de sinirlenirdim
0
her giriste sifresini unutan adam
(30.01.23)
Valla araba kimin, kim kullaniyor arabayi orasini anlamadim ben. Eger araba sevgilininse ve o kullanacaksa yaptiginda pek bisey yok, bazen oyle emrivaki gelisebiliyor olaylar. O gibi durumda 'dur bi sevgilime sorayim' demek kolay olmayabiliyor.

Yok araba seninse ve sen kullanacaksan sen haklisin. Cunku o durumda 'dur bir sevgilime sorayim' demek direkt kabul etmekten daha kolay.
0
j r r tolkien hayrani
(30.01.23)
Sonuna kadar haklısın. Emrivaki yapılacak hukuk anca evlendikten en az 10 yıl sonrasıdır diye düşünüyorum. Emrivaki öyle bir şey. Ben hâlâ kend anneme emrivaki yapamam. Hakkı var çünkü, ne münasebet yani. Haklısın.
0
muhayyer divan
(30.01.23)
neye sinirlendiğini bilmiyorsun bence;

sinirlenmenin sebebi saygısızlık yapıldığını düşünüyorsun. eğer sorulsaydı zaten kabul edecektin, bir iki dakika düşünecektin, belki şakasına yolu bölüşürüz diyecektin, pazarlık yapma, kuralları belirleme şansın vardı.

bu tür durumlarda en güzel tepki aslında biraz sessiz kalmaktır, kısa kelimeler kullanmak, iletişimi azaltmak gibi davranışlarla karşı tarafa yaptığı şeyin bir sonucu olduğunu göstermiş olursunuz. bağırmanın çağırmanın, tehdit etmenin, ültimatom vermenin bir faydası yok. tam aksine sinirlenip bağırdıkça daha da artar.

Bu olay artık bir şekilde bağlanacak, o sizin bileceğiniz iş. bundan sonrasında kavga etmeyin, bağırmayın çağırmayın, laf sokmayın. çok içinizden geçecek çok fırsatlar çıkacak karşınıza bunlar için ama yapmayın, iletişimi biraz azaltın sadece, her şeyden bahsetmeyin falan.
0
selam
(30.01.23)
Ben de aşırı sinirlenirdim.
Hayir diyemezsin anlarim da hemen ardindan hsber verirsin boyle böyle bir durum oldu evet demek zorunda kaldım diye. Son dk soylemezsin yani.
0
stavro
(30.01.23)
Haklısın ama abartmaya gerek yok, olur böyle şeyler, başbaşa da kalırsınız yani bu son görüşmeniz değil sonuçta.
0
turuncu tonlarda
(30.01.23)
blatta hiberna +1 +1 +1

önceki şeylerin birikimiyle ciddi patladım falan hele en büyük hata. önceki şeyleri önceden söyleseydiniz? şimdi karşı taraf da pireyi deve ettiğinizi düşünüyor haklı olarak. madem kısıtlı vakit zaten yayıla yayıla gitmeyeceksiniz istanbul izmir yolunu, otobandan 4 saatte patlatacaksınız. kaldı ki siz izmirden sapancaya doğrudan gitmek varken istanbul diye bi şey çıkarmışsınız (dönüşte olsa neyse) ona bir şey dememiş karşı taraf. yaptığınız kıymet bilmezlik, ayrıca çevresine iyilik yaptı diye böyle kızıp bağıracaksanız hem sizden hem çevresinden soğur, ona zarar verirsiniz... seviyorsanız yapmazsınız, sevmiyorsanız da bitirin gidin böyle şeylerle zarar vermeyin.
0
sert siyah krom
(31.01.23)
blatta hiberna ve sert siyah krom +1 +1 +1
bu kadar sinirlenmekte haksizsiniz.
0
65 derece
(31.01.23)
bu mevzu o kadar eşimin yapabileceği bir şey ki daha okurken tetiklendim. kızım doğduktan sonra ailecek gittiğimiz ve ev kiraladığımız ilk tatilimizin ertesi gün kiraladığımız ev 2+1 diye abisi, yengesi, annesi, teyzesi ve 3 çocuğu damlamıştı siz çocuğu yanınıza alırsınız biz öteki odada ayak bacak yatarız diyerek lol :D sonra ben yaz tatilinde evimde rahatça yatıp kalkıp çocuğumu emziremeyecek miyim diye arıza çıkarınca eşim kaldığımız yerin üst katını onlara tutmuştu, ben ücretsiz izinde ve tek maaşla dişten tırnaktan arttırıp tatile gelebilmişken tatil masrafımız onların kirası ve mutfak masrafıyla durduk yere 3e 4e katlanmıştı. durduk yere sanki biz onları evimize davet etmişiz gibi davranıp hiçbir masrafa ortak olmadıkları gibi sürekli eşimi bizi çay bahçesine götür, bize dondurma al vs diye de darlamışlardı çünkü.

sevgiliniz de muhtemelen böyle biri, ille aile olması gerekmez hiç tanımadığı yoldan geçen biri bile bir şey istese acaba şu an kullanılıyor muyum, enayi yerine koyuluyor olabilir miyim diye düşünmeden varını yoğunu ortaya koyuyor. iyi biri belli ki, ama birlikte yaşayanı yoruyor, çeken bilir eşim sürekli ortaya atladığı için elalemi memnun etmek adına maddi manevi nelerden taviz verildiğini. o yüzden önceki olayların birikimini ve patlayışı da çok iyi anlıyorum.

siz belki açacaktınız son ses müziği, canınız istediği yerde durup yemek yiyecektiniz, kenara çekip manzara izleyecektiniz, öpüşe koklaşa, romantik sohbetler eşliğinde gidecektiniz. hayatınızda ilk kez göreceğiniz insanların yanında rahat olamayacaksınız, kötü bir başlangıç olacak ama sevdiğinizle ömür geçirecekseniz bu ne ilk ne de son olacak, bunları göze almanız gerekiyor onun karakteri açısından. o yüzden zaten kısıtlı bir zaman diyerek çok da mevzuyu uzatmadan baş başa olan zamanınızın tadını çıkarmaya bakın derim ben.
0
kakamelsokoban
(31.01.23)
kakamelsokoban+1
Yol da tatilin bir parçası çünkü. Hele ilişkinin başlarında, hele uzaktan ilişkide, her dakika değerliyken. Bu konuda sevgili haksız.
İnsanın sinirine hakim olması her türlü ilişkide ama en çok da sevgili / eş ilişkilerinde önemli. Patlamamak, yaptığı hatayla kişiyi yüzleştirmek her ne kadar bir patlamadaki ferahlığı vermiyorsa da bünyeye uzun vadede gerekli saygı, sevgi ve haklılığı sağlıyor insana.
0
SiyamkedisiZorro
(31.01.23)
(8)

Psikiyatrik hastayı psikiyatriste göndermeye ikna yöntemi

magispelantrolog
Valla iş bu kadar çığrından cikmasaydi asla yazmayacaktim. Ama bir sınır hastasi yyakinim var. Onu psikiyatriye göndermeye ikna edemiyoruz. Nasil ikna edebiliriz bbilen ya da bir psikiyatrist var mı?
Valla iş bu kadar çığrından cikmasaydi asla yazmayacaktim. Ama bir sınır hastasi yyakinim var. Onu psikiyatriye göndermeye ikna edemiyoruz. Nasil ikna edebiliriz bbilen ya da bir psikiyatrist var mı?
0
magispelantrolog
(30.01.23)
Yakınınızın taklit ettiği, özendiği ya da sözünü dinlediği biri varsa o kişinin psikiyatriste gidip, ne kadar iyi geldiğini yakınınızın yanında övmesi ve etraftaki diğer kişilerin aa ben de gideyim, ismi adresi ne diye onaması belki işe yarar. Mesela çocuk eğitiminde monkey see monkey do diye bir oyun var, çocuklar sevmedikleri denemeyi reddettikleri yemeği başka arkadaşlarının yediğini görünce deneyip sevebiliyor. Yetişkinlerin de bundan farkı pek yok aslında, denemeye değer.
0
kurbanlik koyun
(30.01.23)
Denedik onu kızkardeşi gidiyor o övdü çevrede bir çok kişi gidince ne kadar rahatladigini söyledi yaninda o ise sinirili olmasinin tek sebebini biz olarak goruyor
0
🌸magispelantrolog
(30.01.23)
Psikiyatrik olduğuna nasıl karar verdiniz ki? Daha çok psikolojik gibi görünüyor...
0
muhayyer divan
(30.01.23)
Cok cok uzun detaylar. Ben kisaca bahsedeyim. Kendisi sinir hastasi. Eskiden de boyleydi ama git gide daha da artmaya basladi yaptiklarinin dozu. Ciglik atmaya, bir seyler firlatmaya basladi. Her turlu ilsetisime kapali. Evdeki herkesle taritisiyor ve onunla iletisim kuramiyoruz. Ozellikle erkek kardesini kaybettikten sonra iyice yaptiklarinin dozu artti.
0
🌸magispelantrolog
(30.01.23)
Belki böyle davranmaya ve tedavi görmemeye devam ederse onu yapayalnız bırakacağınızı, yalnız kimsesiz öleceğini söyleyip gerçekten bir süre yalnız bırakırsanız değişmek isteyebilir. Anlattığınız durumdaki biriyle gerçekten yaşamak zor, bunu deneyimlemiş biri olarak söylüyorum. Bizimki yaşlanınca normale döndü, tedavi görmedi.
0
kurbanlik koyun
(31.01.23)
Bundan daha ilerisini de soyledik tik demedi. bizim ki yaslandikca cigirindan cikti iletisime kapali. Zihniyetini degistirmek imkansiz ve biz zaten onunla bu konuda mucadele etmeyi biraktik. Tek istegimiz psikiyatriye gidip sakinlestirici kullanmasi. Cunku asiri sinirili ve bizim de tahammulumuz kalmadi. Bizim gibi sakin insanlari bile cigirindan cikartti.
0
🌸magispelantrolog
(31.01.23)
dediğim gibi, tamamen yalnız bırakmayı, tedaviyi kabul edene kadar telefonlarına bile cevap vermeyeceğinizi söyleyip toplanıp başka yere gidin mümkünse (akraba yanı vs). bir yalnız kalsın tamamen. yalnız yaşayamayıp kabul eder.
0
kurbanlik koyun
(31.01.23)
Yalniz kalma korkusu yok malsef. Telefon numaralarimiz silip bize kin tutuyor. Biz onunla konusmasak asla da konusmuyor. Kendi dunyasini kurmus ne yazık ki:(
0
🌸magispelantrolog
(31.01.23)
(1)

Doğum Haritası

sacrilegious
Böyle bi şey varmış. Aslında astrolojiye inanmazdım ama okuduklarımdan sonra merak etmeye başladım. Aramızdan doğum haritamı analiz edebilecek bu işlerden anlayan birileri çıkar mı acaba?https://ibb.co/RCv3h5dhttps://ibb.co/5nKVYv9Teşekkürler
Böyle bi şey varmış. Aslında astrolojiye inanmazdım ama okuduklarımdan sonra merak etmeye başladım. Aramızdan doğum haritamı analiz edebilecek bu işlerden anlayan birileri çıkar mı acaba?

ibb.co
ibb.co

Teşekkürler
0
sacrilegious
(29.01.23)
Bu parayla yapılan bşr şey, bir de aslında bu grafikler kişinin kendine özeldir, yani özel bilgidir, her yerde rahatlıkla sergilemeyi bırakın kimseye kolay kolay doğum saatinizi filan söylememeniz gerekir.
0
muhayyer divan
(29.01.23)
(7)

hâlâ vs hala

ajora
entry'lerde ya da başka yerlerde yazdığım yazılarda kendimi bildim bileli bilinçli olarak şapkasız yazıyorum, çünkü sık kullandığım bir kelime ve yazı boyunca aynı kelimeyi şapkalı yazmak fazla kasıntı/eğreti duruyor benim için. bununla beraber insanların bu yazımla ilgili algısından tam emin değili
entry'lerde ya da başka yerlerde yazdığım yazılarda kendimi bildim bileli bilinçli olarak şapkasız yazıyorum, çünkü sık kullandığım bir kelime ve yazı boyunca aynı kelimeyi şapkalı yazmak fazla kasıntı/eğreti duruyor benim için. bununla beraber insanların bu yazımla ilgili algısından tam emin değilim (aslında bu algıya sahiptim önceden ama üzerine düşündükçe belirsizleşti sanırım) ve bunu merak ettim: uzunca bir yazıda "hâlâ" yerine "hala" yazıldığında yazarın bu kelimenin yazımını bilmediğini mi düşünürsünüz, yoksa gözünüze bile batmaz mı bu?

bunun dışında yine bazı konularda tdk'ya aykırı davranarak "tdk'ye" yerine "tdk'ya" yazıyorum mesela bu cümledeki gibi. belki bunun gibi başka "bilinçli yanlış yazım" örnekleri varsa aklınızda, bunlar hakkındaki görüşünüzü de belirtebilirsiniz.
0
ajora
(28.01.23)
senelerdir a üzerinde şapkanın kaldırıldığını ortamlarda söylüyordum. çünkü öyle bir karar bayağı konuşulmuştu hangi seneydi hatırlamıyorum. Şimdi sizin soruya cevap vermek için arattığımda bambaşka şeyler çıktı. meğerse hiç böyle bir şey olmamış. bir kaç sene sonra da kaldırıldı diye mi okuyacağız bilemedim. zaten tdk en öfkeli olduğum kurumlardan biri.

Şu durumda "kârı" yerine "karı" yazılmış bir yazıda yazım yanlışı olduğunu düşünürüm.
0
hikaye mesture
(28.01.23)
Birkaç sözcükte anlam karışıklığı olmaması için şapkalı a kullanılıyor. Kar/kâr hala/hâlâ adet/âdet aklıma geneler. Ben genelde hâlâ diye yazıyorum ama arada üşenip hala yazdığım da oluyor ve böyle yazan birini okusam negatif düşünmem.

Tdk'da konusunda ciddi bir haber sitesi falansa "aa yanlış yazmışlar ehehe" diyip eğlenirim ama günlük konuşmada ben de hep tedeka diyorum. O yüzden kötü düşünmem yazan hakkında.

Bilinçli olarak ağabey yerine abi yazıyorum. Makale de yazsam kitap da yazsam ağabey yazmam çok iğrenç bir sözcük bence.

Geçen biri duyuru açmıştı Türkçede baya diye sözcük yok bayağı o diye. Bence baya yani baya baya yazıyorum. Yanlışsa da yanlış :)

Bi de noktalama olarak yine geçenlerde baya tartışıldı iki nokta olayı. Cümleyi iki noktayla bitirmeyi seviyorum tweet atarken falan. Tek nokta sertliği yok, üç noktanın gereksiz manidarligi yok, tam ortada bir etki veriyor..

Böyle günlük hayatta bilinçli yaptığım yazım/noktalama işaretleri hataları
0
nundu
(28.01.23)
tam tersi "hâlâ" yazılması rahatsız ediyor beni. anlam karışıklığı olabilicek bir durumsa ben de şapka kullanabiliyorum ama babanın kız kardeşinden bahsetmediğinin ayan beyan ortada olduğu bir yazıda şapka kullanmak falan aşırı garip bence. hayırdır orhan pamuk'la mı görüşüyorum diyorum içimden.

öte yandan böyle sadece aşırı resmi bir dilekçe, evrak vb. konularda uyulması gereken onun dışında uyulduğunda aşırı garip duran bir sürü kural var bana göre türkçe'de. nundu da yazmış mesela bayağı, ağabey var. onlar dışında anane, babane yerine anneanne, babaanne yazılması da komik geliyor bana. ya da gidicez, kalıcaz vs. yerine gideceğiz, kalacağız yazmak, yukarda mesela olabilicek yazmışım doğrusunun olabilecek olduğunu biliyorum ama olabilicek daha samini geliyor bana. şirkette mail yazsam e'yle yazarım fakat chatleşmedir, entry yazmadır falan i'yle yazabiliyorum bunları bazen moduma göre değişiyor. düşünsek daha çok şey çıkar böyle.
0
semaforo de medianoche
(28.01.23)
@hm

evet, seneler önce düzeltme işaretinin kaldırıldığına dair bir şeyler söylendi, çoğu insan şapkasızlığa kapılıp gitti sonra.

"kârı" yerine "karı" yazmıyorum asla ve sormak istediğim de tam olarak buydu aslında. birinin "kârı" yerine "karı" yazmasına ben de takılırım, ama "hâlâ" günlük kullanımda çok fazla kullanıldığından bu kelime özelinde esnemeye gidebiliyorum. "kârı" yerine "karı" yazsan idrakı da çok zorlaştırır zaten, o yönü de var. şapkasız olarak yazılan "hala" okunduğunda okuyanın algısı direkt olarak babanın kız kardeşine değil de "hâlâ"ya gidiyor bence, o yüzden okuyucuyu da zorlamıyor, doğal geliyor.

@nundu

âdet, abi, tdk konularında hemfikiriz. baya konusundaysa, ben de maalesef "baya" yazanın doğrusunu bilmeden yazdığını düşünüyorum :p ama uzun yazılar dışında, mesajlaşmalarda falan benim de "bayağı" yazmaya elim gitmiyor ve yıllardır "bayaa" yazıyorum çözüm olarak. gerisi okuyana kalmış, hehe

@sdm

şimdi yazdıklarıma çok benzer şeyler yazmışsınız siz de, katılıyorum.

---

bu mesajı yazarken şimdi öğrendim mesela: "idrakı" değil de "idraki" imiş. muhtemelen anarşist tarafım ağır basacak bu kullanımda da uzunca bir süre.
0
🌸ajora
(28.01.23)
TDK düzeltme işaretini hiçbir zaman kaldırmadı, L harfi kendinden sonra gelen sesi zaten incelttiği/uzattığı için (birkaç istisna dışında) lâ yerine la yazmayı norm belirlediler, o kadar. Layık, lakin, laubali falan yazarken â kullanılmıyor artık. Kullanımı da epey kurallı aslında. www.tdk.gov.tr

Uzunca bir yazıda "hâlâ" yerine "hala" yazıldığında yazarın bu kelimenin yazımını bilmediğini, biliyorsa da umursamadığını, üşendiğini düşünürüm. Ben telefon klavyesinde bile hâlâ yazıyorum, zaten telefon da alıştı, klavyenin üstünde doğrusu çıkıyor hemen. Gelicem, bakıcaz falan gibi konuşma dilini yazıya geçiren yazım yanlışlarını casual yazışmalarda kullanıyorum, bilgisayar başındaysam yine kurallı yazıyorum gerçi, alışkanlık. Ama bu gibi şeyler gündelik kullanımla belirleniyor ve değişiyor, TDK sonradan gelip kural koyuyor sadece. Mesela yukarıdaki örneklerde ağabey/abi var, çalıştığım bazı yayınevlerinde kitaplarda da abi kullanıyoruz, ağabey yazmıyoruz.

Bir de genel olarak, Latin alfabesi kullanan bir sürü dilde bütün şu sesler (àáâãäåæèéêëìíîïñòóôõùú) varken bizim bir â, î ve û'yu çözemememizi hiç anlamıyorum.
0
kobuzchu kiz
(28.01.23)
Yazım yanlışı ya da bilgisizlik değil dümdüz saygısızlık olduğunu düşünürüm. Hadi hafifleteyim, özensizlik diyeyim. Her şeye çalışan kafalar bunları mı öğrenemeyecek de ayırt edemeyecek... inanmıyorum buna.

Ayrıca tdk denen kurumun Türkçeyle oynadığı kadar başka hiçbir kurum kendi anadiliyle oynamamıştır bu kadar çok saygısızlık yapmamıştır. Aklına esti mi kural değiştiriyor, kural neden konur diye sorsan cevap veremezler ama.
0
muhayyer divan
(28.01.23)
uyarınca bir de "tdk polisi" diye de kafa ütülerler.

dil aklın aynasıdır demiş büyüklerimiz. güzel yazmak gerek.
0
alperz
(29.01.23)
(12)

İyi bir klinik psikolog

muhayyer divan
1600 lira mı ister ya? 1600 nedir ya??
1600 lira mı ister ya? 1600 nedir ya??
0
muhayyer divan
(27.01.23)
cokmus gercekten. ama ekonomi meselesi bu hocam. talep var demek ki o seviyeye getirdiginde de is yapabiliyor.
0
antikadimag
(27.01.23)
Asiri fazla. İstanbul'da cok iyi klinik psikologlar var en fazla bin lirayi duydum. Su an yeni yil zammi ile 800 civarina çıktı digerleri de...
0
anna sun
(27.01.23)
Geçen senenin başında 1400’e gitmiştim İstanbul’da.

Edit: psikiyatri
0
ruhen hastayim ben
(27.01.23)
benim psikolog fiyatını 1250tl yaptı. istanbul'da iyi bir konumda, işinde iyi olduğunu düşündüğüm bir psikolog. maalesef çok arttı fiyatlar, rakamlar böyle değildi, bir buçuk senede falan fırladı, kısa aralıklarla zam yapıldı hep.
0
nimberjack
(27.01.23)
tıp okumuş pskiyatri uzmanı değilse asla o kadar para verilmemeli.
0
Erestor
(27.01.23)
Evet yüksek bir fiyat ama işi yapan fiyatını belirlemekte özgür olmalı.

Kuaför var 100 lira alıyor, kuaför var 1000 lira alıyor. Eminim 1600 lira veya daha fazlasını alan kuaför de vardır.

Hiçbir maaşlı çalışanın işverenine "50 bin lira maaş çok fazla, 30 bin lirayla da geçinirim ben" demesini beklemiyorsak psikologdan da bunu beklemeyelim.
0
michael_knight
(27.01.23)
tamam ben cahilim, kötüyüm, eski kafalıyım falan falan.
linç bittiyse eğer abi bu ne ölüm kalım olmayacak bir durum için ben nenden bu kadar parayı dökeyim. o para ile ye iç gez anlık rahatla. kimsenin elinde mutluluğun ve huzurun anahtarı yok ki. hele psikolog falan ise ne bilim yaa amaaaan şimdi gelip başlayacaklar lince.
0
seyduna6687
(27.01.23)
Ben psikoloğun bir seansına 1600TL versem o kadar içime oturur ki diğer tüm dertlerimi unuturum.

Böyle bir etkisi olabilir.
0
pispinti
(27.01.23)
daha gecen hafta annem gitti, seasi 2000 tl idi, konum suadiye
0
monicapp
(27.01.23)
@monicapp

Annen o parayla hayır yapsa sanırım daha çabuk iyileşir.
0
🌸muhayyer divan
(28.01.23)
@michael_knight

Sevgili dostum problem onların "emeklerinin karşılığı"nı biz, kendi emeklerimizin karşılığıyla ödeyemiyoruz, bizim emeklerimiz nedense onların emeklerinin çeyreği kadar bile etmiyor.

Açıkçası çok büyük adaletsizlik haksız yanlışlık var. Bu zulümdür. 1 kişinin her hafta düzenli devam etmesi, bazı durumlarda haftada 2-3 gitmesi gereken, üstelik dilinden anlayıp anlamayacağı da büyük risk olan (bugüne kadar araştırıp iyi olduğuna kanaat getirip bir hevesle başlayıp birkaç seans sonra anlaşılmadığım için bıraktığım çok psikolog oldu) bu meslek erbapları biraz sürümden kazanmalılar. Evet çok alengirli bir iş ama ülke onlar için açık pazar resmen, biraz alçak gönüllü olsalar, biraz da işlerini sallapati değil de en iyi şekilde yapmaya çalışmanın karşılığını paranın yanında tecrübe olarak da almayı sevseler çok iyi olacak.

Bu ülkede açlık sınırı 9 bin küsur tl, asgari ücret 8500 tl ve işsizlik oranı %30. Yapmasınlar artık insaf...
0
🌸muhayyer divan
(28.01.23)
@muhayyer.

Öncelikle cevabıma katılmadığın için cevabıma tik koymaman üzdü. Ben senin soruna ciddi bir şekilde düşünüp cevap vermiştim.

İkinci olarak da hepimiz hizmet alamadığı bazı kişiler var ve her zaman olacak. Bazen para sebebiyle bazen de hizmeti veren bizimle çalışmak istemediği için. Mesela bizim mahallenin futbol takımını Fatih Terim veya Mourinho çalıştırsa çok iyi olur, o zaman mahallelerarası şampiyonluk kupasını alabilirler. Ama çalıştırmıyorlar. Bizim mahallenin çocukları da bu konuda çok mağdur durumda ama kimse bunu umursamıyor.

Bir kişi hizmeti karşılığında 1600 TL talep ediyorsa ona kızamayız. Herkes istediğini istemekte özgür. Belki 600 TL istese daha fazla kişiye hizmet verip daha fazla kazanacak ama bunu tercih etmiyor.

Eğer siz bu psikoloğa 300 TL'den terapiye başlamış olsanız ve bir anda ücretini 1600 TL'ye çıkarmış olsa belki mağdur olurdunuz ama böyle bir durum da yok.
0
michael_knight
(29.01.23)
(11)

seçim dönemi tehlikesi hissediyor musunuz?

estranged
yurt dışından bir arkadaşım ilk defa istanbul'a ziyarete gelecekti. bileti aldıktan sonra seçim tarihi açıklandı ve her ikisi de aynı haftaya denk geldi.ben arkadaşıma uçuşunu ertelemesini söyledim. bilet bedelinin %20'sinin yanacak olmasına rağmen. çünkü seçim atmosferinde olabilecek şeyler aklıma
yurt dışından bir arkadaşım ilk defa istanbul'a ziyarete gelecekti. bileti aldıktan sonra seçim tarihi açıklandı ve her ikisi de aynı haftaya denk geldi.

ben arkadaşıma uçuşunu ertelemesini söyledim. bilet bedelinin %20'sinin yanacak olmasına rağmen. çünkü seçim atmosferinde olabilecek şeyler aklıma geldikçe açıkçası korkuyorum. 7 haziran 1 kasım 2015 arası karanlık dönem halen aklımdan çıkmıyor.

siz ne düşünüyorsunuz? korkumu yersiz buluyor musunuz? siz olsanız ne yapardınız?
0
estranged
(26.01.23)
kimse bilemez bir şey yok deriz sabah köprüyü askerler basar da bence tamamen yersiz.
7 haziranla bugünün alakası yok.
bugün sokakta değil yapacaklarını mahkeme salonlarında falan yapıyorlar.
0
patronaj1
(26.01.23)
Valla ben yersiz bulmuyorum. Uzun süreden beridir bu ülkede pek güvende hissetmiyorum kendimi.
0
Amaranta ursula
(26.01.23)
hiç bir tehlike hissetmiyorum açıkçası. korka korka yaşanmaz. bugün almanya’da trende bir bıçaklama saldırısında iki kişi öldü. trde bir senedir teröre kurban giden insan sayısından fazlası abd’nin bir eyaletindeki okul saldırılarında ölüyor. olumsuz olaylara çok odaklanıyorsanız sosyal medyayı azaltıp psikoloğa gitmenizi öneririm.
0
roket adam
(26.01.23)
Secim haftasi degil de onumuzdeki aylardan endiseleniyorum ben biraz.

Unutmadik zamaninda secim oncesi neler dondu ankara'da
0
aguen
(26.01.23)
Artık seçimden bağımsız bir güvensizlik var. Ciddi bir fakirlik var. Bu suçu da tetikliyor. Sınır kavramı yok. Mülteci, iklim ve ekonomik kriz birarada.
0
scholar
(26.01.23)
İstanbul seçimden bağımsız olarak da güvenli bi yer değil, zorda kalmadıkça gitmem.
0
plutongezegendegilmi
(26.01.23)
Korkunuzu yersiz bulmuyorum. Muhtemelen ben de aynini yapardim. Bu sistemsizlik ve belirsizlik hali yüzünden güven duyamiyoruz.
0
chihirovekohaku
(26.01.23)
Korkmayın. Korkunun hiçbir şeye faydası yok. Olması gereken neyse onu yapın. Keyfî ise ertelemek daha uygun tabii ama yine de korkmayın. Korku korkulacak şeyleri çeker. Korkmayı bırakın lütfen.
0
muhayyer divan
(27.01.23)
Artık sokağı geçtim türk internet ortamı bile zeka seviyesi düşük ve agresif bireylerle dolu.

Soruya cevap olarak, şu ortamda İstanbul'a gelmek tam bir zaman ve para israfıdır diyorum.
0
OrangeYellow
(27.01.23)
cok mantikli. ben de ayni tavsiyeyi verirdim.

benim de turkiye'ye donmem lazim bu sene. ama secimlerden sonrasini bekleyecegim. hele secim haftasi hayatta gitmem. manyak miyim?
0
antikadimag
(27.01.23)
Seçim haftasında sizin hatırlattığınız şekilde bir vaka beklemiyorum çünkü bundan çıkarı olan yok (o tarih için).

Ama ilk defa TR'ye gelecek birisinin tam da o hafta gelmesini ben de istemezdim. Seçim sonucu ne olursa olsun insanlar gergin olacaklar, sokakta olacaklar. Bazı çatışmalar illa ki yaşanacak. Ben olsam ben de erteletirdim.
0
pispinti
(27.01.23)
(7)

Bu nasıl bir hastalık? Ne bunun tanımı.

mikahakkinen
Boğaz şişliği,yoğun baş ağrısı ve aşırı halsizlikle geçen ilk gün. Şu an 5. Gündeyim. Halsizlik devam, bazen baş ağrısı var. Daha iyiyim ama çabuk yoruluyorum. Doktorlarda şu bu demiyor. Nası geçer bu?
Boğaz şişliği,yoğun baş ağrısı ve aşırı halsizlikle geçen ilk gün. Şu an 5. Gündeyim. Halsizlik devam, bazen baş ağrısı var. Daha iyiyim ama çabuk yoruluyorum. Doktorlarda şu bu demiyor. Nası geçer bu?
0
mikahakkinen
(26.01.23)
Seninki yine iyiymiş.
Benimkisi 1 virgül 5 ayda geçti. Son güne kadar eziyet ilk günü aratmadı. Nefes borusuna ulaşan bir faranjit yaşadım. Kaba tabirle gırtlağa kadar yara doldu ağzım.
İki kutu x 1000mg antibiyotik bitirdim. Son antibiyotiği içerken çaresizce yeni nesil antibiyotik çalışmaları makaleleri okuyordum.
Hala nasıl iyileştim bilmiyorum. Tuborg Kış Birası(Winter Time) etkisi olduğuna inanıyorum.
0
pavlis
(26.01.23)
Şuna benziyor mu?

Salgını var sanırım.

Geçmişolsun.

www.memorial.com.tr
0
Mirket
(26.01.23)
tam ne bilmiyorum fakat aralık ayında istanbuldaki arkadaşlarım bu şikayetlerle kırıldılar, çok zor geçiyor bir iki günde atlatılacak gibi değil, istanbulda çok yaygındı
0
freebird5406_2
(26.01.23)
@mirket bunlar yok sadece aşırı yorgunluk var yoğun.

Egede bir ilçede yaşıyoruz, hinterlandımız dar. Antalyaya eğitime gittik tüm türkiyenin virüsünü kaptık. Ne lanet bir şey.
0
🌸mikahakkinen
(26.01.23)
Biz de aynı hastalığa yakalandık ailecek. Agumentin antibiyotik ile 5 günde ancak geçti
0
Lucidream
(26.01.23)
İlaç kullanmayın, hakiki ev yapımı elma sirkesini suya karıştırıp için. Şimdilik iyileşene kadar günde 2 veya 3 defa, 1 su bardağı suya 2 çorba kaşığı. İyileştikten sonra günde 1 defa ister 2 ister 1 çorba kaşığı. Nereden bulurum derseniz instagram'da @sirkemelegi hesabı çok iyi sirkeler yapar tavsiye derim. Şu anda hastalığın ağırlığını atlatmışsınız, antibiyotik lütfen kullanmayın.
0
muhayyer divan
(27.01.23)
Abi üzmek istemem de düz üsye olmuşsun işte muhtemelen influenza (grip). Biz her soğuk algınlığına grip dediğimiz için gerçek gribin ne kadar ağır geçtiğini unutuyoruz milletçe. Bizim hocalar hep şey derdi, gribe eskiden paçavra hastalığı deniyordu anadoluda paçavraya çevirdiği için. Bol su iç bolca dinlen geçer zaten. Muhtemelen viral olduğu için antibiyotik işe yaramaz ama boğaz ağrınız da varsa bi doktorun bakması iyi olabilir kriptik olmuşsa grip degil bakteriyel olabilir o zaman antibiyotik gerekir.

Elma sirkesi falan önerenleri çok dikkate almayın, bir faydası yok o tarz şeylerin.
0
nundu
(27.01.23)
(4)

uykuya dalamamak

melodi
ne kadar uykum olursa olsun geceleri uykuya dalmakta çok zorlanıyorum. artık esnemekten gözümden yaş geliyor ama dön dön uyku yok. d vitamini eksikliği ve hipotiroidi var doktor bunlardan kaynaklanıyor olabilir dedi ama net bi çözüm sunmadı. melatonin kullansam bi fayda sağlar mı dersiniz? yada var
ne kadar uykum olursa olsun geceleri uykuya dalmakta çok zorlanıyorum. artık esnemekten gözümden yaş geliyor ama dön dön uyku yok.
d vitamini eksikliği ve hipotiroidi var doktor bunlardan kaynaklanıyor olabilir dedi ama net bi çözüm sunmadı. melatonin kullansam bi fayda sağlar mı dersiniz? yada var mı bi çözüm

edit: cevap melatonine evetse form(sprey&tablet) ve marka önerilerine açığım
0
melodi
(26.01.23)
Melatonin tam bunun için gibi
0
kisa
(26.01.23)
çalıştığım yerden soru geldi. aylardır ağır stres nedeniyle uyku sorunu çekiyorum.

melatonin işe yarar. onunla başla. akşam 17-18 gibi magnezyum bisglisinat al. marka: magnimore. yatmadan 1 saat önce de melatonin al. önce bunlarla dene.

sonraki aşama, eğer üsttekiler işe yaramazsa; kediotu var, uyutur ama dozajını ayarlamak lazım, ertesi güne yorgun ve uyku halinde devam edebilirsin ve irrite edebilir. ben kediotunu yapamadım. az aldım etki etmedi çok aldım ertesi gün manyadım.

sadece melatonin bana yetmiyor. uykuya geçememenin sebebi benimki gibi stres ise, psikiyatriste gidebilirsin. ben gittim, 0,5 mg xanax verdi. melatonin + xanax ile kesin uyuyorum. xanax reçetesiz satılmıyor.

bir de bana tavsiye edilen unisom diye ilaç var. daha almadım. kesin çözüm diyorlar. bu hafta sonu onu deneyeceğim.

editine edit:) melatonina marka var, swiss melatonin complex var. ikisi de içerik olarak aynı. swiss melatonin complex daha ucuz. ucuzu al.
0
gabe h coud
(26.01.23)
Önce nefes egzersizi ve meditasyon dene derim. İlaç/destek son çare olsun. Nefes çalışması rahatlıkla çare olabilir bence.
0
muhayyer divan
(27.01.23)
Uyku sorunu pek çok sebeple ortaya çıkabilir, bahsettiğiniz sebepler de bunların arasında olmakla beraber, psikiyatriye görünmeniz daha mantıklı, bende avitan ve selectra işe yaradı,bunlar antidepresan ancak benim şikayetim de uykusuzluktu. Ayrıca telefon için gece renk kalkanı sizi daha iyi uyutur.
0
bugisme
(27.01.23)
(9)

Dopamin işleyiş sorusu

muhayyer divan
SelamDopamin bağımlılığını anlamaya çalışıyorum, bir saattir bilgi edinmek adına video izliyorum, doktorların bilgi verdiği videolar. İkidir "beynin sana 'bu yaptığın çok güzeldi bir daha yap' demesidir" diye bir ifade duyuyorum.Beynimin yaptığım şey hakkında "çok güzel" kararını vermesi neye bağlı?
Selam

Dopamin bağımlılığını anlamaya çalışıyorum, bir saattir bilgi edinmek adına video izliyorum, doktorların bilgi verdiği videolar. İkidir "beynin sana 'bu yaptığın çok güzeldi bir daha yap' demesidir" diye bir ifade duyuyorum.

Beynimin yaptığım şey hakkında "çok güzel" kararını vermesi neye bağlı? Neden mesela temizlik yapmak bana dopamin salgılatacak kadar "çok güzel" gelmiyor, yani beynim temizliğe neden bir zevk/haz hissi atamıyor, bu hisleri beynim hangi harekete atayacağına neye göre karar veriyor??

Olayımız nedir yani? Önce dopamin mi vardı yoksa eylem-dopamin-beyin arasında bilmediğimiz bişey mi var? Ya da ben mi bilmiyorum, o ne??
0
muhayyer divan
(26.01.23)
Yanılıyorsun, normalde temizlik yaptığında dopamin salgılamayabilirsin ama bok gibi bir banyoyu derz aralarına kadar tertemiz yaptığında karşısına geçip "vay amk ne güzel temizledim lan" deyip gururlandığında dopamin salgılayabilirsin, dopamin ödüllendirme mekanizması gibi, ota boka dopamin salgılamazsın bunu hak etmen lazım.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(26.01.23)
zevk aldığın her şey dopamin salgılatır ancak beynin yapay yolla aşırı uyarmaya alıştıysa (sigara, uyarıcı ve uyu+trucu maddeler, p+rn, hatta şeker vs..) doğal olan her zaman yetersiz kalacaktır.

aşırı uyaranları devre dışı bırak. birkaç ay sonra beynin ödül yolları reset atacaktır kendisine. biraz zorlayıcı bir süreç ama.
0
shadra
(26.01.23)
@Kaleci Saçlı Forvet

İşte beynim neye dopamin salgılayacağına nasıl karar veriyor onu merak ediyorum. Yaptığım şey karşısında "bütün kalbimle olumlu/sevinçli yorum yapmak" mıdır mesela dopamin salgılatan? Dopamini benim eylemlerime bağlayan köprü ne onu merak ediyorum.
0
🌸muhayyer divan
(26.01.23)
Abi başta söyleyeyim shadra'nın bahsettiği şeyler dopamini etkilemez serotonini etkiler, ikisi farklı konular. İkincisi, bro diyorum sana işte dopamin salınımını ödüllendirme mekanizması gibi düşün, sen "ödüllendirilme" güdüsüyle yaptığın her işte beynin dopamin salgılar, bu biraz daha senin ID benliğinle alakalı bir konu. Yani tarih öncesi devirde dışarıda mamut avlayıp eşinin karnını doyurduğunda da dopamin salgılarsın, dediğim gibi pis bir banyoyu tertemiz yapınca da dopamin salgılarsın, beynin senin kalp atış hızına nabzına kan basıncına salgılanan adrenaline göre heyecanlandığını anlayıp basar dopamini sen de daha bi gaza gelirsin koltukaltların kabarır. Böyle.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(26.01.23)
@Kaleci Saçlı Forvet

Demek ki ben eylemime ne anlam yüklüyorsam o geçerli oluyor. Acı çekme anlamı yüklediğim eylemlerde bittikten ve "başardıktan" sonra acı hissi devam ediyor, huzursuz oluyorum filan. Demek ki benim anlam yüklememle ilgili bu, zihnimi kodlamamla ilgili yani. Doğru mu?
0
🌸muhayyer divan
(27.01.23)
ingilizceniz varsa dr andrew huberman'ın çok güzel içerikleri var. hem podcast hem de metin olarak inceleyebilirsiniz;
hubermanlab.com

beynin ödül sistemi, hormon dengesi ve mutluluk hormonlarının çalışma mantığını çok güzel işliyor.
0
kobretti
(27.01.23)
@kobretti

:((( ingilizcem yok. Zengin olunca basacam parası neyse verecem alacam 10 kilo ingilizce >:(
0
🌸muhayyer divan
(28.01.23)
O zaman şöyle bir önerim olabilir. İlgili sayfayı google translate ile ziyaret edin, ilginizi çeken konu başlıklarını tıklayın. Google translate içerisindeki metni de otomatik olarak çevirecektir.

Podcast serilerin ve videoların birçoğu metin hali de sitede mevcut. Böylelikle önerileri ve konuşulanları en azından kaçırmamış olursunuz.
0
kobretti
(29.01.23)
@kobretti çok teşekkürler
0
🌸muhayyer divan
(29.01.23)
(7)

Vergi cezalarının silinmesi ve mtv

condom kurşunu
Geçen hafta ödemiştim ilk taksiti, mtv de tayyip’in dn açıkladığı silinmelere dahil olur mu ki? Boşuna mı ödedim :/
Geçen hafta ödemiştim ilk taksiti, mtv de tayyip’in dn açıkladığı silinmelere dahil olur mu ki? Boşuna mı ödedim :/
0
condom kurşunu
(24.01.23)
Olmaz. Boşuna ödedin.
0
muhayyer divan
(24.01.23)
Silinmeye dahil olmazsa boşuna ödememiş oluyorum ama..
0
🌸condom kurşunu
(24.01.23)
Borcunu ödediğin için silmeye dahil olmasa da ödemiş oluyorsun. Yok öyle ödenen borcu ödenmemiş gösterip kapsama almayıp borç çıkarmak. Var mı yoksa lan...
0
muhayyer divan
(24.01.23)
31 Aralık öncesi siliniyor, 2023 değil. Boşa ödemedin.
0
kibritsuyu
(24.01.23)
sen boşa ödemedin de ödeyen çok kişi boşa ödedi
0
ShadowOfMoon
(24.01.23)
ödediysen geçen senekileri boşa ödedin. onların da faizleri silindi sanırım, verginin tamamı değil. yani tamamı silinmemiştir umarım. enayi gibi hissediyor insan sonuçta.
0
Improbable
(24.01.23)
Vergi borcu silme işi ben kendimi bildiğimden beri var, 3-5 sene de bir çıkar yenisi. Ama asla ana para silinmez, faizi silinir.

Kaldı ki siz zaten borca düşmemiş, vadesi geçmemiş bir vergiyi ödediniz, o zaten konu dışı.

Bu arada faiz siliniyor derken, sadece ana para ödeniyor değil, enflasyon farkı da alınıyor.

Atıyorum 2020 yılından 10.000 tl ana para vergi borcumuz var, bu borç faiziyle bugün 25.000 TL olmuş mesela.

Devlet diyor ki af çıkardım, faizi siliyorum. Ama bu demek değil ki 10.000 tl ana para ödenecek, enflasyon farkı hesaplanıp güncel borç ödenecek.

Yanlışım varsa düzeltin lütfen.

Edit: Sadece faiz demek yetmez, gecikme cezası da var işin içinde.
0
John Bloor
(24.01.23)
(8)

sevgiliye olan ilgiyi kaybetmek

Unde bach canim
sevgililerini genellikle internet üzerinden bulan biriyim. ve mutlak surette yoğun bir iletişim kurduğum kişilerle sonunda sevgili oluyorum fakat bu fazla ilgi sonrası bir soğuma hissi geliyor. önceki ilişkilerimde bir erkek olarak fiziksel olarak çok beğenmesem de karakter olarak beğendiğim için se
sevgililerini genellikle internet üzerinden bulan biriyim. ve mutlak surette yoğun bir iletişim kurduğum kişilerle sonunda sevgili oluyorum fakat bu fazla ilgi sonrası bir soğuma hissi geliyor. önceki ilişkilerimde bir erkek olarak fiziksel olarak çok beğenmesem de karakter olarak beğendiğim için sevdim diyebilirim. fakat önünde sonunda ilk ilgimi mutlaka bir derece kaybediyorum. onunla ilgilenme sürem, mesajlarını çok umursama derecem düşüyor. son olarak sevgili olma yolunda ilerlediğim, hem karakter olarak hem de yüz güzelliği olarak 8/10 diyebileceğim bir kız var. henüz buluşmadık ve ilk başlarda, "sonunda her iki yönden bana hitap eden biri" derken yine aynı ilgi kaybı durumuna düşmeye başladım.

öz eleştiri yapmak gerekirse ortalama bir erkeğim ve böyle bir kız benden çok daha iyilerini bulabilecek iken beni seçmesine rağmen kendimi kızın kusurlarını ararken buldum. neyime güveniyorum bilmiyorum ama çok seçici ve güzellik takıntılı biriyim. buna rağmen eğer bu kızı kaybedersem muhtemelen kendime uygun hissettiğim birini bulamayacağım.

ona karşı çok kibarım ve o da öyle, bu arada henüz yeni bir ilişki/flört.
bu durumu nasıl aşarım?
0
Unde bach canim
(23.01.23)
Endişelenecek bir durum yok bence. İyi anlaşıyoruz, elden kaçırmayayım, çok güzel kafasıyla ilişkiye başlanmaz zaten. İçinizden gelmeden kendinizi zorlamamalısınız.
0
ruhen hastayim ben
(23.01.23)
Henüz buluşmadan biraz fazla düşünmüşsünüz gibi geldi. Belki de daha buluşmadığınız için sıkılma hissini yaşıyorsunuz. Buluştuktan sonra duruma tekrar bakın bence.
0
pispinti
(23.01.23)
belki de icten ice iliski istemiyorsunuzdur? oyle bir durum varsa onun sebebine odaklanmaniz gerekiyor olabilir. sizdeki biraz tamam kizi elde ettim oldu hadi siradaki challenge ne bakalim modu gibi olmus sanki. belki de bir hobi olarak yaklasiyorusnuz iliski isine.

iliskiyi ayakta tutabilmek kolay is degil, ilgiyi kaybetseniz de duzenli olarak birbirinizi onemsemeniz gerekiyor. ilgi devam ederken bunu yapmak kolay, ama ilginiz bitince "bana ne bugun ne yemis muduru niye kizmis benim derdim degil bu" diyor olabilirsiniz. bu durumlarda iliskiye devam etmeye niyetiniz varsa mecburen gereken cabayi gosterip iliskinin nereye dogru evrildigine bakmaniz lazim. belki ilgiyi kaybetme asamasi da sizin icin bir surec ve atlattiktan sonra daha guzel bir duzen oturtacaksiniz, bunu denemeden bilemezsiniz.
0
taurina
(23.01.23)
@taurina
Tam olarak öyle oluyor. İlişki bozulmasın diye ilgili davranıyorum/davranmaya çalışıyorum.
0
🌸Unde bach canim
(23.01.23)
Çok normal. Hatta kendini eleştirdiğin için de oluşur o ilgi kaybı, iki kere normal yani. Ama kendini eleştirmek bence ahlaken ya da davranışlar bazında olmalı, kendi varoluşunu, değişmez özelliklerini düşünüp de mesnetsiz saçma sapan bir eksiklik saplantısına dönüşmemeli. O benden daha iyi durumda beni niye tercih etsin ki demek, ben kendimi sevmiyorum ben de olsam kendimi tercih etmem, ne biçim bişeyim ben ya demektir. O kızın sende ne bulduğunu bilmiyorsun, çok yüksek ihtimalle o bile işin aslını faslını bilmiyor haberin olsun. Onun ihtiyaçlarına gerekli kaynak belki sende var başkasında yok. Belki onun için en iyi karışım sensin, ne biliyorsun ki.

Kendi kendini zayıflatıyorsun, kendini güzel şeylere lâyık görememektir bu. Gör. Sen her şeyden önce "var"sın ve bu sevilmeye gayet lâyık kılıyor seni. Sadece var olmak bile.

Kendi evladının da böyle hissetmesini ister misin? İstemezsin. Ona istemeden rol model olacağın için önce kendindeki bu hali değiştir ki zorlanmayasım ve en doğal şekilde doğru örnek olasın. Bunun için de şimdiden başlaman gerekiyor...
0
muhayyer divan
(24.01.23)
maymun iştahı olarak aratabilirsiniz.
0
adivar
(24.01.23)
Flörtü seviyor olabilirsiniz

Heyecan meselesi
0
gurur
(24.01.23)
kacingan baglanma +1

yazdiklarinizdan cok yuzeysel olarak diyebiliriz ki; kendinizi degersiz/sevilmeye deger gormediginiz ve/veya terkedilme yaraniz oldugu icin (abandonment wound olarak bakabilirsiniz) karsidakinin kusurunu arayip sogumaya calisiyorsunuz, bu kiz bana neden baksin, zaten ilerde ayrilir diyorsunuz, yakinlasmadan gercekten bag kurmadan bilincaltindaki 'zaten beni birakip gidecek' inancindan iliskiyi hic derinlestirmeden, yani kendinizi 'tehlikeye' atmadan iliskiden kaciyorsunuz.
0
kassiopeia
(24.01.23)
(12)

Türkiye'nin tarımı üretimi neden çöktü?

ahm1
Sogan, patates bile yetistir(e)mememiz, serbest ticaret anlasmalari yuzunden mi?
Sogan, patates bile yetistir(e)mememiz, serbest ticaret anlasmalari yuzunden mi?
0
ahm1
(18.01.23)
ithalatı yapan yandaş olunca böyle oluyor.
0
gabe h coud
(18.01.23)
para etmiyor. değmiyor. bazı ürünler için alıcı yok.
kaç ton limon çöpe gitti bu yüzden
0
jelly bear
(18.01.23)
Çökmekten kastınız nedir mesela? Üretilen ürünlerin pahalı olması mı? Yoksa ürün üretilmemesi mi? (aslında yetiştirmememiz de demişsiniz)

Tarım konusunda en büyük hatamız, bu işi profesyonel firmaların değil de köylünün yapmaya çalışmasıdır. Bu nedenle de hem verim düşük hem de maliyet yükselmektedir.

Sanıldığının aksine coğrafyamız aman aman tarıma elverişli bir coğrafya değildir, yanlış hatırlamıyorsam verimli topraklarımız ülke yüzölçümüne oranla %23 gibi bişeydi.

Nüfus 30-40 milyonken çok sorun değildi bu, ama nüfus oldu 100 milyon, tarım alanları da genişlemedi.

Mesela hızlıca bi baktım şimdi;

2012 yılında Buğday olarak 7.529.000 hektar ekilmiş, 2020 yılında 6.922.000 hektar
2012 yılında Arpa olarak 2.749.000 hektar ekilmiş, 2020 yılında 3.097.000 hektar
2012 yılında Ayçiçeği olarak 605.000 hektar ekilmiş, 2020 yılında 729.000 hektar
2012 yılında Patates olarak 174.000 hektar ekilmiş, 2020 yılında 148.000 hektar
2012 yılında Soğan olarak 73.000 hektar ekilmiş, 2020 yılında 68.000 hektar
2012 yılında Çay olarak 76.000 hektar ekilmiş, 2020 yılında 83.000 hektar

Uzatmaya gerek yok, aşağı yukarı toplam ekilen pek değişmemiş ama yer değiştirenler olmuş.

Ülkede tarıma elverişli olup da boş kalan tarla yoktur, çünkü sahibi ekmese de mutlaka birileri kiralar (icar) ve eker.

Verim konusunda gelişmiş ülkelerin gerisindeyiz, o su götürmez bir gerçek. Ama en büyük nedenlerden biri bilgisiz köylü maalesef.

Ülkemizde tarıma elverişli topraklardan elde edilen ürünler tüketimimize yetmediği için mecburen ithalat da yapılıyor.

İthalatın bir sebebi de yeterli ürün değil de fiyat oluyor, mazot gübre işçilik maliyetlerinden dolayı yerli üretim ürün pahalıya mal olunca, dışardan ithal ucuza ürün de bulunursa iç piyasada sıkıntıya giriyor. Üretici mağdur olabiliyor, ama bunda üreticinin suçu yok, yönetimin plansızlığı maalesef.

Ama şu da var, örtü altında çok kaliteli ürünler yetiştiren üreticiler de var. Fakat iç piyasaya vermiyolar, çünkü ihracatda çok iyi para kazandırıyor bu ürünler.

Aslında memlekette yetişen en güzel domatesi meyveyi vs dışarıya satıyor, dışarıya satılmayacak kadar kalitesizleri biz yiyoruz :)
0
John Bloor
(18.01.23)
çiftçi kazanamadığı için. yaptığı işe değmiyor da denilebilir. ailesi çiftçilikle uğrayan arkadaş böyle demişti.
0
romario
(18.01.23)
İşte, ciftcinin zarar etmesinin nedeni sanirim ki serbest ticaret anlasmalariyla butun dunya tarimini buyuk sirketlere birakma amaci: www.ciftcisen.org
0
🌸ahm1
(18.01.23)
Çiftçilerinin çocukları tarımla uğraşmak istemiyor. Bu da sebeplerinden bir tanesi. Geçen yaz köydeydim hp orta yaş vardı köyde. Köyün gençleri yok.
0
komando kani var bende
(18.01.23)
Çoğu şeye katılmak ile beraber şunu da söylemek istiyorum; Türkiye'de bir yerli/milli bilinci oluşturulmadigini, bunun üzerine çalışılmadigini ve denildiği gibi bunun profesyonel yönetilmedigini düşünüyorum.

Ben Fransa'da misal Fransız ürünü hatta fransizi geçtim yerel bulunduğum bölgede yetiştirilen ürünü almaya çalışıyorum. Marketlerde her meyve sebzenin hangi ülkeden geldiği yazıyor. Bulunduğun bolgedense yerel olduğu özellikle belirtiliyor. Aynısı peynir, süt, bal, yumurta, et vs her şeyde var. Bu noktada insani parasi yetiyorsa oluşturulan bilinç ile bunları almaya yöneltiyor. Misal bir dönem Fransa'da yağmur vs sebebiyle sıkıntı vardı ve Carrefour fiyatları artirmadan sadece yerel üretici ürünlerini sattığını belirtiyordu destek olarak.

Ben birkaç kere bu yerel ureticilerden de aldım. Adamlar profesyonel. Organikse organik sertifikası var, yerelse yerel olduğunu kanitlayan sertifikaları var. Düşün yani ekmekte bile Fransız unu kullanıldığını özellikle belirtiyorlar.

Ben Türkiye'de bu bilinci görmüyorum. Ki yerel denilen ürünlerin menseine bakiyorsun Asya'dan ithal çıkıyor falan...

John bloor dediği gibi; bu işler sırf köylüye birakilacak kadar basit değil.
Buna ek olarak giderlerin artması, karin azalmasi sebebiyle çoğu kişinin bag, bahce satıp sehirlerde ev/bina alması gibi olaylar da var.

Yoksa Türkiye'de çok kaliteli ürünler var ama bunu halkın alacak gücü pek kalmadı zaten ve düzgün destek/planlama/marketing de yok gibi.

Misal burada da pazar gibi yerler var ama çoğu üretici, aracı değil. Adam 30 km ötede ceviz üretip satıyor, peynir yapıp satıyor. Bir de bu var gibi; büyük sehirlerin yakınında üreticinin halka ulaşması sorunu var. Kooperatiflerin de çok iyi yonetilmedigini düşünüyorum.
0
logisticsmanager
(18.01.23)
Bu arada denildiği gibi Türkiye'de köy hayatı ile şehir hayati farklı. Yani ben Fransa'da çok ufak yerleri gezdim, burada yasanmaz/buranin insaniyle ugrasilmaz gibi görüşüm olmadı. Bari var, kafesi var, restoranı var vs. Yani Türkiye'deki gibi çok değişen bir hayat yok (her köy böyle değil ama çoğu böyle)
0
logisticsmanager
(18.01.23)
"Köylü değil de şirket yapsın" argümanı hatalı, küçük ölçekli tarım hemen her zaman hem daha verimli, hem de çevreye daha az zararlı (hatta faydalı). Herkesin evinin bahçesinde 3-5 tavuk, bi kaç ağaç meyve, az buçuk sebze falan olsa en verimlisi ve faydalısı o olurdu. Ama apartmanlarda yaşıyoruz genelde.

TR'de "çiftçi eğitimi" ve tohum verimlileştirme çabaları fena değil. Ben sevmiyorum ama yerli modifiye tohumlar verimli yani baya. Bişey dikmek istiyorsun ama bilmiyorsun, gelip anlatıyorlar, bahçenin analizini yapıyorlar bedavaya, tohum fide falan veriyorlar vs. O işler kötü değil. Maddi destekler çok iyi değil ama.

Benim bahçe vardı, sattım geçen sene. Yani yine "para kazandırıyor" ama artık iyice değmeyecek hale geldi. Geçen sene kilosunu 6 liraya sattığım şeye 10 lira teklif ettiler, gübre, işçi, yakıt, elektrik vs. masrafı uçtu gitti, bi anlamı yok yani. 20 liraya satsam da insanlar alamıyor.

Bahçeyi satıp ev alıp kiraya versem üretim yapmadığım halde daha çok kazanıyorum yani, öyle saçma bi durum.

Bi de en büyük sıkıntı aracılar. Çoğu üründe önce ürünü veriyorsun, adam gidiyo satıyo parasını alıyo, sonra gelip sana 6 ay sonra 1 sene sonra ödeme yapıyor. E arada budaması var, sürmesi var vs. bi sürü iş, cebinden ödüyorsun. Eskiden enflasyon yoktu ama şimdi var, parayı alana kadar zaten değerinin yarısını kaybediyor, ki senin o parayla bir sene sonrayı da finanse etmen gerekiyor.

Adamın da tek yaptığı nakliye aslında. Yani ben direkt marketle anlaşıp satabilirim de, ama yasak. Üretici olarak şehirler arası nakliye yapamıyorum. Üreticinin direkt son kullanıcıya (çiftçi pazarı gibi) ya da en azından marketlere satış yapmasının önündeki engeller kaldırılsa sorunların çoğu düzelir diye düşünüyorum.

Bu bahsettiğin ithalat olayı da sıkıntı. Bende kivi bahçesi vardı işte, bi sene bakıyoruz fiyatlar baya yüksek, geçen seneden depolarda falan bişey kalmamış, üretim düşmüş şu bu oo iyi derken devlet çat diye İran'dan ithalata izin verdi, yarı fiyatına sattık mecburen. Devletin çiftçiyi "mutlu etme" gibi bi derdi yok, aracıları kazanacaksa acımıyor. İran kivisi de bizdekinden kötü, ama bizim millet ucuz olduktan sonra başka bişeye bakmıyor.

Yaş muhabbeti yapılmış, ben 30 yaşındayım. Çiftçilik yapayım dedim ama yapılacak halde değil işte. Bi de şu çağda illa ki köyde yaşaman gerekmiyor, hemen her şeyi (sulama, gübreleme vs) otomatize edebiliyorsun zaten, telefondan yapıyorsun. Dedemin 1 ayda yaptığı işi 2 günde yapabiliyorum. Haftasonu gidip hallediyordum her şeyi.
0
plutongezegendegilmi
(18.01.23)
Çünkü atılan taş, ürkütülen kuşa değmez hale geldi.
0
halitkin
(19.01.23)
Yönetim öyle istedi. Yönetimi yönetenler öyle istedi.
0
muhayyer divan
(19.01.23)
bu çorak, ot bitmez coğrafyaya kim bereketli su zengini ne eksen yetişir falan dedi önce onu bulmak lazım. ama bu olayın tek bir sebebi yok. sebepleri çok ve çok çetrefilli. mesela senin çiftçinle ab ya da kuzey amerika çiftçisi bir değil. seninki halen orta çağ köylüsü tadında. ama uyum sağlamak istediğin ab mevzuatını alıp buraya koyunca olmuyor. küreselleşme de ayrı dert. baştakiler hadi neyse de üretici dediğin adamın da çok farkı yok zihniyet olarak. bi ton şey var ya gecenin bu saatinde can sıkmaya değmez. ya bak aklıma geldi. kooperatif olayının en iyi uygulandığı yer abd olabilir. sorsan bizim köylüye kooperatif halen komünist işi. ya da ne bileyim ulusal süt konseyi denen bir şey var neden var ne üretici biliyor ne firmalar. geçen yıllarda devlet inek veriyordu kadınlara. para yok ama işte şu kadar yıl kesmeyeceksin, satmayacaksın yavrulara şöyle bakacaksın vs şartları var. bizim kadınların herhalde %80 falan almadı. neden deyince de kim uğraşacak diyorlar. lul. yani beleş inek lan. ben gittim annemin adına teyzemin adına aldım bağladım akrabının yere. bakım parası falan anlaştım. hayvanlar çifter çifter yavruladı şansıma. allah için akraba da iyi baktı. belki biraz tokatlamıştır da bilmiyorum ama çok dert değil. sonra köye gittiğinde sen ne akıllıymışsın oluyor. lan olm yani ben aracıyla aldım sizin kendi damınız var bildiğiniz iş siz de yapardınız ama yok anca müge anlıya malzeme üretsinler. kuzenim var o da benim gibi. icar kovalıyor. en f/p ürünü kovalıyor. komşu tarladaki dayı buğdayı daha tarlada üç kuruşa satıp pavyonda kumarda eziyor üç günde. benim kuzen depoda tutuyor. en iyi fiyatı bekliyor. sorsan ama benim kuzen köyün kötüsü.
0
Whily
(19.01.23)
(7)

Abur cubur

baldur2
Turkiye'den yurtdisina hangi abur cubur gotururdunuz goturmek zorunda kalsaydiniz eger? Nispeten yurtdisinda olmayan veya zor bulunan.
Turkiye'den yurtdisina hangi abur cubur gotururdunuz goturmek zorunda kalsaydiniz eger? Nispeten yurtdisinda olmayan veya zor bulunan.
0
baldur2
(18.12.22)
Hangilerinin yurt dışında olmadığını veya zor bulunduğunu bilmediğim için en çok sevdiklerimi veya en çok kullandıklarımı götürürdüm.
0
muhayyer divan
(18.12.22)
@muhayyer divan+1
Yine de cevap vermek gerekirse tarhana ve buğday cipsi götürürdüm sanırım.
Edit: hardallı eti gong da olabilir ama son zamanlarda malzemden kırptıkları için piyasadakilerin de bir tadı yok:(
0
Amaranta ursula
(18.12.22)
Antep fıstıklı çikolata.

Cikolatada antep fıstığı kullanılan bir şey değil çok çok zor oluyor normal markalarda.

Ama yalan olmasın; türk marketinde bulunmayacak abur cubur yok pek.
0
logisticsmanager
(18.12.22)
Probis
0
halitkin
(18.12.22)
geçen hafta almanya'ya gittik giderken arkadaşlara sorduk ne istersiniz diye, cheetos cips dediler. orda yasakmış.
0
sta
(18.12.22)
Şölen'in ve Eti'nin birçok ürünü yurtdışında var bilginize. özellikle bu ara Eti Browni, Karam, Ozmo sürpriz yumurta gibi ürünleri çok görüyorum raflarda.
0
mstiteltr90
(18.12.22)
hocam bu nereye gittiğine bağlı olarak değişir. avrupada muhtemelen hemen hemen hepsini bulabilirsin ama yıllardır afrikadayım, buraya gelirken şalgam, beyaz peynir, ton balığı, rakı, kuruyemiş ve valizde kalan her yere tuzlu herhangi bir abur cuburu sıkıştırıyorum çünkü türk marketi yok, damak tadımıza uyan bazı ürünler var fakat çok pahalı. adamlar şekerli şeylerle kafayı bozmuş tuzlu bulmak çok zor.
0
kim mi kardashian
(19.12.22)
(3)

bağışıklık güçlendirici supplement

lenin benim amcam olur
Domuz gribi oldum bu hafta. Yerlerden yerlere vurdu beni. en azından bir daha yakalanırsam bu kadar derbeder olmayayım istiyorum. kendi kullandığınız ve önereceğiniz bağışıklık güçlendirici takviye gıda var mı?not: spor yap önerisi hariç.
Domuz gribi oldum bu hafta. Yerlerden yerlere vurdu beni. en azından bir daha yakalanırsam bu kadar derbeder olmayayım istiyorum. kendi kullandığınız ve önereceğiniz bağışıklık güçlendirici takviye gıda var mı?
not: spor yap önerisi hariç.
0
lenin benim amcam olur
(17.12.22)
Suplementten önce D vitaminini kontrol ettir, 50'nin altında olmamalı.

Baktırabiliyorsan yani maddi gücün varsa hücre içi magnezyum seviyesine baktır, çünkü kandaki mg testi doğru sonucu vermiyor. Maddi imkanlar kısıtlıysa da sağlam içerikli magnezyum takviyelerinden kullanmanı tavsiye ederim, magnezyum oksit ve magnezyum sülfür/sülfat olmayacak ama. Eczaneye veya tanıdık doktorlar varaa danışmak iyi olur.

Ayrıca bağışıklık için unlu ve şekerli gıdayı olabildiğince azaltmak ve gece uykusunu kaliteli ve yeterli uyumak çok önemli. Güneş görmek temiz hava almak hareket etmek çok önemli. Önce bunları hallet, çinko takviyesi de (adı zinco) iki üç günde bir alabilirsin, tahlil yaptırmak lazım tabii.

Bir de soğan sarımsak yemek çok iyidir onu söyleyeyim. Soğanı da sarımsağı da yiyebildiğin kadar ye, mideyi yamultmayacak kadar. Ben tepem attığında ekmeye sarıp sarıp yerim, cidden çok iyi destekler.
0
muhayyer divan
(17.12.22)
Kan değerlerinde herhangi bir sorun yoksa ve dengeli ve sağlıklı besleniyorsan bağışıklık güçlendirmek için bir şey kullanmada gerek yok.

Parana yazık.
0
Mirket
(17.12.22)
Bilimsel olarak böyle bir supplement yok.
www.health.harvard.edu

jamanetwork.com

Para yedirmek istiyorsanız bir sürü şey çıkar. Ama hiçbirinin arkasında zerre bilim yok. Yok onu ye bunu ye sunun suyunu hiç; hepsi pseudoscience.
0
logisticsmanager
(17.12.22)
(6)

Oksuruk sonrasi kan

mirafiori
10 gun kadar once 1 gunden kisa suren bir soguk alginligi oldu, o zamandan beri kuru oksuruklerim var. Bazen oksuruk krizi geliyor gunde 1-2 kere, ozellikle sabah uyandigimda, ve krizler sonrasinda kan geliyor. Oluk oluk kan degil de eger tukurursem kirmizi yani. Gun icinde tek tek oksururken yok. D
10 gun kadar once 1 gunden kisa suren bir soguk alginligi oldu, o zamandan beri kuru oksuruklerim var. Bazen oksuruk krizi geliyor gunde 1-2 kere, ozellikle sabah uyandigimda, ve krizler sonrasinda kan geliyor. Oluk oluk kan degil de eger tukurursem kirmizi yani. Gun icinde tek tek oksururken yok.

Doktora gorunmeli mi yoksa normal midir? Ben basitce tahris oluyor olabilecegini dusundum.
0
mirafiori
(16.12.22)
Boğazında gırtlağında tahriş hissediyorsan odur ama kanayacak kadar değil diyorsan bi doktora git derim.

Eğer kanayacak kadar öksürüyorum diyorsan, ev yapımı hakiki kozalak sirkesi ve ballı kozalak şurupları var onlardan tavsiye ederim. Benim aşırı hassas akciğerli annemi çok şahane toparlamıştı. İstersen iletişim bilgilerini verebilirim.

Geçmiş olsun...
0
muhayyer divan
(16.12.22)
Gece terlemesi de var mı?
0
Mirket
(16.12.22)
Akciğer enfeksiyonu olabilir. Doktor şart.
0
prole
(16.12.22)
Terleme yok, baska semptom yok sadece kuru oksuruk.
0
🌸mirafiori
(16.12.22)
tahris muhtemelen, tahrisse kan acik renkli parlak kirmizi olur, yeni kanamis demektir.

daha derinden geliyorsa balgamla karisik gelir, ki kuru oksuruk demissiniz.

oksuruk 10 gundur devam ediyorsa doktora gorunun isterseniz.

ben covid sonrasi 1 ay boyunca oksurdum, covid oldugu icin normal olur oyle seyler dediler. soguk alginligi icin normal degil bence.
0
taurina
(16.12.22)
www.clouduck.com.tr
Hosting, bir web sitesinin veya uygulamanın internet üzerinde erişilebilir hale getirilmesi için gereken bir hizmettir. Bu hizmet, bir web sitesinin veya uygulamanın dosyalarının bir sunucuda depolanması ve internet üzerinden erişilebilir hale getirilmesi için gereken yapılandırma ve yönetim işlemlerini kapsar.

Bir hosting hizmeti, bir web sitesinin veya uygulamanın internet üzerinde barındırılması için gerekli olan bir sunucu sağlar. Sunucu, web sitesinin veya uygulamanın dosyalarını depolamak ve internet üzerinden erişilebilir hale getirmek için kullanılır. Bir hosting hizmeti ayrıca, web sitesine veya uygulamaya erişim sağlamak için gerekli olan bir domain adı veya IP adresi de sağlar.

Hosting hizmetleri, genellikle bir ücret karşılığında sağlanır ve farklı tasarım ve özellikler içerebilir. Örneğin, bir hosting hizmeti, bir web sitesi için belirli bir miktarda disk alanı ve veri transferi (bandwidth) sağlayabilir ve ayrıca web sitesine erişim sağlamak için gerekli olan özel bir domain adı veya IP adresi de verebilir. Hosting hizmetleri ayrıca, web sitesine veya uygulamaya erişim sağlamak için gerekli olan e-posta ve FTP hesaplarını da sağlayabilir.
0
hosting
(17.12.22)
(1)

Diyabetik nöropati

naksidil
Ayaklarımda diyabete bağlı hafif bir his kaybı var. hiç hissetmiyor değilim yani. Doktorumuz anneme his kaybı olmamasına rağmen muhtemelen b vitamini eksikliği nedeniyle yaşıyla da alakalı olabilir chalia adlı bir hap vermişti. bana vermedi. (b vitamini değerlerim normal) şimdi başka bir diyabetli h
Ayaklarımda diyabete bağlı hafif bir his kaybı var. hiç hissetmiyor değilim yani. Doktorumuz anneme his kaybı olmamasına rağmen muhtemelen b vitamini eksikliği nedeniyle yaşıyla da alakalı olabilir chalia adlı bir hap vermişti. bana vermedi. (b vitamini değerlerim normal)

şimdi başka bir diyabetli hasta ile görüştüğümde nöropati için doktoru ona vermediği halde hemşire bir arkadaşının "aaa vermmesi lazım diyabetlilere verilir muhakkak" demesi üzerine apikobal diye bir hap kullanmaya başladığını söyledi.

içeriğine baktığımda chalia ile muadil ilaç olduğunu görüyorum. kafamın karışma sebebi doktor sırf b vitamini değerlerim normal olduğu için mi vermedi. nöropatimin tedavisi için vermesi gerekir miydi acaba.

son olarak ben bu chalia'dan içmeye başlasam mı? 27 aralık'ta randevum var gidince soracağım ama fikir almak istedim.

Teşekkürler.
0
naksidil
(16.12.22)
Hayır hayır, diyabetlilerin hepsinde B vitamini eksikliği olur çünkü sinir harabiyeti oluşur ve önce B vitamininden yer. Mutlaka takviye edilmelidir. Apikobal kullanabilirsin.

Lütfen bir de kanındaki D vitamini değerlerine baktır, eğer maddi açıdan uygunsan HÜCRE içindeki Magnezyum değerini de ölçtür, kandan ölçülen doğru sonuç vermez çünkü. Eğer maddiyat müsait değilse lütfen ilgili magnezyum formunu ve bir de krom pikolinat edinip düzenli iç olur mu? Diyabetlilerde bunlar çok çok önemli. D vitaminin 50'nin altında olmamalı.

Geçmişler olsun...
0
muhayyer divan
(16.12.22)
(12)

Bu duruma sinir olur musunuz??

anais
Bir arkadaşımla buluşacaktık, anlaştık (çarşamba). Bugün (salı) sabah bana mesaj yazdı, yarın buluşamayabiliriz sana haber vereceğim diye. Tüm gün ses yok, şimdi (20:30 gibi) yazmış ki “kaçta buluşuyoruz, bir şey yazmadın”. Bu saygısızlık değil mi ya? Gün içinde yazsa yine tamam, ben onun keyfine gö
Bir arkadaşımla buluşacaktık, anlaştık (çarşamba). Bugün (salı) sabah bana mesaj yazdı, yarın buluşamayabiliriz sana haber vereceğim diye. Tüm gün ses yok, şimdi (20:30 gibi) yazmış ki “kaçta buluşuyoruz, bir şey yazmadın”.
Bu saygısızlık değil mi ya? Gün içinde yazsa yine tamam, ben onun keyfine göre mi hazır bekleyeceğim? Ya da üslubu daha farklı olsa, kusura bakma ama iptal edebilirim, sana en kısa zamanda haber vereceğim falan dese ok.

Hiç yanıt yazmadım ve yazmayı düşünmüyorum. Haklı mıyım yoksa arkadaşımın yaptığı normal mi?
0
anais
(06.12.22)
Bu saygısızlığın yanında narsisist bir davranış. Sorun bende değil sende davranışı. Senin yüzünden buluşamadık beni ne kadar çok beklettin demek bu. Saçmalık hadsizlik.
0
muhayyer divan
(06.12.22)
sinir olurum bazı insanlar böyle düşüncesiz ve söylediği sözlerin takibini yapmıyor, insan ağzından çıkan sözden sorumludur, hastalık kaza gibi beklenmeyen durumlar dışında haber verecem deyip haber vermemek sorumsuzluk

edit: yalnız çarşamba günü için salı akşamı 8de mesaj attıysa bu makul, başta salı günü yani bugünkü buluşma için akşamın 8inde mesaj attı sandım
0
freebird5406_2
(06.12.22)
Benzer sebepten 3 yıllık arkadaşlığımı bitirdim.

Zamanıma saygı duymayan birine zaman ayırmam.
0
baldan kaymak
(06.12.22)
umrumda olmaz. beklemem oyle uygunsam bulusurum degilsem bulusmam
0
ala09
(06.12.22)
Olurum. Plan yapildiktan sonra uzerine on kere konusmak etmek bana vakit ve enerji kaybi gibi geliyor. Benim vaktimden calamaz, kusura bakmasin.

Tabii ki son anda acil bir is cikabilir ama bu dediginiz asiri rahatlik, koyvermislik... Bunlari hic sevmem.

"Gelebilirim de gelmeyebilirim de" mesaji veren en yakin arkadasima, acik acik "Gelme!" dedim en son. Beni yoruyor. Yormayan ve sinir etmeyen arkadaslardan devam edelim.
0
buf-e kür
(06.12.22)
hiç mesaj yazmazsan pasif agresif olacaksın. yarın için başka yaptım, haberleşiriz yazıp görüşmeyi kes.
0
orpheus
(06.12.22)
seni yedekte tutuyormus. daha ilginc/eglenceli bir plan cikar diye umuyordu, oyle bir sey de cikmadi tabii ki. bir de topu sana atiyor aklinca "cevap vermedin" diye.

acik acik "sana haber verecegim yazdin ve haber vermedin. ben de baska plan yaptim" diye cevap ver. sonrasinda da ben olsam konusmazdim.
0
hot potato
(06.12.22)
bence boşuna gerilmişsiniz ve sizin davranışınız da onunki kadar kusurlu.

"sana haber vereceğim" yazdığında o mesajı cevapsız mı bıraktınız?
bence bu da pek normal değil mesela.
"tamam, kaça kadar haber verirsin?" ya da "tamam haberleşiriz" falan gibi bir şey demeniz gerekirdi.
hatta samimiyseniz, "aa n'oldu yahu? tamam haber verirsin" falan da denebilir böyle bir durumda.
zaten samimi bir arkadaşımsa, belli saate kadar haber çıkmadığında, "haber verecektin, ne oldu?" diye sorabilirim de.

illa sizi ikinci plana attığını falan düşünüp varsayım üzerinden ilerlemenin anlamı yok, belki önemli bir şeydi ama gerçekleşmedi.

o mesaja cevap almadıktan sonra "tamam yarın görüşüyoruz, diğer ihtimal/iş/program olmadı" mı desin kendi kendine?
saçma bir kopukluk olmuş diyalogda.
sadece "haber veririm demiştim de, gerek kalmadı, yarın buluşuyoruz değil mi?" falan yazsa daha sempatik olurmuş.

insan ilişkilerinde bu kadar pasif veya kötü düşünceli olmaya gerek yok, sürekli olmadıkça arada bir programlar değişebilir.
"sizi şu konuma sokmuş, bu pozisyona getirmiş, hem suçlu hem güçlü" falan gibi altında art niyet aramanın anlamı yok bence.
en fazla, "haber vereceğim dedin vermedin, ben de seni bekledim sabahtan beri" falan gibi bir şeyler söylemek yeterli olurdu bana göre.
büyütülecek bir şey yok gibi.
0
blatta hiberna
(06.12.22)
abartıyorsun gibi geldi bana. sabahtan mesaj atmış kapı duvar olmuşsun. bi şey söyleseydin, "tamam haber bekliyorum" gibi o da daha erkenden yazacaktı sana gidişatı büyük ihtimalle. üstüne tekrar mesaj atmış sinir olmakla meşgulsün. cevap yazma da daha iyi bi plan yapar belki yavrucak.
0
anna sun
(06.12.22)
arkadaşlık derecesine bağlı. yakın arkadaşlarım dese alınmazdım. ne olacak ki. yakın olmayan arkadaşlarım deseydi işim var deyip geçerdim. biraz denyoluk bu ama adamına göre.
0
bohr atom modeli
(07.12.22)
bence ikiniz de anormal davranmışsınız. ama sen daha anormal davranmışsın. olay gereksizce bu hale gelmiş.
0
abelardo
(07.12.22)
blatta hiberna +1

Buluşamayabiliriz dediği mesaja cevap vermediğinizi varsayarak söylüyorum.
0
pispinti
(07.12.22)
(2)

Nüfus artışı kaynakların yetersizliği ve çarpık kentleşme?

darkwizard
Bu aralar kafaya takıyorum, insan sayısı son 100 yılda 2 3 milyar arttı. Hatta daha da çok olabilir. Böyle bir yüzyıl daha giderse hormonlu yiyecek sayısı artacak hayvanların nesli tükenecek çoğu yerde kuraklık olacak ve haliyle doğa harap olacak. İnsan kendi sonunu getirebilir mi tükenecek ve karan
Bu aralar kafaya takıyorum, insan sayısı son 100 yılda 2 3 milyar arttı. Hatta daha da çok olabilir. Böyle bir yüzyıl daha giderse hormonlu yiyecek sayısı artacak hayvanların nesli tükenecek çoğu yerde kuraklık olacak ve haliyle doğa harap olacak. İnsan kendi sonunu getirebilir mi tükenecek ve karanlık çağa girecek. Sonra doğa kendini ne kadar sürede yeniler. Etraf plastik ve çöp dolacak çünkü doluyor. Her insan demek bir çöp demek. Bilinçsiz ürüyor insanlar. Özellikle bağnaz yobaz ve bilgisiz kesim. Aydın kesim azınlık oluyor ülkemizde mesrla. 50 yıl sonra İslami şeriat gelir ülkeye zira aydın kesim gitgide azınlık oluyor.
0
darkwizard
(06.12.22)
Bu olanlar ihtiyaçtan değil israftan oluyor yalnız. İsraf edilen o kadar fazla gerçek ve fabrikasyon (çöp) gıda var ki neden Afrika'da hâlâ açlık var anlamıyorum. Yani anlıyorum da şimdi kötü kötü konuşmayayım.

Bütün bunlar insanların kendilerine değil başkalarına, güç sahibi sandıkları kişilere güvenmelerinden oluyor.
0
muhayyer divan
(06.12.22)
aydin kesim her yerde az uruyor cunku hayatta cocuk bakmaktan baska tadlar oldugunun farkinda. cogunlugun vasatlasmasi kacinilmaz bir sey.
0
hot potato
(06.12.22)
(5)

Geçmeyen hastalık salgınında iyileşen var mı?

pavlis
Geniz ve burun akıntısı, öksürük, ara ara ateş, öksürük kaynaklı baş ağrısı ve yoğun balgam. 10 gündür geçmiyor. Aile hekimine bile randevu yok. En erken cuma gününe aldım bekliyorum. Acile gitmiyorum çünkü iğne fobim var :(İyileşen varsa nasıl yaptı, antibiyotik artık şart diye düşünüyorum.
Geniz ve burun akıntısı, öksürük, ara ara ateş, öksürük kaynaklı baş ağrısı ve yoğun balgam.
10 gündür geçmiyor.
Aile hekimine bile randevu yok. En erken cuma gününe aldım bekliyorum.
Acile gitmiyorum çünkü iğne fobim var :(

İyileşen varsa nasıl yaptı, antibiyotik artık şart diye düşünüyorum.
0
pavlis
(28.11.22)
off aynı durumdayım. özellikle şu öksürük beni bitirdi. 10 gün oldu benim de, çarşamba günü için randevu aldım.
0
deartheodosia
(28.11.22)
Normalin 3 katı mukovit c aldım. Antibiyotik kullandım. O şekilde geçti.
0
seaman
(28.11.22)
Antibiyotik benim böbreklerimi ısırdı yarıda bıraktım. Bol bol sarımsak soğan yedim, günde 2 C vitamini içtim, çinko magnezyum aldım, doğal malzemelerle yapılmış hakiki elma sirkesi içtim, sık sık terledim. Terledikten sonra geçti benimki. Bir de bir doktor burun geniz akıntısını sağaltmak için alerji ilacı yazmıştı o da iyi geldi ama bende alerjik rinit zaten var. Teraflu veya aferin fort gibi bişeyler kullandım o da var. Bir de öksürüğü atmak için nac yazıldı ama kullanmadım, aşırı öksürüyordum çünkü.

Doğal yöntemler beni çok destekledi. Şekerli ve paketli gıda yememek lazım bir de. O bağırsakları fena yapıyor.
0
muhayyer divan
(28.11.22)
İyileştim ama zaten süper sağlıklıyım. Üç gün halsizlik yaptı o kadar.

Umca dene.
0
alperz
(28.11.22)
3 günde iyileştim, ki benim için uzun bir süre. Akıntı ve balgam için okaliptüs yağı ve zencefilli sıcak suda buhar çektim içime 3 defa günde, rahatladım ertesi gün. Dinlendim bi de tabii.
0
Bruce
(28.11.22)
(9)

Evlendikten sonra...

tulumba
Merhabalar,Bir sorum var sizlere. Belki duymuşsunuzdur bazı aileler kızlarınıevlendirdikten sonra 1 yıl boyunca kızı ile görüşmüyor ya da damadın ailesi, kızı ailesiyle görüştürmüyor. Bunun sebebi de kız evliliğe, kocasına alışsın diyeymiş. İlk başta benim aşırı tuhafıma gitmişti. Ama sonra yakından
Merhabalar,


Bir sorum var sizlere. Belki duymuşsunuzdur bazı aileler kızlarınıevlendirdikten sonra 1 yıl boyunca kızı ile görüşmüyor ya da damadın ailesi, kızı ailesiyle görüştürmüyor. Bunun sebebi de kız evliliğe, kocasına alışsın diyeymiş. İlk başta benim aşırı tuhafıma gitmişti. Ama sonra yakından görünce bu kadar sert olmasa da bir mesafe ayarlaması olmalı diye düşünmeye başladım. Misal aşırı yakınım olan bir erkek yakın zamanda evlendi. Bu arada kendi tanışıp sevip evlendi. Evliliklerinin daha ilk ayı kız sürekli annesine gidip kalmaya başladı. Ama bir tartışma bir şey yok bu arada. Eğer hsonu gezilirse evinde kalıyor yoksa annesinin evinde kalıyor. İlk başlarda ailesine düşkündür falan deniyordu da 1 yıl oldu kız bi türlü evine gitmiyor. Nedir bunun sınırı sizce?
0
tulumba
(27.11.22)
Evde mutlu olsa evinde kalırdı.
Demek ki evde birbirleri ile iyi vakit geçiremiyorlar ki kız annesine gidiyor.

Sorunun başında bahsettiğin olay ise baştan aşağı saçmalık.
0
teritori
(27.11.22)
bence sıkıntı yok, yatak odaları ayrı olan kendilerine özel vakit ayrılabilen evlilikler daha uzun süreli oluyor. boşanmaların çok olmasının sebebi bunun gibi pratiklerin olmaması. hatta evlilikte maddi durum müsaitse evler kapatılmamalı
0
hoot
(27.11.22)
Sorunun başında bahsedilen olay ağır saçmalık +1 tam muhafazakar Anadolulu kafası.
İkinci kısımda bahsedilen olay ayda 1-2 bilemedin 3-4 kez olsa anlarım ama arada bir haftasonu kendi evine geliyorsa yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu kesin, ailesiyle ilgili bir sıkıntı da olabilir eşiyle de.
0
uvcray
(28.11.22)
Yok, annesi maalesef düzgün insan değil onun. Kızını koruyabilmesi için insanları, insan olmayı iyi öğrenmiş olması veya kızını evlendirmemesi gerekirdi. Hastalıklı bir durum, çok yanlış.
0
muhayyer divan
(28.11.22)
Her ailenin kendine özgü durumları olabilir. Bu doğru, bu yanlış diye bakmamak lazım.

Aile gerekli görürse 1 yılda görüşmez, kızları isterse sık sık gelir de. Karı-koca bu işten sıkıntı duyuyor mu, duymuyor mu? Sıkıntı duysalar da, sonuçta ilişkinin faydasına mı? ona bakılır.

Ancak bu tarz durumları kural haline getirmemek lazım. "Evlenen kızınla 1 sene görüşülmez" gibi saçma bir kural olamaz.


.
0
kartallar yuksek ucar
(28.11.22)
ben teritori'ye katılmıyorum, bazı ailelerin ilginç bir sürekli birbirinde kalma ritüeli var. mesela benim eşimin ailesi de öyle, mümkün olsa her hafta çağırırlar bizi de, gelin 3-4 gün kalın modundalar. kültürel bir şey olduğuna inanıyorum. evlilikte sorun olmasına gerek yok böyle bir şey için yani.

lakin bence de sağlıklı değil. biz iki tarafla da ayda 1 görüşecek şekilde standarda bağladık, "çok muhabbet tez ayrılık getirir" lafına çok inanıyorum o yüzden böyle sürekli gitme, haftada bir görüşme falan bana çok hastalıklı geliyor. aileleri bir kenara koyması gerekiyor evli insanların yoksa sorun çıkıyor mutlaka.
0
roket adam
(28.11.22)
Teritori'nin dediği noktada aklıma şu soru geliyor, daha evde 1 gün kalmadan nasıl iyi vakit geçirip geçiremediğini öğrenebilirler? Ben daha çok kızın annesinin bu konuda kızı uyarması gerektiğini düşünüyorum. Tamam burası da senin evin ama sen artık evlendin. Özlediysen yine gel ama akşam git evinde uyu.
0
🌸tulumba
(28.11.22)
dediğiniz şeyi ilk defa duyuyorum. kırsal yerlerde vardır o.
0
enteg
(28.11.22)
kızın bence ruhsal sorunları var ya da yaşı çok küçük.
aile olmak ne demek öğrenememiş. artık ailesi anne babası değil eşi bunu idrak etmesi lazım.
0
sta
(29.11.22)
(12)

Kedi maması önerisi

muhayyer divan
Merhabalar,Evde 3 kedimiz var, mevcut mamayı yiyemiyorlar, aç geziyorlar. Sürekli tavuk ciğeri pişirmek hem zahmetli hem pahalı oluyor, acaba tavsiye edebileceğiniz fiyat performans ürünü mamalar var mı?Balıklı yemiyorlar, en çok tavuklu ve ciğerli seviyorlar, ayrıca bir kedimiz çiroz.
Merhabalar,

Evde 3 kedimiz var, mevcut mamayı yiyemiyorlar, aç geziyorlar. Sürekli tavuk ciğeri pişirmek hem zahmetli hem pahalı oluyor, acaba tavsiye edebileceğiniz fiyat performans ürünü mamalar var mı?

Balıklı yemiyorlar, en çok tavuklu ve ciğerli seviyorlar, ayrıca bir kedimiz çiroz.
0
muhayyer divan
(27.11.22)
royal canin- hills- proplan üçlüsünü genelde çoğu kedi severek yiyor.
0
astronom bey
(27.11.22)
proplan seviyor bizimki
0
ala09
(27.11.22)
Mevcut mama ne?
0
not dark yet
(27.11.22)
happy cat
0
bugisme
(27.11.22)
kito.pet

boyle bi marka varmis yerli. belki denenebilir uygun fiyatli
0
ala09
(27.11.22)
cok para vermeyip gene de iyi bir mama ariyorsaniz proline. proline de uc cesit var somonlu, kuzulu ve tavuklu ucu de guzeldir. daha dusuk segmentte de enjoy var tavuklu.
0
camene87
(28.11.22)
ben kedime yerli marka felicia veriyorum fena değil gibi. yabancı marka mamalar gerçekten pahalı.
0
kobretti
(28.11.22)
@not dark yet

Reflex plus kuzulu pirinçli. Yemiyorlar. Önceki mama reflex tavukluydu bayılıyorlardı. Ondan önceki de yine kuzuluydu ama onu yiyorlardı. Anlamadım.

15 kg olan paketlerden alalım istiyorum...

Bu arada advanced ve spectrum diye iki mama var hiç denediniz mi, bilen var mı?
0
🌸muhayyer divan
(28.11.22)
advance gayet kaliteli bir mama. o da pahalı fakat. spectrum'u bilmiyorum.
0
kobretti
(28.11.22)
soru içinde soru olacak ancak kusura bakmayın.

tavuk ciğerini nasıl pişirip veriyorsunuz? Ben baya tavaya biraz suyla attım suyunu çekince aldım ama yemedi. acaba blenderla sıvılaştırmak mı gerekiyor?
0
tok oldugumuz halde yaftalar yiyoruz
(28.11.22)
Reflex plus tavukluya dönün o zaman ya da felicia deneyin. Spectrum reflex’le aynı firmanın zaten, 15 kg paketi de yok bildiğim kadarıyla. Advance köpek maması kullanmıştık iyiydi ama Proplan’dab bile pahalı olduğunu görüyorum bazı yerlerde. Popülerleştikçe fiyat politikaları agresifleşti. Bu arada reflex’in de fiyatlar saçma şekilde arttı.
Reflex tavuklu, La vital (somonlu olabilir), Felicia arasında seçim yapılabilir.
0
not dark yet
(28.11.22)
@tok olduğumuz

Köpük tabaklarda satılan ciğeri dondurmuş oluyoruz, açılmasını beklemeden hepsini tavaya koyup biraz su ekleyip pişiriyorum, iyice piştiğine kanaat getirince ılıtıp ciğerleri doğruyorum, acaip bayıla bayıla yiyorlar.
0
🌸muhayyer divan
(01.12.22)
(3)

Göz kuruluğu için lazer tedavisi

photo85
Yaptıran oldu mu
Yaptıran oldu mu
0
photo85
(27.11.22)
Annemde ve bende var göz kuruluğu, ikimizde de yapay gözyaşları filan zerre etkilemiyor. Sırf bu yüzden ikimiz de lens kullanmıyoruz gözlük takıyoruz ama bunun için lazer tedavisi seçeneği olduğunu hiç duymadım. Çok da saçma geliyor, lazere bir şeyi bir yeri yakacak. Yani işlevsiz bırakacak. Göz kuruluğu ise gözyaşı bezlerinin yeterli çalışmamasından veya gözyaşı kanallarının tıkanıklığı yüzünden yaşanan bir şey. Lazer kullanılırsa o bölge büyük zarar görecektir, bunun bir tedavi denemesi olup olmadığından emin olmak lazım yaptırmadan önce. Parayla denek olmamak lazım.
0
muhayyer divan
(27.11.22)
@muhayyer divan lazer burada tam olarak gözyaşı kanalını açıyor. Türkiyede ne yazık ki hekimlerde yaygın değil ama yurt dışında çok kullanılıyor ve literatürde zarar gören yok. Fda onaylı
0
🌸photo85
(27.11.22)
Lazer duymadım ama lazere sıcak bakmayan bir doktor, kirpik dibi tedavilerle kuruluğun önüne geçileceğini yazıyor. İlgilenirseniz ismi Dr.Selim Hüsrevoğlu. Bir süredir internetten takip ediyorum, tedaviye yönelik yaklaşımları var
0
epitaf
(27.11.22)
(9)

Epub vs fiziki kitap ?

sassot
Epub maddi açıdan daha iyi gibi ama fiziki kitap okuyunca konsantrasyonumun arttığını farkettim siz ne diyorsunuz ?
Epub maddi açıdan daha iyi gibi ama fiziki kitap okuyunca konsantrasyonumun arttığını farkettim siz ne diyorsunuz ?
0
sassot
(27.11.22)
aynen katiliyorum
0
hewit
(27.11.22)
Epub da etkili ama fiziki kitap en etkili en iyisi ve zaten en sağlıklısı
0
muhayyer divan
(27.11.22)
Kindle aldım. Son 3-4 senedir körelen kitap okuma alışkanlığım geri geldi. Çok büyük kolaylık.
0
nawar
(27.11.22)
Epub'i PC veya telefonda okuyorsanız konsantrasyon sağlamak zor olur. Okuma kalitesi de düşük olur. E-reader ise mevzu değişir.
0
opethian
(27.11.22)
Grafik içeriği yoğun kitaplar hariç e-kitap bence her halukarda daha iyi, tabi bir e kitap okuyucu kullandığınızı varsayıyorum. Fiziki kitap tam tersi benim konsantrasyonumu bozuyor çünkü kitabın boyutlarına göre tutması vb. daha zor, üztelik ışığa göre konum almak lazım. Arkadan aydınlatmalı bir e-kitap okuyucu tam bir nimet.
0
salihdt
(27.11.22)
Kitap okuma alışkanlığını tam edinememiş insanlarda fiziki kitap daha iyi. Nerede kaldığını, ne kadarını okuduğunu, bir oturuşta ne kadar ilerlediğini görmek, kütüphane oluşturmak, okuduklarım, okuyacaklarım bölmeleri yapmak onları motive ediyor.

Ama kitap okuma alışkanlığı zaten olan insanlar için büyük kolaylık. metroda iki durak arasında, ayaktayken bile, tek elle, cepten çıkarıp iki sayfa okuyor olabilmek büyük bir imkan.Fiziki kitapla yapamazsın onu.
0
Mirket
(27.11.22)
her iki şekilde de kitap okuyan birisi olarak gönlüm her zaman fiziki kitaptan yana olmuştur. evet, e-kitap okuyucu büyük rahatlık; çantanda onlarca kitap taşıyorsun, canının istediği an telefonda vakit geçirmek yerine e-kitap okuyucunu çıkarıp okuyorsun, fiziksel ağırlığı yok vs. ama ben şu ana kadar dikkat ettim de e-kitap olarak okuduğum kitaplardan hiçbir zaman tam verimi alamadım kitap okuma tatmini açısından. sanki öylesine, geçiştirmek için okumuş gibiyim o eserleri. fiziki olunca canlı kanlı elimde tuttuğum, hissettiğim ve o an sadece o dünyaya sahip olduğum için daha zevkli ve verimli geliyor bana. hatta biraz saçma olacak belki ama zamanında e-kitap olarak okuduğum kitapların basılı halini alıp rafıma yerleştiriyorum.
0
m e b
(27.11.22)
Kitap okumak için spesifik bir cihaz varsa e ink bir e reader konsantrasyon problemi olmuyor. Bilgisayardan olacak iş değil kitap/çizgiroman okumak mutlaka elde tutmak istiyor insan.
0
hedep
(27.11.22)
ben ekran dışı bir aktivite yapmak istediğim için fiziki kitap alıyorum. ayrıca kitaplığımın dolup taşması bana haz veriyor.
0
roket adam
(27.11.22)
(16)

Irkçılık Sorusu

parcaliham
Selamlar,Geçen gün arkadaş ortamında konuşulduğu için kafam karıştı, burada sormak istedim.Bir insanın, 'ben siyahi erkeklerle/kadınlarla birlikte olmak istemem' cümlesi kurması ırkçılık mıdır? Yoksa kişisel bir tercihe mi girer?Bir insanın 'ben uzakdoğulu bir erkek/kadınla birlikte olmak isterim' d
Selamlar,

Geçen gün arkadaş ortamında konuşulduğu için kafam karıştı, burada sormak istedim.

Bir insanın, 'ben siyahi erkeklerle/kadınlarla birlikte olmak istemem' cümlesi kurması ırkçılık mıdır? Yoksa kişisel bir tercihe mi girer?

Bir insanın 'ben uzakdoğulu bir erkek/kadınla birlikte olmak isterim' demesi de aynı minvalde düşünülebilir mi?

Son soru... bir insanın 'ben trans biriyle birlikte olmak istemem' demesi ayrımcılığa girer mi?

Bu konuları tam olarak kafamda oturtamadım. Sizlerin düşüncesini ve toplumsal düşünceyi merak ettim.

Teşekkür ederim.
0
parcaliham
(27.11.22)
Kişisel tercihtir. Sebeplerine göre değerlendirilmesi lazım ama. Derse ki "siyahi/uzakdoğulu/trans kişi insan değil" veya işte kibir göstergesi sözler ederse o ırkçılık, ayrımcılık olur. Ama siyahi kişiyle birlikte olmak istememe sebebi mesela ten rengine bir türlü alışamamaksa, karanlıktan korkmak gibi bir korkum var diyorsa, yakın hissedemiyorum diyorsa bu tamamen kişisel bir durumdur, ırkçılık ya da ayrımcılık olarak değerlendirilemez.

Kaldı ki konu gönül işleri, duygular meselesi. Kişi sevdaya tutulduğunda uzağı yakını siyahı beyazı görmez.
0
muhayyer divan
(27.11.22)
Bunların hepsi kişisel tercih.
0
dissendium
(27.11.22)
Bana kalırsa bunlar ırkçı ifadeler.

“Türk biriyle birlikte olmak istemem” i ele alalım mesela.
Basit bir örnek:
-X ile birlikte olmak istemiyorum
+Neden?
-Çünkü Türk

Örnekten ayrı olarak Türklerle birlikte olmak istemem dediğinde Türk kümesine dahil olan bütün bireylerle birlikte olmak istemediğini söylüyorsun. Yani bir tercih yapıyorsun esasında yukarıda söylendiği gibi fakat bu tercihinin referans noktası “ırk”. Yani bir insana -ya da Türk kümesine dahil olan bütün insanlara- karşı diğer bütün özelliklerine bakmaksızın, tanımaksızın, yalnızca Türk olmasından ötürü yani etnik kimliğinden ötürü bir tutum belirliyorsun, ve bu eylemin tek referans noktası, belirleyici unsuru etnik kimlik ya da ırk.

Irkçılık kişisel tercihler için bir motivasyon olabilir. Verdiğiniz örnekler ırkçılığa dahildir bana kalırsa.

Irkçılık bir ırkı başka bir ırktan üstün/alçak görme olarak sınırlandırılamaz. Zaten öyle olsa bile “Türklerle birlikte olmak istemem” gibi tercih ifadelerinin altında yatan sebep de Türkleri -bir ırk olarak- kültürel, fiziksel ya da başka bir özellik açısından eksik görme durumu vardır diye düşünüyorum.

Oxford’un tanımı: Irkçılık, farklı bir ırk veya etnik kökene sahip oldukları için diğer insanlara yönelik önyargı, ayrımcılık veya düşmanlıktır.

Bu tanıma göre Türk oldukları için insanlarla birlikte olmak istememe ön yargısına varmak ırkçılık kapsamına girer zannımca.
0
but that was just a dream
(27.11.22)
but that was just a dream+1

irkci degilim ama melezler eklesin
0
ala09
(27.11.22)
bahsettiklerinizin hepsi irkcilik ayrimcilik ornekleri, aslinda suriyelilerden sonra turkiye'de halk irkciligin ne oldugunu ogrenmis ve ben irkciyim deyip tutarli bir tavir gosteriyordu yer yer, ancak gelen ilk 3 cevap gosteriyor ki durum hala cok karisik...


muhtemeldir ki kimse irkcilik ve ayrimciliktan tamamen azade degildir, bu soylemlerin nerede nasil hangi sartlar altinda kim tarafindan soylendigi, irkcilik ve ayrimcilik olup olmadigi noktasinda onemlidir, ben birinin cikip taksim meydaninda bosluga dogru bagirdigini varsayiyorum. yoksa baltimore'da bir siyahi ben siyahi insanlarla birlikte olmak istemiyorum diyorsa bu tercih, bunu oradaki beyaz diyorsa bu ayrimciliktir. Bu neden boyledir, neden bir cifte standart* vardir bununla ilgili milyon tane bilgi uluslararasi kaynaklardan edinilebilir.

*cifte standart kavramini olumsuz bir kavram olarak degil notr bir kavram olarak kullaniyorum
0
hewit
(27.11.22)
@but that was just a dream -1 :) Türk biriyle birlikte olmak istemem dersem ırkçılık olur. çünkü sarışın, kızıl tenli, yeşil, mavi, siyah gözlü çok farklı fiziksel özelliklerimiz mevcut. ancak tıpkı -örnek, sallıyorum- "siyah kıvırcık saçlı kadınlarla beraber olmak istemem" bunda veya aynı mantıkla siyahilerden -beraberlik anlamında- hoşlanmamam ırkçılık olmaz bence. tercihtir.
0
unabomber
(27.11.22)
ırkçılık değil.

cinsel ilişkide insanlar karşıdaki kişinin pasaportuna değil, fiziksel özelliklerine bakar. eğer bahsedilen konu fiziksel özellikse tercihtir.
0
lesmiserables
(27.11.22)
Kimse kimseyi biriyle birlikte olmaya zorlayamaz tabi ki ancak arkada yatan neden önemli. Mesela "Ben bir asyalıyla birlikte olmam çünkü genel olarak çekici bulmuyorum" anlaşılabilir bir durum... Kişi sırf kendisini daha iyi tanımak için bunun nedenlerini anlamaya çalışabilir tabi... Ancak örneğin "Asyalılarla birlikte olmam çünkü saçma sapan şeyler yiyorlar" baya baya anlamsız bir önyargı olurdu. Bu arada ayrımcılık her zaman negatif olmak zorunda değil tabi ki, mesela Asyalıların matematikte çok iyi olması gibi bir klişe önyargı var, pozitif gibi gözükse de bu da bir genelleme ve o gruptan insanlar için rahatsız edici olabilir.
0
salihdt
(27.11.22)
Irkçılık ve ayrımcılıktır, ama aynı zamanda kişisel bir tercihtir de. Bunlar illa birbirini dışlayan şeyler olmak zorunda değil.

Konu hakkındaki kafa karışıklığı, ırkçılık hakkında (konunun Hitler'e falan bağlanıp) aşırı negatif bir önyargının olması.

Çünkü herkes -çeşitli derecelerde- ırkçıdır. Hatta bu genetik temelleri olan bi durum, toplu halinde yaşayan canlılarda, topluluğa uyumlulukla alakalı genlere göre seçilim olur, uyumlu olmayanlar belli derecelerde dışlanır (ama tamamen dışlanmaz, çünkü varyasyon da lazım) vs. Toplumun selameti için gerekli bir mekanizma bu.

O yüzden asıl önemli nokta bu mekanizmanın nasıl işlediği.

Mesela ABD'de son zamanlarda çok tartışılan bi konu, üniversiteye kabul işini IQ bazlı ölçüm yapan testlerle yapıyorsan bu ırkçı bir tercih, çünkü IQ genetik bi olay ve bazı ırkların IQ'ları diğerlerine göre düşük. Ama sen toplum olarak sınırlı kaynaklarını en verimli şekilde harcamak istiyorsun, o yüzden bu "kötü" bir tercih değil. Aksini yapıyor olsan toplumun selametini tehlikeye atıyor olurdun.

Aynı şekilde beraber olduğun kişinin sana etkisi negatif olacaksa burada ırk bazlı bir ayrım yapmanda sıkıntı yok. Fakat genelde çok büyük bir etkisi olmadığı için çok karşılaşmıyoruz. Misal yine ABD'de insanların %50'si başka ırktan biriyle birlikte olmuş. Ama iş evliliğe geldiğinde negatif etkisinin daha yüksek olabileceğini düşündükleri için farklı ırktan biriyle evlilik oranı daha düşük, %15 civarında.

Özetle ırkçılıktır ama her ırkçılık "kötü" değildir. Kötü olup olmadığına karar vermek için faydasına zararına bakmak lazım.
0
plutongezegendegilmi
(27.11.22)
Değildir, bir süre önce Twitter’da böyle transfobi tartışması çıkmıştı. Yani istemiyorsa sadece istemiyordur insan. Fobi mobi alakası yok.
0
Hallegadola
(27.11.22)
Irkçılık, ayrımcılık olsa da umrumda değil. Kişisel hayatımda alıp bir ömür boyu benimle yaşayacak kararlarım politik doğruculuk ekseninde veremem. X ırktan biriyle birlikte olmak istememek vs. herkesin kendi tercihidir.
0
black holes in the sky
(27.11.22)
Irkçılık vb. değil.

Bir insanın Türklerle evlenmek istememesi Türklerin kültürünü veya insanların fiziksel görüntüsünü beğenmedigi içindir. Bir insan Türkler evrimleşmememiş, insanın alt sınıfında yer alıyor, bu yüzden evlenmem deyorsa bu ırkçılıktır.

Tabii ki genelleme istisna içerir. Türklerle evlenmem deyen bir insan kafasına uygun bir Türkle evlenebilir; fakat isimlendirme, genelleştirme, sınıflandırma bu kusurları içererek hayatı kolaylaştırır;, ön yargılar hayatı kolaylaştırır. Ön yargılar olmadan yani sınıflandırmadan yaşayamayız. Peşinen bazı şeylerden kaçınmalıyız veya yakınlaşmalıyız.

Not: Türküm. Örneğin Bir Hintliyle evlenmem. Bir Hintliyle evlenmem için ön yargımı kırmalı. Türkle evlenmek istemeyen bir kâinat güzeli olursa ön yargısını kırmaya çalışırım.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(27.11.22)
Bu konu aklıma geçen hafta iki latin arkadaşımla yaptığım konuşmayı getirdi. İkisi de 25-30 yaş arası güzel kadınlar ve Türk erkekleriyle ilişkileri olmuş. Konu bu duruma gelince tekrar bir Türk erkeğiyle birlikte olur musunuz diye sormuştum. Aşağıdaki cevapları vermişlerdi. Hangisi ırkçı, hangisi değiş sana bırakıyorum.

Cevap 1) hayır tekrar bir Türk erkeğiyle birlikte olmak istemem. Ben evlenip, kendi ailemi Kolombiya’da kurmak istiyorum ve bir Türk erkeğinin Kolombiya’da yaşaması, benim geleneklerime alışması ve ayak uydurması zor. Bir erkekten beklediğim şeyler var, latin erkekleri bunu karşılayabilir ancak Türk erkekleri ilişkilerdeki bu beklentimi karşılayamaz.

Cevap 2) Türk erkeklerini fiziksel olarak çekici bulmuyorum, daha sarışın erkekleri tercih ediyorum.

1. Cevapta aslında kişi aslında karşısındakini Türk olduğundan değil, Türk olmanın kültürünü kendi kültürüyle uyuşturamayacağı için söylüyor. İkincisinde ise sorun Türk olması direk. Karşısına sarışın, yakışıklı bir Türk erkeği de çıksa sadece Türk olduğu için reddedecek. Umarım bu durumu tam anlatabilmişimdir.
0
you are my lethe
(27.11.22)
ırkçılık olsa ne olur?
0
sert siyah krom
(27.11.22)
bunu ne amaçla söylediğine bağlı. salt renginden dolayıysa ırkçılık. konsept önemli. cinsel yönelim ayrı bir şey ama. ne yapsın adam heteroysa homoseksüel biriyle de birlikte olurum mu demek zorunda kalsın. o ayrımcılık değil.

bu biraz algı meselesi. kız çocuk istemem dersen yobaz olursun, erkek çocuk istemem dersen modern bir baba. genel görüş neyi savunuyorsa buna o karar veriyor. tek bir norm yok maalesef.
0
bohr atom modeli
(27.11.22)
eskiden olsaydı ırkçılık olduğunu düşünürdüm. ama artık öyle olduğunu düşünmüyorum. belki de buna en büyük etken artık en ufak bir topluluğa olumsuz bir eleştiri dahi olsun yapamamamızdır. bir diğer ve galiba en önemli sebebi de tarihsel açıdan yarası olan topluluğa mensup olanların hassasiyetlerinin hala devam etmesindendir.

çeşitli sebeplerden ötürü bir insan bir kültürü benimsemeyebilir, hayatına dahil etmek istemeyebilir, ilişkisini en az seviyede tutmak isteyebilir.
ben bir karadenizliyim ve doğu kültürüyle hamuru yoğrulmuş birinin "karadenizli biriyle olmak istemem" cümlesi beni yıkmaz, saygı da duyarım ama aynı şekilde kürt ya da doğulu birinden sırf kültürü sebebiyle hoşlanmama veya onun yaşam standartlarını/değerlerini kabul etmeme özgürlüğü bana da ait olmalı. ben kürt biriyle içli dışmak olmak istemezsem (varsayım olarak), bu "bu ülkede kürtlere hiçbir zaman ayrımcılık bitmedi" cümlesini kurdurtmamalı.

azınlığın, çoğunluğun kültürünü tabii olarak sevmemesi doğalsa aynı şekilde çoğunluğun da azınlığın kültüründen kaynaklı onlardan hoşlanmaması aynı derecede doğaldır.

kısacası ben etnik/dini/siyasi/maddi veya manevi açıdan insanları sevme hakkımızın olduğu kadar sevmeme hakkımızın da olduğunu düşünüyor ve savunuyorum. neden japonları çalışkanlıkları için sevdiğimizi düşünüyoruz ve kimse itiraz etmiyor da "ben x'leri şu yüzden sevmiyorum ve hayatımda istemiyorum." dediğimiz zaman ayrımcılıkla suçlanıyoruz? (bakın, burada aynı sebepten suçlanmamak için x yerine gerçekten de sevmediğim toplulukları yazamadım bile.)
0
m e b
(27.11.22)
(6)

Cantaya koydugunuz kitaba bir sey olmasin diye...

hlot
Bir sey kullaniyor musunuz?Sirt cantasina, bavula koydugum kitaplar yamuluyor, su yiyor, yipraniyor. Bunun bir cozumu var midir? Atiyorum mesela bir klasor gibi bir sey olsa, ben de onun icine 1-2 kitabimi koysam ve kitabim hep ayni ilk gunku tazeliginde kalsa?
Bir sey kullaniyor musunuz?

Sirt cantasina, bavula koydugum kitaplar yamuluyor, su yiyor, yipraniyor. Bunun bir cozumu var midir? Atiyorum mesela bir klasor gibi bir sey olsa, ben de onun icine 1-2 kitabimi koysam ve kitabim hep ayni ilk gunku tazeliginde kalsa?
0
hlot
(27.11.22)
Google görsellerde plastik zarf dosya diye arat, boyutu rengi şekli sana kalmış
0
freebird5406_2
(27.11.22)
Çantama attığımda kapağı kenarları yıpranıyor, yıpranmasın diye bez çantaya sarıyorum.
0
muhayyer divan
(27.11.22)
Ben plastik ya da poşet dosyaya koyup öyle taşıyorum. Plastik dosya sert olduğu için onun ebatinda çanta olması gerekiyor, poşet dosyayı kitap boyutuna göre katlayabiliyor olmak rahat.
0
fraise
(27.11.22)
koydugum bolmesine baska bir sey koymuyorum.
0
baldur2
(27.11.22)
Su geçirmeyen cinste poşetler olur ya onlara sarıp koyarsınız, ıslanmaz.
0
invictae
(27.11.22)
Buzdolabı poşetine koyuyorum. Kenarlarının yıpranmasını engelliyor.
0
boyalı kuş
(27.11.22)
(10)

Çocuklarda kötülük var mıdır

kiriko
Çocuklara baktığımız zaman aşağılama alay etme zorbalık herşeyin olduğunu görüyoruz.Peki bu kötülükleri neden yaparlar? Kötülük doğuştan mı gelir.Görüşleriniz nelerdir
Çocuklara baktığımız zaman aşağılama alay etme zorbalık herşeyin olduğunu görüyoruz.Peki bu kötülükleri neden yaparlar? Kötülük doğuştan mı gelir.Görüşleriniz nelerdir
0
kiriko
(25.11.22)
bu tam olarak kötülük değil, daha çok filtresizlik.
etik ve ahlak kavramlarından haberdar olmadıkları için komik buldukları ya da düşündükleri herhangi bir şeyi kolayca ifade edebiliyorlar.

kötülük sınırına dahil olanlar da var elbet ama o nadir görülen bir şey.
genelde ailesinde kötü muamele gören çocuk, aynı şeyi çevresinde zayıf gördüğü kişiye uygulayabiliyor.
bu hem öğrenmekle hem güçle hem de kendi varlığını hissetmekle ilgili bir şey.
0
blatta hiberna
(25.11.22)
İnancınıza bağlı. Örneğin Habil ve Kabil iki kardeştir, ancak biri erdemli diğeriyse kardeşini öldürecek kadar kıskanç ve hırslıdır (Hristiyanlar için de aynı, Cane ve Abel). Yani insanda kötülük doğasında vardır, az veya çok.

Batı dinlerinde insan doğuştan kötülüğe sahiptir, günah işlemesine engel olması için kurallar vardır hayat boyu nefsini kontrol etmeyi öğrenir.

Doğu dinlerinde insan doğuştan iyidir saftır. Cinayet de işlese, tecavüz de etse tekrar saflığına (aslına) geri dönebilir.
0
alfired
(25.11.22)
"Çocuklara baktığımız zaman aşağılama alay etme zorbalık herşeyin olduğunu görüyoruz"

Sanki bu karakter özellikleri bazılarına doğuştan download ediliyor. Ben çocukken de kimseyi aşağılamazdım, alay etmezdim, zorbalık yapmazdım. Büyüyünce de bunları yapmadım, halen de yapmıyorum. Ama çocukken çevresindeki insanlara bunları yapıp şu anda da itin önde gideni kıvamında olan adamlar tanıyorum. Bazı şeyler çok da değişmiyor bence.
0
magni
(25.11.22)
Mahallede ortaokul var ve sayısız defa öğle arasında erkek öğrencilerin kedi yavrularına işkence ettiklerini, öldürüp kenara attıklarını ve zerre vicdan azabı duymadıklarına şahit oldum. Hop ne yapıyorsun diyince de çizerim arabanı diye dikleniyorlar. El de kaldıramıyorsun elin çocuğuna. Laftan da anlamıyorlar. Çaresiz kaldık. Birkaç seneye elleri bıçak da tutmaya başlar. Çok güzel bir nesil geliyor gümbür gümbür.
0
kurbanlik koyun
(25.11.22)
Valla iyilik de kotuluk de kendi kendimize uydurdugumuz seyler bence. Oyle dogal bir iyilik-kotuluk olayi yok aslinda dogada, bizler sadece hayatlarimizi daha stabil, yasanilir bir hale getirmek icin bu kavramlarin tutsagi haline geldik.

Bu iyilik-kotuluk kavramlari da deger yargilarina bagli olarak degisiyor. Misal nietzsche nin efendi ahlaki dedigi ahlaktaki iyi ve kotu ile su anki genel kole ahlakindaki iyi ve kotu de birbirinden oldukca farkli. Gunumuzde uysal olmak, ses cikarmamak, her seyi sineye cekmek iyilik olarak gozukuyor cunku gucsuzluge bahane olusturuyor. Toplumdaki farkli farkli kontrol mekanizmalariyla zincire vurulmus insanlarin o zincirleri gormesine engel olmanin yani sira yepyeni zincirler ekliyor insan hayatina. Su ya da bu sebeple sessiz olan, pasif olan kisi aktif olmaya calismak yerine 'ben iyiyim onlar kotu' diye dusunerek durumu donguye sokuyor.

Tersine kendini guclu olarak gostermeye calisan kisi de yine ayni sacmaligin icine dusuyor. Surekli guclu oldugunu gostermeye calismakla, kontrolu korumaya calismakla ugrasiyor. Onun icin biseyleri elde edebiliyorsa iyi, elde edemiyorsa da kotudur.

Cocuklardaki olay esasen yetistikleri cevrelerin daha az kontrollu bir yansimasi bana gore. Gorduklerini, yapmak istediklerini cevrenin kosullarina gore taklit ediyorlar. Daha az kontrollu cunku henuz toplumdaki o kontrol mekanizmalariyla icli disli olmadiklari icin kendilerini cok frenleyemiyorlar. Taklit ediyorlar cunku yasadiklarina ve sonuclarina gore olaylari yorumlayip ona gore hareket ediyorlar.

Misal @kurbanlik in orneginden gidelim, o iskence eden kesimdeki cocuklar buyuk ihtimal birilerine/biseylere zarar veren eylemlerin kisilere bisekil getirisi oldugunu gormuslerdir ve o getiriyi elde etmek istedikleri icin oyle davraniyorlardir. Bu getiri diger insanlarin onlardan korkmalari olabilir, ilgi cekme ihtiyaci olabilir, kendini birilerine kanitlama olayi olabilir vs.

Kisacasi, iyilik ve kotuluk yok bana gore. Sadece sonuclar, hedefler, farkindalik ve kendini konumlandirmak var.
0
j r r tolkien hayrani
(25.11.22)
İyilik ve kötülük toplum olarak yaşama için yaratılan kurallarıdır. Doğal ya da doğada bir karşılığı bulunmaz. O yüzden çocuklarda hem iyilik hem de kötülük vardır. Yapmaya devam etmesi istenen hareketlere iyi denir, teşvik edilir. Yapmayı bırakması istenen hareketlere ise kötü denir, cezalandırılır.

Yetişkinlerde iyi ve kötü ayrımı öğretildiği için onları iyi ve kötü diye ayırt ediyoruz. İyi ve kötü gibi sonradan öğrenilen sosyal kavramları bilmeyen ya da yanlış öğretilmiş olan çocuklara iyi ya da kötü diyemeyiz ama iyilik ve kötülük diye ayırt ettiğimiz şeylerin çocuklarda olduğuna emin olabiliriz.
0
nawar
(25.11.22)
Doğuştan öfke, nefret, haset gibi duygulara sahip olduğumuz için kötülük şeklinde tanımladığımız davranışları yapma potansiyeline de otomatikmen sahibiz. Çocukluk döneminde bu vahşi taraf terbiye ve eğitimle törpüleniyor. Veya bir bastırma sürecine giriliyor.

Yani özetle kötülük de iyilik de doğuştan geliyor.
0
psmstc
(25.11.22)
Türdeşlerimiz arasında üstün saydığımız özelliklerimizle sivrilmek, başkalarının beğenisini ve saygısını kazanmak bizim için büyük bir mutluluk kaynağı. Kendimizi, içinde bulunduğumuz topluluğun diğer üyelerinden daha akıllı, daha çekici, daha becerikli, daha varlıklı, daha güçlü vb. duyumsamayı ve övünç duyduğumuz niteliklerimizin diğer insanlarca tasdiklenmesini arzuluyoruz. Üstünlüğümüzü tasdik eden işaretlerle gururlanmak tabiatımızın derinlerine kök salmış bir eğilim. Doğamızdaki bu rekabetçi eğilimler, çocukluk döneminde en çiğ ve yontulmamış halleriyle açığa çıkıyor olmalı.
0
huçi kuçi
(25.11.22)
Kötülük çocukların içinde yaşadıkları evin ebeveyninde ve varsa diğer büyüklerindedir. Her çocuk ailesini yansıtan bir aynadır, hiçbir çocuk bile isteye kötülük yapmaz çünkü bunu bilmeye ve tercih etmeye yetecek bilişsel gelişimi gerçekleşmemiştir.

18 yaş altını değil 12-13 yaşa kadar olanını söylüyorum.

Zorbalık dediğin şey de çocuğun ailesinde gördüğü ve taklit ettiği şeydir. Ben, sırf güç gösterisinde bulunmak için arkadaşını döven çocuğunu tam da bu şekilde (güç gösterisinde bulunmak için dövmüş, bişey yok diyerek) savunan aile biliyorum!

Onun için kötülük ailelerdedir. Onda da yine bir cevaz vardır, ailelerin kötü olarak düşünmedikleri ve yapmaktan çekinmedikleri bir alay etme dalga geçme hareketi mesela, önemsizleştirme, yersiz cezalandırma, şiddetle karşılık verme, tutarsız davranma gibi farkında olmadan yaptıkları her şeyi çocuklar aynen taklit ederler ve buna akran zorbalığı deriz. Sorun bize aittir çocuklara değil, onlar doğaları gereği görerek ve taklit ederek öğrenirler.
0
muhayyer divan
(26.11.22)
boş sayfa, aile kalıplarla bunu dolduruyor. bir de güdü var çocukta, yaşa bağlı olarak anlamlandırmaya büyüdükçe başlıyor. meşhur alageyik videosunda ablasına şaplatan kardeş bunun değişik versiyonudur.
0
evimin paspasi
(26.11.22)
(4)

psikoterapistlere ve terapi alanlara bir soru

portico quartet
ekonomik sıkıntıların psikoterapiye erişimi ne yönde etkilediğini merak ediyorum. aramızda psikoterapist olanlar varsa, danışan sayınızda son yıllarda/aylarda nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? benzer şekilde terapi alan ya da geçmişte almış olan kişilere de şunu sormak istiyorum: seans ücretleri t
ekonomik sıkıntıların psikoterapiye erişimi ne yönde etkilediğini merak ediyorum. aramızda psikoterapist olanlar varsa, danışan sayınızda son yıllarda/aylarda nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? benzer şekilde terapi alan ya da geçmişte almış olan kişilere de şunu sormak istiyorum: seans ücretleri terapiye devam etmenizi zorlaştırdı mı, bunun için terapiyi bıraktığınız oldu mu?
0
portico quartet
(25.11.22)
bi arkadaşım parası oldukça terapiye gidiyor, parası olmadığında ara veriyor
0
freebird5406_2
(25.11.22)
Psikiyatrik tedavi gören her kişi psikoterapi almalıdır ama ücret yüksekliği benim hiçbir zaman ilaçla eşzamanlı olarak terapi alamamama sebep olmuştur. Bıraktığım da çok oldu, başlayamadığım da.
0
muhayyer divan
(25.11.22)
Bilmiyorum ama bana son yillar aylarda artti gibi geliyor. cunku terapinin ise yararliligi tartisiliyorken "herkesin" terapi almasi getektigine inanilan bi yere geldik. terapistler de artti, online siteler vs derken ulasim kolayligi da ustune.

son soruya cevap evet parasizliktan ara verilebilir.
0
ala09
(25.11.22)
Son yıllarda aslında psikoterapiste olan ihtiyaç ve farkındalık arttı. Bununla beraber ücretli / düşük ücretli sistemler de fazlalaştı. Maalesef hala psikoterapinin "lüks" olduğuna inanan bir çoğunluk mevcut oysa belediyeler / stklar / halk sağlığı merkezleri / devlet hastaneleri / üniversitelerde ve bazı özel çalışıp kontenjan ayıran psikoterapistlerde ücretsiz - uygun ücretli psikoterapi hizmeti var.
0
charbiel
(25.11.22)
(4)

Covid’de hapşurma oluyor muydu?

regina phalange
Burnum akıyor ve hapşurıyorum birkaç saattir. Covid miyim acaba?
Burnum akıyor ve hapşurıyorum birkaç saattir. Covid miyim acaba?
0
regina phalange
(24.11.22)
Test yaptırmak istersen çekinme...

Alerji testi de yaptır istersen...
0
muhayyer divan
(24.11.22)
omicron varyantinda oluyor.
0
taurina
(24.11.22)
bende de öyle olmuştu covid. sonraki günler de sırt ve kas ağrısı ile devam etmişti. geçmiş olsun.
0
kurbanlik koyun
(24.11.22)
ilk gün olmuştu bi daha olmamıştı bende de.
0
takunyali kokos
(25.11.22)
(4)

cilt kanseri erken teshis ile alakali pozitif seyler

ala09
soyleyebilir misiniz? :)not: ben degilim
soyleyebilir misiniz? :)

not: ben degilim
0
ala09
(24.11.22)
Erken teşhis hayat kurtarır ama bakarsın o da yanlış teşhistir? Tek doktorla yetinmeyen ve çok doktora göründüğü için kâra geçen çok insan var, üzülmesin.

Ayrıca D vitamini, güneş, toprak, ağaç, temiz hava ve bol bol oksijen, 23.00'te uyumuş olacak şekilde şahane bir gece uykusu, şekerli ve paketli gıdalardan kaçınmak, stres esnasında güven duygusuna sarılmayı öğrenmek, hayatta yeni anlamlar ve tadlar bulmak elbette her türlü ilaçtan çok daha kuvvetli etki edecektir. Korkmasın!!! O bize lazım. Güçlü olsun sıradağlar gibi dursun bakalım. Biz onunlayız. <3 <- kalp.
0
muhayyer divan
(24.11.22)
cilt kanseri olan çok yakın bir akrabam oldu. ileri evredeymiş üstelik. radyoterapi aldı. bu süreçte birkaç kişi tesadüfen duydu, mecburen söylediler. başka kimseye söylemedi, çünkü insanların üzgün sesle arayıp "ayyy çok geçmiş olsun, duyduk, üzüldük" demesini istemedi. çok da iyi etmiş. ben de karşılaştığımda hiç bu konudan bahsetmedim. çok rahat geçirdi. yaraları oldu, acısı da olmuştur, ama çoğu zaman hasta olduğunu unuttum, uzağımdayken aklıma geliyor.

ailesinden bana bu haberi gizlice veren kişi "en kolay atlatılan kanser türüymüş" demişti. cildin daha ağır yaralanması gibiymiş ve geçecekmiş, demişti. çok geç fark etmelerine ve hastalık ilerlemiş olmasına rağmen söyledi bunu. en son görüştüğümüzde turp gibiydi, yine aynı kişiye sordum, şükür atlattık demişti.

size moral olsun diye yazmadım, gerçekleri söyledim. ama umarım moral de olur. geçmiş olsun. sevgiler.
0
lovemyself
(24.11.22)
doktorlar 1 sene boyunca kanser oldugunu anlayamadigi icin bizde de cilt kanseri ileri seviye yakalanma durumu oldu, kanser buyumustu ancak mucize sekilde lokal kaldi,,bu sayede sikintisiz atlattik...interneti okuyunca buyuklugunden dolayi cok umutsuzluga dusmustuk ancak oyle olmadi cok sukur
0
monicapp
(24.11.22)
Okuduğum kadarıyla iyileşme oranı en yüksek kanser türlerinden birisi. Geçmiş olsun.
0
pispinti
(24.11.22)
(5)

Müzik türlerinden sonra kesme işareti gelir mi?

havadakarada
En güzel müzik türü poptur, ikincisi rockdır.Kesme işareti ile ayıralım desek pop veya rock için ilk harf büyük olması gerekir. Nedir doğru kullanımı?
En güzel müzik türü poptur, ikincisi rockdır.


Kesme işareti ile ayıralım desek pop veya rock için ilk harf büyük olması gerekir. Nedir doğru kullanımı?
0
havadakarada
(23.11.22)
Okunuşu yazılışı ile aynı ise kesme kullanılmaz, değilse kullanılır.
Rock'tır olur çünkü ünsüz sertleşir, kesmeden sonra da sertleşir.
0
Bruce
(23.11.22)
Müzik alanında yazıyorsan evet. Çünkü kendi alanı içinde kullanılırken özel isim haline gelir.
0
muhayyer divan
(23.11.22)
R büyük harf olmayacak tabii ki, değil mi?
0
🌸havadakarada
(24.11.22)
@muhayyerdivan dediğin şekilde "... Pop'tur, ikincisi Rock'tır" gibi oluyor.
0
🌸havadakarada
(24.11.22)
Evet doğru. Eğer müzik alanı içinde yazışıyorsan böyle olmalı. Hani astronomi alanında yazışırken "Ay'ın" veya "Güneş'e" yazmak gerektiği gibi.
0
muhayyer divan
(24.11.22)
(1)

Hangi yakın gözlük çerçevesi daha kullanışlı?

1980
Fotoğraftaki oyuncak gibi minicik yakın gözlüğü çerçevesi için bir optik mağazası, “en kullanışlı olanlar bunlar, sadece 30-40cm mesafe için kullanılacağından burnun ucunda durur, karşıya bakmak için gözlüğün üstünden bakarsınız, en çok bunlar tercih ediliyor” dedi. Başka bir optik mağazasında ise,
Fotoğraftaki oyuncak gibi minicik yakın gözlüğü çerçevesi için bir optik mağazası, “en kullanışlı olanlar bunlar, sadece 30-40cm mesafe için kullanılacağından burnun ucunda durur, karşıya bakmak için gözlüğün üstünden bakarsınız, en çok bunlar tercih ediliyor” dedi. Başka bir optik mağazasında ise, “istediğiniz çerçeveye cam yapılır, normal çerçeveler miniklerden daha kullanışlı, diğerinden sıkılırsınız” dediler, onlarda minicik olan çerçeveden yoktu. Kullananlardan yorum rica ediyorum, hangisi daha kullanışlı? Optikçiler elindeki ürünü mü satmaya çalıştı acaba emin olamadım.
0
1980
(23.11.22)
Ellerindeki ürünü satacaklar tabii. Ama yakın gözlüğü olanların çok büyük çoğunluğu ya minik gözlüklüdür burun ucuna indirirler ya da normal büyüklükte gözlüğün camlarının alt bölümüne yakın camı entegre ettirirler. Sen sana hangisi daha uygun veya rahat gelirse onu al. Başkalarının dediğine bakma.
0
muhayyer divan
(24.11.22)
(6)

Kendisine muhtaç olunduğunu anlayınca bilerek işi uzatmak eyleminin adı ?

sassot
Birinden bir şey istiyorsunuz tek yapabilecek kişi o. Kendisi de bunun farkında ve uzattıkça uzatıyor sizi süründürüyor, bu eylemin adı ne. Ne deniyor yani buna.Tam tersi davranışın adı minnet etmek ama karşısındaki kişi böyle davranınca belli bir kelime var mı tanımlamak için ?
Birinden bir şey istiyorsunuz tek yapabilecek kişi o. Kendisi de bunun farkında ve uzattıkça uzatıyor sizi süründürüyor, bu eylemin adı ne. Ne deniyor yani buna.

Tam tersi davranışın adı minnet etmek ama karşısındaki kişi böyle davranınca belli bir kelime var mı tanımlamak için ?
0
sassot
(23.11.22)
Süründürmek.
0
pispinti
(23.11.22)
Ağırdan satmak???
0
hayalhayal
(23.11.22)
Doğrudan bu tavrın karşılığı değil ama "naza çekmek" denilebilir belki. "Kendini nimetten saymak"ı da çağrıştırıyor bir paça.
0
huçi kuçi
(23.11.22)
Bir takım çevrelerde buna yokuş yapmak da deniyor.
0
IncredibleMau
(23.11.22)
Bizim 14+bodrum= 15 katlı apartmanın asansörleri ikide bir bozukuyor ve asansörleri takan şirket sürekli aranıyor, sürekli tamir ediliyor ve hemen üstüne sürekli bozuluyor. Böyle bir döngü var.

Çok tabii olarak şirketten işkilleniyoruz, sırf daha fazla para kazanmak için tamir etmediği halde etmiş gibi veya tamir edip başka yerini bozup gitme gibi bir kancıklık yapıyor olabilir.

Bahsettiğin şey bu tarz bir şeyse bana göre bu kancıklık. Ama daha hafif ya da daha duygusal ifadeler de kullanılabilecek davranışlar olabilir. Olayı tam tarif edersen belki daha kolay buluruz. Kişilerin arasındaki hukuk nasıl mesela. Gibi.
0
muhayyer divan
(23.11.22)
Aradığınız kelime "istismar".
0
mikro patlama
(24.11.22)
(11)

Deprem uyarı sistemi (Android) birkaç saniye önceden uyarıyor mu gerçekten?

ermanen
Bir haberde soyle yazdi:"Gece Düzce'de yaşanan depremden 3-5 saniye önce Google tarafından bildirim gönderildiği takipçilerimiz tarafından aktarılıyor."Deprem uyarisi, Android telefon ayarlar kismindan, konum ya da guvenlik acil durum menusunden aktif hale getirilebiliyor.Bu uyari bikac saniye onced
Bir haberde soyle yazdi:

"Gece Düzce'de yaşanan depremden 3-5 saniye önce Google tarafından bildirim gönderildiği takipçilerimiz tarafından aktarılıyor."

Deprem uyarisi, Android telefon ayarlar kismindan, konum ya da guvenlik acil durum menusunden aktif hale getirilebiliyor.

Bu uyari bikac saniye onceden geldi mi gercekten? Nasil biliniyor bikac saniye oncesinden? Tahmini olarak dipteki yer sarsintilarindan mi?
0
ermanen
(23.11.22)
Aynen uyarıyor. geçenlerde 3,8 mi neydi deprem oldu gece 2 sularında. Android uyarı sisteminden 4 küsür şiddetinde deprem bekleniyor şeklinde bildirim geldi. Okuduktan sonra saniye geçmeden sallandık.
Nasıl bilindiğini bilmem de keşke 3-5 saniye 3-5 dakikaya çıksa
0
metos
(23.11.22)
bence %100 sağlıklı değil sistemler.
buna güvenerek hareket etmemek lazım, malum bizim memlekette depremde balkondan atlamak ata sporu. o yüzden bildirim gelir gelmez millete panik yaşatması kötü sonuçlar doğurabilir.
0
erty_ksk
(23.11.22)
Hayır 5 saniyede ne değişecek acaba? Bana çok ciddi dalga geçiliyormuş gibi geliyor. Hatta, yakında deprem habercisi bir takım giyilebilir teknolojiler satışa sunulacakmış gibi de geliyor.
0
muhayyer divan
(23.11.22)
Bana da 1 keresinde bildirim gelmişti 3 saniye kadar sonra deprem oldu. 3-5 saniyede çok şey değişir. En azından deprem olacak sakin olmalıyım hissine girersin, bir anda panik olmazsın.
0
sassot
(23.11.22)
Deprem öncesinden bilinmiyor. @biseysorcaktim 'ın dediği gibi deprem olduğu anda yayılan primer dalgalar ilk uyarana ulaştığı anda bildirim gidiyor olması lazım. Yani merkeze yakınsan ya da bağlantıda herhangi bir yavaşlama olursa erken haber alamazsın. Aksi halde teknoloji el verdiğince ulaşır.
0
nawar
(23.11.22)
depremin enerjisi ses hızında yayıldığı için. bu uyarının süresi deprem merkezine olan uzaklığa göre değişir. deprem merkezine 10km uzaklıkta biri için bu 5-10 saniye kazandırabilir. tabi birincil dalganın erken tespiti de bu konuda önemli.

ama merkez üsten uzaklaştıkça zaten etkisini yitireceği için asıl yıkıcı olduğu bölgede erken uyarı sistemi bir avantaj sağlamıyor. 3-5 saniye önce uyarıyı alanlar depremin merkezinden uzaktadır.
0
orpheus
(23.11.22)
@muhayyer divan "Hayır 5 saniyede ne değişecek acaba?"
Saka mi bu, her saniyenin onemi var.
0
speedy
(23.11.22)
@speedy

Bence asıl 5 saniyeye çok fazla anlam ve değer yüklemek şaka. Ne halde olacaksınız o anda bilmiyorsunuz. O anda telefonu görebilecek misiniz bildirimi alabilecek misiniz bilmiyorsunuz. Son derece saçma bir halde olabilirsiniz, iç dünyanız depreme hiç ummadığınız bir tepki de verebilir ve 5 saniyede hiç beklemediğiniz işler yapabilirsiniz, 5 saniye kadar kısa bir süreye bu ne çok değer biçmek??

Sanki binalarımız sapasağlam, sanki bu ülkede yaşam standartları sürekli yükseltiliyor, sanki insan hayatına verilen değeri sürekli yüceltiliyor... ne komiksiniz!!
0
muhayyer divan
(23.11.22)
modern dünyada neyse ki kimse "5 saniyede ne olacak ki yaaaa" gibi düşünmediği için bu tarz teknolojiler hayatımıza dahil oluyor.

5 saniye hiç ummadığınız kadar hayat kurtarıcı olabilir. Tabii ki bu insanın iç dünyası düşünülerek yapılmıyor bu sistemler. Ya da siz koşa koşa dışarı çıkın diye değil, güvenli bir pozisyon alın diye önemli.

Şimdi önce nasıl çalıştığını anlatayım:

basitçe anlatmak gerekirse telefonların içinde titreşimleri algılayabilen sensörler var. Genelde deprem öncesinde bizim doğrudan hissetmediğimiz bir ilk dalga geliyor. Sensörler bunları fark ediyor. Bir bölgede aynı anda binlerce telefon bu sinyali aldığı zaman Google diyor ki burada bir sismik hareket var.

Kendince tahmini bir ölçüm yapıp etki alanında kalabileceğini düşündüğü tüm noktalara uyarı gönderiyor.

Şimdi gelelim bu neden önemli?
-Yoldaysanız aracı güvenli bir şekilde durdurmak için 5 saniye yeterli bir süre. Şiddetli bir sarsıntıda araç kontrolden çıkabilir.

-Yukarda da yazılmış, trenleri, iniş yapan uçakları, pistte hareket eden uçakları durdurmak ya da en azından yavaşlatmak için zaman kazanıyor.

-Fabrikalarda tehlikeli makineleri durdurmak için yeterli süre.

-Eğer bir cihazı mesela bir vinç, bir güvenlik tertibatına bağlamak gerekiyorsa sarsıntı başlamadan yapabilmek için önemli bir süre.

-Bu uyarı insanlar bulundukları yeri terk etsin diye yapılmıyor. 5 saniyede binaları boşaltamazsınız. Ama bina içinde güvenli bir pozisyon alabilmek için yeterli bir süre.
Akut yıllardır "yaşam üçgeni" diye bağırıyor. Bina çökse bile, büyük ve sabitlenmiş eşyaların yanında doğru pozisyonu alan insanların sağ kurtarılma şansı daha yüksek diyor. 5 saniye içinde evde ya da ofiste doğru pozisyonu alabilirsiniz.

-Büyük binalarda merkezi sistemde doğalgazı otomatik kesmek için işe yarar.

-Binada yanan bir şömine, soba, kuzine varsa, 10-15 saniye kazanmak en azından bir sürahi su döküp söndürmeye yarar. Mesela çok acı ama 12 kasım 1999 Düzce'de kış başladığı için birçok enkaz içten içe yandı. Çünkü kıştı, herkes soba yakmıştı. O sobalar devrildi. O insanların çoğu 10 saniye önce bilse en azından sobasına su döker söndürürdü.

-Sokaktasın, en azından 5 saniyede binaların yakınından uzaklaşıp açık alana koşarsın.

Bu önlemler 1 kişinin bile hayatını kurtarabilecekse kurtarsın düşüncesiyle yapılıyor. Elbette büyük bir depremin etkisini hafifletmez 5 saniye önce haber almak. Ama yaralanma ya da kayıpları %5 azaltsa bile kâr.
0
anten
(23.11.22)
Uyarıyor. Ancak bugünkü depremde bildirim gelmedi.
0
baldan kaymak
(23.11.22)
uyarı sistemi otoyoldaki tüm araçları uyarsa
yarısı yavaşlamaya karar verse
yarısı yola devam etse
tamamı kazaya karışır

hayat üçgeni muhtemelen oluşmaz, oluşsa da kimse 10 kat apartmanı kaldırıp sizi kurtarmaz (yardım bekleyenlerin %99,9999 una sıra gelmez)
enkazda kalırsanız bari naaşınızın bulunması için dua edin

bina iyi olacak bina stoğu yenilenecek
www.youtube.com

yani yapacak bir şeyiniz yok, endişe etmeyin
0
comp
(23.11.22)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.